10.5 C
Hamburg
Mittwoch, Mai 12, 2021
StartHomeBlow up - Cinayeti Gördüm

Blow up – Cinayeti Gördüm

Hiç düşündünüz mü insanlar gerçek hayattan ne zaman kopmaya başlarlar, başka boyutları benimseyip aslolandan uzaklaşmayı tercih ederler? Hem de gönüllü olarak? Binbir yüzü, gerekçesi, dış etkeni sıralanabilir. Bizim gibi geri kalmış toplumlarda belki bu o kadar karmaşık değildir ama ilerlemiş toplumların sancılı bireyleri öyle mi? Bu film örneğinde bir cinayete bilmeden şahitlik etmek yetip de artıyor bile. İsmi sizi yanıltmasın karşınızda bir polisiye film değil sanat filmi var. Hem de öyle bazılarının yaptığı gibi sıkıntıdan patlatıp insanın uykusunu getirten cinsten değil. Oldukça eğlenceki ve sorgulatan türden. Haklı bir sanat filmi klasiği.

Filmin başında bir grup genç oradan oraya koşuşturmaktadırlar. Yüzleri boyalı ve maskeli, neşeli ve coşkulu bir halde göze batarlar. Benim aklıma önce lise mezunlarının eğlenceli partileri gibi geldi. Ama filmin sonunda yeniden ortaya çıktıklarında kimseyi iplemeyen, her yerde ve fırsatta pandomimler yapan özgür ruhlu insanlar olarak algıladım. Gerçeği ciddiye almayan, gerçek sanatçı ruhlu tiplemeler. Sokakta oradan oraya koşuşturan gurup ellerinde kumbaralar karşılarına kim çıkarsa para dilenmektedirler.

Sokakta oradan oraya koşuşturanlar kahramanımız moda fotoğrafçısı Thomas’a (David Hemmings) denk gelirler. Thomas gülerek arabasının arka koltuğunda okunmuş gazetelerin arasında bulduğu kağıt parayı uzatır. Sonra da lüks arabasıyla atölyesine gelir. Havalı, kaprisli, bencil ve itici biridir. Herhalde bu sektörde aradan elli altmış yıl geçmiş olmasına rağmen bu türden karakter özellikleri kültürel bir miras olarak yer edinmiştir. En azından benim tanıdığım azbuçuk sanatla uğraşan hemen her Alman benzer arogantlığı yansıtıyor. Biz doğulular da ise alçakgönüllülük, kalenderlik, cefakârlık, alttan almalar, hoşgörü ve mazoşist düzeyde içe kapanıklık egemen. Neden bu böyle sorgulanmalı. Batılı eleştirmen sanatçının yaratıcı ruhunu tam da bu bencillikten, kibir ve burun kıvırtan tarzından aldığını iddia ederler. Bizde ise nedenlerini bilen dahi yok.

Thomas kendisini bekleyen modelle bir yatmadığı kalır. Kadıncağız fotoğrafçı ne derse onu yapar. Bir zamanlar köyden şehire artist olmak için kaçan kızlar gibi, fotomodel olmak için çırpınan genç kızlara da şahit oluruz. Thomas havalı, artist, canının istediği gibi yaşayan biridir. Günlerden bir gün parka gider. Bugünkü poster ya da afişler kadar net görüntüler alabilen telefonlar henüz çıkmadığından klasik fotoğraf makinesi yanındadır. Fotoğrafçılar ne yaparlar, ışık manyağıdırlar, günün belirli saatlerinde belirli yerlerinde olmayı ve görüntü almayı vazife bilirler. Bizimkinin objektifine sarmaş dolaş, el ele dolaşan ve öpüşen bir çift girer. Onu gören kadın rahatsız olur, yakınına gelir, ama orası Türkiye değil İngiltere’dir. Sanatçıların fotoğraf çekme özgürlüğü vardır.

Thomas farkında olmadan aslında bir cinayeti görüntülemiştir. Bu sonradan çektiği fotoğrafları “blow up” yaptığında, yani görüntüleri tab ederken büyüttüğünde ortaya çıkacaktır. Dönem dijital değil analogdur. Sonrasında meydana gelen gariplikler artis fotoğrafçının yakasından eksik olmayacaktır. Gidip cesedi bulacak, ceset kaybolacaktır, filmin sonunda yeniden ortaya çıkan yüzleri boyalı sokak oyuncuları fotoğrafçıyı da kendilerine benzeteceklerdir. Gerçeklikten kaçmaktan öte bence kokuşmuş bireycilik ve yalnızlıktan kaçıp sosyalleşme ile ilgili bence bir klasik.

1966 yılı yapımı Blow up – Cinayeti Gördüm filmini Michelangelo Antonioni yazıp yönetmiş. Eser yazar Julio Cortázar’ın anlatısı „Las babas del diablo“dan sinemaya uyarlanmış. Diğer senaristler Tonino Guerra ve Edward Bond. Bazı oyuncular Vanessa Redgrave, Sarah Miles, John Castle, Jane Birkin, Gillian Hills, Peter Bowles, Veruschka von Lehndorff, vs.

10.05.2019

Vorheriger ArtikelDevlet Kuşu
Nächster ArtikelHamburglu Heyetin Gezi Raporu

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular