ALMANYALILAR

Jeux interdits – Yasak Oyunlar

Jeux interdits – Yasak Oyunlar

Savaşın, şiddetin, ölümün, sevdiklerini kaybetmenin çocuklar üzerindeki etkisini daha iyi anlatabilen benzer bir filme daha denk gelmedim. Şaşırtıcı, dehşetengiz, sarsıcı, üzen ve bir o kadar da düşündüren bir başyapıtla karşı karşıyayız. Böylesi filmleri izledikçe sinemanın etkili ve çok güçlü bir sanat olduğuna inancım arttıkça artıyor. Onun evrensel dili, anlatım yeteneğinin sınırsızlığı, sahnelerinin kolay unutulmayacak kesitleri bazen koca ömür boyunca bizi izliyor, terk etmiyor. Bu film de hem kafanıza hem de kalbinize kazınacaklar türünden oldukça başarılı bir sinema şöleni.

1940 yılının haziran ayında Fransa’dayız. Alman uçakları dağ taş, köy ova, bayır dağ demiyor insanların üzerine bomba yağdırıyorlar. Bence bir savaşın en aşağılık ve şerefsiz bir o kadar da korkak askerleri her zaman bu havacılar olmuştur. Savaştan kaçan masum ve sivil halkın üzerine bomba yağdırmak ne erkekliğe, ne askerliğe, ne de insanlığa sığar ve kabullenilir. Bu türden askerlerin yüzüne tükürmek gerekir. Bir askeri karargah veya hedef olsa savaş bu der çıkarsınız işin içinden ama sivil halka yapılan her türden saldırı, yapan taraf kim olursa olsun en adi ve alçak bir askerlik ve savaş uygulamasından başka türlü adlandırılamaz.

1.jpg

İnsanlar neyi var neyi yok atları, kamyonları, jipleri, arabaları, bisikletleriyle taşınabilecek, yanlarında götürebilecekleri ne varsa aileleriyle yollara düşmüşler. Göz alabildiğine koşuşturan, panik ve korkuyla yanındakilere sahip çıkmaya çalışan ve uçakların her saldırısında sevdiklerini ve taşıdıklarını korumaya ve kollamaya çalışan kalabalık gruplarla film başlar. Alman uçakları uzaklara yakınlara ha bire bombalar bırakıyorlar. Uçakların gelmekte olduğunu gören insanlar düz yoldan ayrılıp hemen kendilerini yolun aşağısına yüzüstü atıp yatarak bombalardan kendilerini korumaya çalışıyorlar. Sinema filminde değil gerçek bir savaştan kesitlerle karşı karşıya gibiyiz. İnsanların o hallerini gördükçe öfke ve kızgınlık yüreğinize gelip otururlar.

Uçaklar çekip gittikten sonra yolculuk devam edecektir. Ölenler yerlerinde bırakılacak, insan seli ve kervanı akmaya devam edecektir. O kalabalık arasında çekirdek bir aile dikkat çeker. Anne-baba, küçük bir kız çocuğu ve kucağında küçük bir köpek, uçaklar gözden kaybolunca  yerden kalkıp arabalarına binerler. Araba çalışmayınca da yardımcı olmak isteyenler, iterek onu bayırdan aşağıya yuvarlarlar. Panik halinde arabalarına koşan aile arabadan vazgeçip yanlarına taşıyabilecek önemli eşyalarını birkaç bavulla alırlar. Küçük Paulette (Brigitte Fossey) arka koltukta oturan küçük yavru köpeği Jock’un derdindedir. Onu kucağına alıp sarılır. Köprüyü aceleyle diğer koşuşturan insanlar gibi geçmeleri gerekmektedir.

Yine dev bir uçak filosunun saldırılarına maruz kalır, son anda bombalardan kendilerini yerlere atarak kurtulurlar. Ortalık toz duman olmuştur. At arabasının birinin tekerleği kırılır, at huysuzlanır. Yavru köpek Jock, Paulette’nin elinden kaçarak kurtulur. Köpeğin peşinden Paulette, küçük kızın peşinden de anne ve babası koşuşturmaya başlarlar. Tam köprüyü geçtikleri anda bir uçak dalış yapar ve önüne geleni kurşunlamaya başlar. Anne-baba ve Jock oracıkta ölürlerken Paulette’ye bir şey olmaz. Ebeveynlerinin ölümünü henüz tam olarak idrak edemeyen kızcağız Jock’un derdindedir. Elinde köpeği onun öpüp okşar ama hiçbir tepki alamaz. Uçaklar kaybolunca yeniden yola koyulan insan selinden birileri onu yanlarına alırlar. Köpeğin öldüğünü gören kadının biri onu alır ve köprüden aşağıya nehre atar. Bir dahaki uçak saldırısında Paulette bu şahısların yanından kaçarak nehir boyunca gidip ölü köpeğini görecek, sudan çıkartıp kucağına alarak sevmeye devam edecektir.

Onu kendisinden birkaç yaş büyük Michel Dollé (Georges Poujouly) tesadüfen bulacak ve eve götürüp ev halkı ile tanıştıracak, yoksul köylü aile, kızcağıza sahip çıkacaktır. Yavru köpek Jock’un gömülmesi gerekmektedir. Çocuk aklı onun gömüldüğü çukurda yalnız olmamasını gerektirir. Her gömülenin mezarının başında bir de kutsal haç olmak zorundadır. Ufak kafadarlar ipin ucunu kaçırıp Jocka’a kendilerince yoldaşlar bulmaya ve haç araklamaya başlayınca işler sarpa saracaktır.

1952 yılı yapımı eşsiz bir savaş karşıtlığı içeren Jeux interdits – Yasak Oyunlar filmini René Clément yönetmiş ve yazmış. François Boyer adlı yazarın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan filmin diğer senaristleri Jean Aurenche, Pierre Bost ve François Boyer. Eşsiz filmin diğer bazı oyuncuları Amédée, Laurence Badie, Madeleine Barbulée, Suzanne Courtal, Lucien Hubert, Jacques Marin, Violette Monnier, Denise Péronne, Fernande Roy, vs.

16.04.2019

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: