17.1 C
Hamburg
Donnerstag, Oktober 1, 2020
Start Bücher Yazar Deveci ile Söyleşi: „Kültür ve sanat hepimizin doğal ihtiyacı…“

Yazar Deveci ile Söyleşi: „Kültür ve sanat hepimizin doğal ihtiyacı…“

Sayfamız yazarlarından ve danışmanlarından Hamburglu Yazar Süleyman Deveci ile gerçekleştirdiğimiz geleneksel söyleşimizi yayınlıyoruz:

Bir ara ricamızı kırmayıp sayfamız takipçileri yazar arkadaşlarla söyleşilere başladınız. Sonra ne olduysa birden bıraktınız. Bizler de mail aldık, söyleşi vermek isteyenler vardı. Neden bıraktınız, bu konuda bize bir açıklamada bulunabilir misiniz?

Şimdi söyleyeceklerim kimine kaba veya kaprisli veya kibirli olduğum gibi gözükebilir ama anlatmazsam galiba bana dert olur. Kıl oldum resmen. Düpedüz insanı kabız ederler derler ya hani, öyle tiplemelere denk geldim. Yahu adının önünde bir de yazar sıfatı var. Mesafe de uzak, yakında olsa gider yüz yüze söyleşini yapar bitirirsin. Yanıtlayamayacaksın niye soru istiyorsun? Birden zamanı olmadığını hatırlıyorlar, ee baba baştan niye söylemiyorsun? Dürüst de değiller asıl nedeni söyleme konusunda. Babamın oğlu musun sana hoşuna gidecek sorular sorayım? Hem kişisel bilgiler değil ki senden istenen. Danışıklı dövüş mü yapıyoruz burada? Muhataplarımı bu konuda oldukça gayrı ciddi gördüm, bir daha da birisiyle uzaktan söyleşi yapmama kararı aldım. Görende zanneder bu arkadaşlar haftada bir söyleşi veriyorlar, o kadar yoğun bir tempoları var. Kendisine değer vermeyen birine değer vermek istememin anlamsızlığını gördüm ve yapmama kararı aldım. Böyle yazar sıfatlı kabzımal mentalitesinde insanlara epeyce denk gelince pes ettim diyelim.

Benzer bir davranışla sizlerin de daha önce karşılaştığınızı öğrendiğimde bu yolun çok saçma ve kırıcı olduğunu gördüm. Böylelerinin varlığından haberim olsaydı zaten hiç kalkışmazdım. Saflık bizde bu konuda. Biz ne yapmak istiyoruz, ayranı olmayanlar ne yapmak istiyorlar. Bence herkese hak ettiği kadar değer verilmeli, öbür türlü yanlış yaparsınız.

Yani artık söyleşi yapmıyorsunuz….

Hayır öyle bir şey demedim. Uzaktan veya yazılı söyleşi diyelim yapmıyorum. Hamburg’da yaşıyorum. Söyleşiyi gerektirecek olaylar, insanlar olduğunda tabii ki yapıyorum, yapacağım da. Örneğin Hamburg’a gelen hemen her sanatçı, özellikle de edebiyatçı ile karşılıklı kapsamlı ve kalıcı söyleşiler yaparım. Ama son anda benden birşeylerin istenmesi haksızlık. Kendi normlarımda iyi bir söyleşi için bana bir saat yeter. Kalkıp ta buralara kadar geliyorlar, gün boyu geyik yapmadığı insan bırakmıyorlar Hamburg’da, beni de araya sıkıştırıp hadi benimle de, bir söyleşi demiyorlar röportaj yapıver diyorlar. Bu konuda oldukça seçici ve titizim, kişileri de konuları da ben seçiyorum, gelecekte de bu böyle olacak. Ama ciddi şahıslar geldiğinde ve adam gibi öneriler aldığımda neden olmasın. Ben söyleşi okumayı da, yapmayı da çok severim. Ayrıca öyle korkum dahası çekingenliğim filan da yok, hep muhaliflerle veya yazar ve edebiyatçılarla yapacağım gibi bir saplantım da yok. Ben gazetecilikten dahası medya organı yaratıcılığından geliyorum ama bu işlere sıradan muhabirlikle başladım. Söyleşi bende hep en üst sıralarda kalacak eminim, yapmamak ne kelime…

Eskisi gibi sıkça kitap değerlendirmeleri, yorum ve tanıtımları yapmıyorsunuz. Özel bir nedeni mi var….

Yayınlanmamış bilmem kaç yüz yorum ve tanıtım yazıları defterlerde duruyor. İşim yok onları temize çekmekle mi uğraşayım? Ama asıl kitap tanıtımlarını artık yazmamamdaki ana neden, en son resmi istatistiklerdeki rakamlardı beni soğutan. Okumayan bir topluma, okuyanların da okuduklarını zaten anlamayacakları bir kalabalığa bunu da okuyun ha demenin saçmalığını anladım. Ayrıca Almanca yazdığım bir değerlendirme ile Türkçe yapılanın birkaç yüz katı olması beni bu konuda silkeleyip kendime getirdi diyelim. Karar aldım 2019 yılı film yılı olacak …

Tam da bu noktada hemen soralım. Yılın başından beri özellikle sinema filmi tanıtımlarına ayrı bir önem veriyorsunuz. Özel bir nedeni mi var? Sorabilir miyiz?

Yanlış takip etmişsiniz beni, ya da yetersiz. Ben 2008’de de film değerlendirmeleri yapıyordum. Bu bloğa başladığımda da arada bir de olsa filmler hakkında yazdım. Bir roman yorumunu yüz kişi okuyorsa eğer bir film yorumunu binlerce insan okuyor. Adminler ziyaretçi sayısını karşılaştırdılar, Pirtuk u Weje‘yi aşmadı ama çok yaklaştı okunma sayısı, ki siz dünyanın her ülkesinden izleniyorsunuz. Ben de ise daha on beş ülke olmadı. Avusturya ilk sırada, Türkiye ikinci. Demek ki halkımız sinemayı ve film yorumlarını seviyor. Kültür ve sanat hepimizin doğal ihtiyacı. Zevk ve keyif alıyorum yazarken. Okuma ve yazmalarım arasında dinlenmek için film izliyorum, izlediklerimi de yazıya döküyorum. Hepsi bu. Öyle büyük bir amacım veya hedefim yok bu konuda. Dinlenmek için yazılan yazılar diyelim.

2

Artık kitap yayınlamıyorsunuz, yoksa yazmıyor musunuz?

Tam da sorulacak soru hani. Ne demek yazmıyorsunuz, mümkün mü bu? Siz hava almadan, su içmeden yaşayabilir misiniz? Ben de yazmadan duramayan değil yaşayamayanlardanım. Hayır hergün düzenli olarak yazıyorum. Ama bu sıralar kendim için yazıyorum. Yayınlanması gibi konulara artık kafa yormuyorum. Ciddi bir yayıneviniz yoksa ayrıca bir de kitap yayınlamak, eline geçmesini beklemek, ilgisiz okuyucuya ulaştırmak için uğraşmak benim tarzım değil. Hayat çok kısa, buna ayrılacak zamanda insan yüzlerce roman okur, kaç yüz sayfa yazarım ben. Ayrıca o okumama, okuyanların da anlamama istatistikleri moralimi çok bozdu. Kim için, ne yazıyorum, bu uğraşı, koşuşturmaca neden?

Düzenli aralıklarla hemen her gün makale yazıyorum. Geçen yılın sonundan beri Hamburg’un tarihi ile ilgili öyküler yazıyorum. Tamamlanmamış romanlarımla hergün uğraşıyorum. Yayınlanmamış binden fazla öyküm varken canım istedikçe hâlâ öyküler yazıyorum. Bu kadar yetmeli. Benim çalışma hızıma birilerinin laf söyleyebilmesini kabullenmem zor. Ama bunları okurla pek paylaşmıyorum. Zaten sizin dışınızda söyleşi verip kendim hakkında derinlemesine bilgi verdiğim başka bir organ da yok. Gerçi bu defa pek öyle görünmüyor, biraz hızlıca ilerliyoruz gibi. İnsanlar ayrıca nereden bilsinler benim nelerle uğraştığımı, edebiyat tutkumun derinliğini? Dedikodu yapıp pili o kadarmış diyorlarmış. Milletin ağzı torba değil. Şükür tanıyanlar var, avukatlığımı onlara bırakıyorum. Boşa enerji harcamayı sevmeyenlerdenim. Sağlık yönünden bir engel yaşamadığım sürece ölene kadar öykülerimi, makalelerimi, yorumlarımı yazmaya devam edeceğim. Tanıyanlar bilirler bu konularda ne kadar katı ve ilkeli olduğumu, en az insanlar kadar okumaya ve yazmaya da değer verdiğimi.

Hocam söyleşilerimiz artık gelenek oldu. Her yıl bir söyleşi yapıyoruz sizinle. Bir yıl Türkçe bir yıl Almanca olmak üzere. Bu yıl böyle olsun istedik. Ricamız bize şöyle genel anlamda bizi anlatırmısınız? Siz Pirtûk û Wejê’yi nasıl görüyorsunuz?

Valla iyi görüyorum diyerek başlayabilirim. Çıkış koşulları, geçirdiği süreçler. İnanmazsınız hatta bu konuda özel bir de değerlendirmeler defterine başladım. İnce bir kitapçık olabilecek kadar gözlem ve yorumlar çıktı ortaya. Belki onuncu veya yirminci yılında kamuoyu ile paylaşırız.

Herşeyden önce siz isimsiz özverileri, gerçek bu işin hamallarını ben canı yürekten kutlarım. Memleketteki üniversitelileri, güvenlik gerekçesiyle yeteri kadar şeffaf olamayıp yine de onca işi omuzlayanları. Sonra yer yer Kürtçe çeviri yapıp, arada bir de olsa omuz veren Kürt yazarları tek tek kutlamak gerekir.

Genel gözlemim her geçen yıl hem içerik olarak zenginleşmek, hem de ilgilenip ziyaret edenlerin rakamlarındaki artış olumlu gelişmelerin en başında geliyorlar. Yeterli mi, hayır değil, amaç bir yazarlar kollektifi oluşturmaktı buna daha epey uzağız. Çok değerli yazar dostlar edindik. İçlerinden gerek Hüseyin Habip Taşkın olsun, gerek Şair Ali Şeker, Mehmet Söğüt, Mehmet Taşdemir, Adil Okay, Muzaffer Oruçoğlu, Tekgül Arı, Şair Nisa Leyla, , Aso Zagrosi, Newaf Miro veya Lokman Polat olsun en çok okunan yazar ve şair dostlar. Arada bir duraklamalar olsa da veya gaza gelip yazılarını yollayanlar olsa da, düzenli bir devamlılık henüz arzulanan boyutlarda değil. Biz yeteri kadar çağrı yaptık. Günde birkaç bin ziyaretçi alan hangi Kürt medya organı veya bir edebiyat sayfası var bana gösterin. Tıklanan demiyorum, yazıları okunan yani. Bilmem kaçyüzbini aşalı epey oldu sanıyorum. Bu rakamlar gün geçtikçe artıyor. Bunlar sevindiren kazanımlar. Zamanla dev bir arşive dönüştüğümüz ortada. Evet evet henüz bir yazarlar kollektifi olmaya çok uzak ama biz farkına varmadan muazzam bir arşivin olduğu, oluştuğu aşikâr. Bazen yazar dostlarımdan sıkça duyuyorum, ‘ben Kürt edebiyatı diye bir şey olduğunu veya bu kadar kapsamlı olduğunu bilmiyordum’ lafını sıkça tekrarlıyorlar. Hiçbir işe yaramamışsak eğer gelecek kuşaklar için her daim başvurup yararlanabilecekleri doğal bir kaynak yarattık diyebilirim. Övüncü bize, utancı pasif izleyicilere diyelim.

Bu arada Kürt yazarlara bir çağrınız olacak mı?

Neden sadece Kürt yazarlar? Olacaksa bence hepsine çağrı yapılmalı. Ayrıca ben yeteri kadar çağrı yaptım. Ne çağrısı yapayım? Sen çağırdıkça yazarlar kaçarlar. Bırakın bir gün ihtiyaçları olduğunda onlar sizin kapınızı çalarlar. Zira bu piyasada sizden daha ciddi, kararlı ve kaliteli çok az kapı var çalabilecekleri. Bu bir gönüllülük ve bilinç işi. Dışarıdan zorlama veya etkiyle olabilecek bir şey değil. Aşağılık kompleksi, kişisel sorunlar, yetersizlikler, yetmezlikler, ailevi problemler, arayıp bulunmak isterse nice engel ve sorunla uğraşıyorlarken, bunların kendi sanatsal yaratıcılıklarını yiyip bitirdiğini kendileri görmezken bizim ikide bir onlara çağrı yapmamız anlamsız. Gözlerini açıp kendine gelenler zaten kendince desteğini sunuyor.

Arada bir saldıranlar da var. Yok Kürtleri asimile ediyormuşuz, Kürtçeye az yer veriyormuşuz…

Cahili iknaya harcayacağınız enerjiyi araştırma ve incelemelerinize verin. Demek ki zavallı sayfaları incelememiş. Kurulduğundan beri beş dilli hizmet sunan bir sayfaya böyle demek akıl kârı değil. Ona kimse engel olmuyor otursun Kürtçe sayfalarını çıkartsın. Hem biz kimseleri zorlamıyoruzki sayfaları ziyaret edin, açın yazıları okuyun diye. Anlamaya da çalışmayın, gülün geçin böylelerine. Kürtler dünyanın dört bir yanına dağılmış ve okur kitleniz dünyanın her ülkesinden. Neden bu darlık, Kürtçe ıslık çaldı diye tutuklayan Türkiye hükümetinin görevlileri gibi, yelleneceksek Kürtçe yellenelim esprisi. Sen öyle biz böyle doğru buluyoruz. Ayrıca bu işlerin otoritesi Kürt yazar ve edebiyatçı dostlarımız verdiğimiz emeğin kıymetini bilen ve desteklerini esirgemeyen insanlar. Bence bunlar ne diyor, bunların söyledikleri daha önemli. Size art niyetle yaklaşanların bir çakıl taşı değerinde bu kültüre hizmeti ve desteği yokken bol keseden atıp tutmalarını ciddiye almayın derim.

Sizce iyi bir yazar kimdir diye sorsak…

Saçma bir soru derim. İyi bir yazar olmanın kıstası ne? Kim karar veriyor buna, yayınevi mi, dağıtımcılar mı, çok satanlar veya satamayanlar listesi mi? Yoksa ahmak okurun ta kendisi mi? Yazan her yazar iyi yazardır bence. Ama küçük yazar mıdır, yoksa büyük mü diye sorarsanız bakış açım değişir. Marks bile yazarın para için yazmaması gerektiğini söyler. Geçimini sağlayabilmesi için ama karşılığında para alınması gerektiğine değinir. Bizde çizgi ve sınır tamamen birbirine karışmış vaziyette. Ayrıca yazarların tamamıyle kendilerini bu işe veren insanlar olması gerektiğinden de dem vurur. Bu herkesin kendi tercihi, kim nasıl bir yazar olduğuna ancak kendisi karar verir.

Şimdi karşınızda şöyle bir yazar düşünün. Çok iyi şiirler veya öykü veya romanlar yazıyor. Ama kendisinden başka hiçbir meslektaşının okuduğu bir eserine ne yer vermiş, ne yorumlamış, ne de bir bir yerlerde değerlendirmede bulunmuş. Benim kıstaslarıma göre bu yazar bal gibi de küçük bir yazardır. Kendisini dünyanın merkezine koymuş, güneşin sadece kendi kıçından çıkıp kainatı aydınlattığını zanneder. Ona göre de edebiyat dünyasında konuşlanır. Herkes ondan bahsetsin ister. Ama o kimse hakkında konuşmaya yanaşmaz. Kısırlığın zirvesi. Onun dışında bence zamanın ötesine sarkabilecek anlatımların yanında yaşarken ki toplumsal duruşu, iktidar ile arasındaki ilişkiler de kıstas. Ezilenlerden yana mı, yoksa lafı geveleyip ben tarafsızım derken bile saflarını belirleyip bilmeyenlerden mi bakılmalı. Ama genel geçer kıstas okurun ta kendisi ve sevgisi. Sonlarken umarım gelecek yıl benden daha az ama kitap ve edebiyattan daha çok konuşuruz.

Hocam teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

07.03.2019

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Startschuss für die neue Europäische Rohstoffallianz

Dienstag werden Vizepräsident Maroš Šefčovič und der für den Binnenmarkt zuständige EU-Kommissar Thierry Breton die Europäische Rohstoffallianz ins Leben rufen. Sie führt die Industrie,...

Burun estetiği operasyonlarına ilişkin uyarı

Medicana Avcılar Hastanesi Op. Dr. Ali Divil, "Burunda pek çok farklı nedenden dolayı yapılabilen rinoplasti, travmalara bağlı olarak oluşan şekil bozukluklarının estetik ve işlevsel...

DHL Paket erhöht Paketpreise für Geschäftskunden ab 1. Januar 2021

Stark gestiegene Transportkosten, höhere Personalkosten sowie nochmals gestiegene Investitionen machen die Preisanpassung erforderlich. Schwere Pakete besonders von Preiserhöhung betroffen DHL Paket erhöht ab 1. Januar...

Oya Pervin Pelit: EMEK SAHİPSİZ İSE SAVRULUR

Binbir emekle gurbette tam da gurbetçilerle çekilmiş filmin kara yazısı ''Savrulan Emekler ''adlı filmde bütünleşir. Film, Almanya’da yaşayan Türk ailelerinin hikâyesini konu edinir. Türkan,...