15.5 C
Hamburg
Montag, Juni 21, 2021
StartHomeCasablanca

Casablanca

Her şeyden önce film 1942 yıllarında çekilmiş. Yani II. Dünya Savaşı daha devam ederken. Konunun o günlerin gündeminden farklı olmaması yadırganmamalı. Dünyada dev bir mülteci dalgası var. Aynı birkaç yıl önce Avrupa‘ya akın akın gelenler gibi. Hayat bu, insan bu. Her yer Naziler tarafından kuşatılmış, Avrupa ülkelerinin hemen her idarecisi birkaç tanesi dışında, işbirliği etmeye yemin etmiş gibi hazırolda Hitler‘in emir ve talimatlarını bekliyorlar. Tek umut ne yapıp edip kapağı Lizbon‘a atmak, oradan da ver elini Amerika. Bunu mülteciler bilir de Almanlar bilmez mi. Tüm yolları kesmişler, kaçışlara engel olmak için uğraşıp durmaktadırlar. Yaratıcı insan zekası Lizbon‘a giden bir rotayı çoktan bulmuştur. O zamanlar Fransız sömürgesi altındaki Fas‘ın Kazablanka kentinden Lizbon‘a geçmek mümkündür.

Polise haber gelir, iki Alman kuryesi öldürülmüş, üzerlerindeki geçiş belgeleri çalınmıştır. Katil veya suç ortakları Kasablanka‘ya gitmektedirler. Şahıslar yakalanmalı ve evraklar bulunmalıdır anonsu geçilir. Çarşıda polisler insanları gözaltına alırlari kimlik kontrolü yaparlar. Adamın biri kontrolden kaçarken polis tarafından vurularak öldürülür. Üzerinden „Özgür Fransa“ yazan bildiriler çıkar. Dışarıda şaşkın bakışlarla olup bitenleri oturdukları cafeden izleyen yaşlı bir çiftin yanına bildiğimiz bir cepçi yanaşır ve adamın cüzdanını araklar.

Onlarca insan emniyetin önünde vize veya geçiş belgesi alabilmek için beklerken bir uçak iner. Gökyüzüne bakan bakışlar imrenme, umut, hayaller kurmakla tıka basa doludur. Resmi bir heyetin karşıladığı uçaktan Alman subayı Binbaşı Heinrich Strasser (Conrad Veidt) iner. Albay şehrin polis şefi Kaptan Louis Renault (Claude Rains) ile tanışır. Binbaşı hemen cinayetler hakkında neler yapıldığını öğrenmek ister. Katili yakalamasalar da o akşam Ricki‘nin mekânına geleceğini ve orada yakalayacaklarını söylerler. Binbaşı cafeyi de sahibi Ricki‘yi de bildiğini söyler.

Tam adıyla Ricks Café Americain, Rick Blaine (Humphrey Bogart)‘e aittir. Cafe denilen yer aslında bir bar dahası kumarhanedir. Şehrin polis müdürü cafenin sürekli kıyak gören, rüşvet alan önemli müdavimlerinden biridir. Aşk yarası ve acısı hâlâ dinmeyen Ricki‘ye o akşam olacak baskını haber verir. O zaten çulu suya bırakmış, dünyada olup bitenlerle ilgilenmemektedir. Oysa eski bir militan, direnişçi, savaş karşıtıdır. Paris‘de yaşadığı aşkının ihanetine, dahası hayal kırıklığına uğramış arabesk takılıp para kazanma ve rahatına bakma peşindedir. Baskın öncesi bara gelen adam geçiş belgelerini Ricki‘ye bırakır ve kendisi daha sonra öldürülür.

Birkaç gün sonra Kazablanka‘ya toplama kampında bir yıl kalmış Nazilerin köşe bucak aradıkları direniş örgütlenmesinin önemli önderlerinden meşhur Victor Laszlo (Paul Henreid) yanında karısı Ilsa Lund (Ingrid Bergman) ile damlayacaktır. Ilsa, Ricki‘yi terk eden aşkından başkası değildir. O kadar arabesk takılan Ricki onları mekânında görünce tabancasına atılıp oracıkta namusumu korudum gibi bir perspektife sarılmak yerine, ikiliye kalender bir tavırla kıyak geçmeyi tercih edecektir. Koşulların aşkın istikametini belirlemesine bir örnek. Emir demiri kesse de, filmde aşk değil savaş, savaş karşısında üstlenilen sorumluluklar ve direnişin sürekliliği esasının korunması ilkesi özellikle vurgulanır.

Buruk bir aşk hikayesi ama sinema klasiği olan Casablanca‚yı Michael Curtiz yönetmiş. Senaryo yazarları Julius J. Epstein, Philip G. Epstein, Howard Koch,Murray Burnett, Joan Alison, Casey Robinson. Filmin diğer oyuncuları, Sydney Greenstreet, S.Z. Sakall, Madeleine Lebeau, Dooley Wilson, Joy Page, John Qualen, vs.

08.03.2019

 

Vorheriger ArtikelAlien – Yaratık
Nächster ArtikelCitizen Kane – Yurttaş Kane

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular