ALMANYALILAR

Vurun Kahpeye

Vurun Kahpeye

Aradan yıllar geçtikten sonra, içinde bulunduğumuz ana gelindiğinde eski filmlerin yeniden yapılması, yani remake olayında haklı olarak beklentilerimizin yüksekte olması doğal değil midir? Yani yeni yapılanın eskiyi aşmış olması, bir öncekinden daha kaliteli olması gerekmez mi? Al sana negatif bir örnek. Gelen gideni aratır misali vurulmuş yine şövenizmin, ucuz milliyetçiliğin nalına ve mıhına. Bu halk bu kadar ulusalcı da nedir bu halimiz diye soran yok.

Yerli filmler hakkında acımasız ve haksız eleştiriler yaptığım iddia ediliyor. Ben ise tam tersini söylüyorum. Onlar aydan gelmiyorlar, bu toplumun bireyleri ve sanatçıları. Eğer bugünkü halimiz utanç verici boyutlarda ise bunda yazarlar kadar sinemacıların da rolü büyük. Berbat, ırkçı, beş para etmez bir yapıtı neden öveyim, zaten böylesi eserleri yapmakla bu halka, izleyiciye yeteri kadar kötülük yapılmamış gibi kalkıp bir de bu rezaletin övülmek istenmesi neden? Kim kime ne için yaranmak istiyor? Bakılmalı.

01.jpg

1949 yılında çevrilen ilk denemenin dahi gerisine düşmüş bir çalışma dememek için hiçbir neden yok. (https://devecisueleyman.wordpress.com/2019/04/23/vurun-kahpeye/) . 1964 verziyonu da farklı değildir (https://wordpress.com/post/devecisueleyman.wordpress.com/3038). Aliye (Hale Soygazi) yeni mezun olmuştur. Denizli’nin bir kasabasına tayini çıkmıştır. Daha adımını attığı ilk andan itibaren Uzun Hüseyin (Kamran Usluer) ile Hacı Fettah’ın (Muharrem Gürses) atış alanına girer. Kapalı değildir, gericinin küfürlerine, yardakçısının da dikizli tacizine maruz kalır.

Geçerken değinme zorunluluğu duyuyorum. Kadınlarımız o yıllarda örtünmemeyi Batılılaşma, Tanzimat yeniliği, hatta feminizm gibi filan yorumlarlar. Uydurma olduğuna inanıyorum. Belki çok az bir kesim üzerinde etkisi olabilir. Ama İstanbul’dan kalk Denizli’nin bir kasabasına git, bugün bile tekbaşına, başörtüsüz gitmek yürek ister. Onca yıldan sonra ne değişmiştir memlekette, koca bir sıfır. Dincisi de aynı, yenilikçisi de, muhafazakârı da, ulusalcısı da. Demek istediğim Hacı Fettah ile Aliye arasında o kadar da büyük bir fark yok. Bunu film her ne kadar demese de, aradan geçen tarihi süreç ispatlamış vaziyette. 

Hacı Ömer (Murat Tok) ile Gülsüm Ana’ya (Mahmure Handan) kiracı olan Aliye ikilinin manevi kızı olur. Bugünkü MİT provokatörlerine ve CİA kışkırtıcılarına öğretmenlik yapabilecek kapasitedeki Hacı, tam da halkımızın hacı hocadan bildiği ve tanıdığı hareketlerle filmin başından sonuna kadar dini kullanıp kişisel çıkarları için vatan, millet, din ve sahip olduğu her türlü maneviyatı satacak kapasitede biridir. Her ne kadar yönetmen ucuz bir yöntem izleyip vatan haini hacının birini vatansever bir hacı ile dengelemeye çalışmışsa da tutmamıştır, hiçbir inandırıcılığı yoktur. Bununla her hacı vatanhainidir demek istemiyorum ama dini reklam için kullanan her insan, dindarlığını poz verir gibi teşhir edip sergileyen her şahıs benim için aynen böyle karakterde biridir. Zira din, iman, inanç kişiye özel, tanrı ile kul arasında ki bir şeydir. Gerçek müminler reklama ihtiyaç duymaz, kimselere kötülük etmezler. Filmin sonraki hikayesi ile öncekiler arasında pek o kadar fark yok. Yunanlılar yine hain, kalleş ama Yunanlı komutanın (Tanju Gürsu) mükemmel Türkçesi İstanbulluları bile kıskandıracak boyutlarda. Uyduruk sinemamızın uyduruk filmlerinden biri daha.

1973 yılı yapımı Vurun Kahpeye filmini Halit Refiğ yazıp yönetmiş. Diğer senarist Orhan Aksoy. Diğer bazı oyuncular Tugay Toksöz, Selçuk Özer, Diler Saraç, Erdoğan Seren, Osman Alyanak, Yaşar Çekirdek, Hakkı Kurt, Fatih Deveci.

29.05.2019

3 Replies to “Vurun Kahpeye”

    1. Bizde nedense sanatçı çevresini aydınlatmak yerine karartmayı seçiyor, gelenek bu. Biraz ışık saçanlara da devlet ya da kapıkullar aman vermiyor. Ama internet hepsinin üstesinden gelecek diye düşünüyorum, ya tam dibe batacağız ya da hep birlikte daha yükseklere… Bugün iyimser tarafımdan kalktım. Sevgi ve dostlukla…

      Gefällt 1 Person

  1. Benden de saygı, sevgi ve dostluk…

    İnternet öncesi “bir yerden, belirli merkezlerden çok yere, her yere” anlam, değer ve kurallar üretimi, dağıtımı, dolaşımı şimdilerde merkezlerin dağılmaya başlaması ile “çok yerden, her yerden çok yere, her yere” şeklinde eviriliyor. Ağ dolaşımı katmansız, merkezsiz ve doğrudan olduğu için hiyerarşik, tekelci anti pazarlar (kapitalist) için hiç kuşkusuz tehdittir. Dünyanın herhangi bir yerinde yazılan bir şiir anında dolaşıma girip bir an’da hiçbir merkezi karar alıcı’nın süzgecinden geçmeden her yere yayılabiliyor, düşünsenize.

    Gefällt 1 Person

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: