10.7 C
Hamburg
Freitag, Oktober 23, 2020
Start Home Battle For Haditha - Hadisa İçin Savaş

Battle For Haditha – Hadisa İçin Savaş

Filmi nasıl anlamalı, nasıl yorumlamalıyıza yardımcı olması için yani bu katliamı haklı göstermese de anlayışla karşılamamız için eserin başlangıcında bol bol asker yorumlarıyla karşılaşırız. Irak‘ın ne kadar boktan bir yer olduğu, Bağdat‘ın ne anlama geldiği gibi. İyide veletler ne işiniz var o zaman orada, sizi zorla mı savaşa sürüklediler, her bir asker binlerce dolar maaş alabilmek için üstüne balıklama atlamadı mı? Yani her bir asker bu işe bilerek ve isteyerek girdi, katıldı. Okyanusun ta öbür tarafından kalkıp gelip Irak‘da ölmeye ve öldürmeye bilerek ve isteyerek katıldılar. O yüzden filmin başındaki acındırma veya askerin Irak değerlendirmesi saçma ve anlamsız. O halde ne işiniz var orada diye adama sorarlar.

2007 yılı yapımı Battle For Haditha – Hadisa İçin Savaş filmi gerçek bir hikayeye dayanıyor: Gerçek hayatta 19 Kasım 2005 tarihinde Hadisa‘da yol kenarına yerleştirilen bir bombanın patlaması, oradan geçen bir Amerikan denizcisinin ölümüne ikisinin de ağır yaralanmasına yol açmış. Bu eylemin akabinde Amerikan askerleri içlerinde çocuk ve kadınların olduğu 24 kişiyi katletmişler.

Bu altyazıdan sonra Irak çöllerinde askeri araçla gezinen Amerikan askerlerinin işlerini ne kadar ciddiye aldıklarına şahit oluruz. Ki bu da güzel bir algı yanıltmasından başka bir şey değildir. Yani daha bunlar çocuk, genç, eğleniyorlar, sıkılıyorlar, aslında adam öldürmüyor birbirlerine belden aşağı fıkra anlatıyorlar gibi. Oysa her biri tepeden tırnağa Arap ya da terörist düşmanlığıyla ölüm makinesi haline getirilmiş, neredeyse yan bakanı bile öldürmeye hazır birer ölüm makinesi, düpedüz üniformalı cellatlardır.

Askerler zararsızmış gibi lanse edilip eğlene dursunlar bir yerlerde ezan okunur. Altyazıda 60 denizcinin öldürüldüğü, El Kaide‘nin 29 kişiyi bir futbol sahasında öldürdüğü yazılır. Gelin kaynana iki kadın tavuk almaya giderler. Kucağındaki çocuğun sünnet düğünü olacaktır, hazırlık yapacaklardır. Civarda yerde öldürülmüş biri yatar. Siren sesleri arasında toplanmış kalabalık arasında orta yaşın üzerinde bir adam, yerde yatan cesede bakar ve evine gider. Karısına El Kaide‘nin bir İngilizce öğretmenini daha öldürdüğünü anlatır. Onlardan dangalaklar diye bahseder. Kucağına çocuklarını alan aile babası tv‘yi açar. Haberlerde ABD Başkanı Bush Irak’a nasıl da demokrasi getirdiklerini anlatmaktadır. Her yerde ceset, yanmış arabalar, oradan oraya yaralı insan taşıyan kalabalıklar vardır. Başkan bir avuç çapulcunun ABD’yi yenemeyeceğini söylemesi nasıl da tanıdık gelir.

Daha sonra aynı aile babası genç ve toy biriyle gidip El Kaide‘den 500 dolar karşılığı gizlice bir mutfak tüpünün içerisine yol kenarına yerleştirmeleri için bir bomba alacaklardır. Kalan 500 doları patlamadan sonra almak üzere anlaşırlar. Film bu vakayı anlatıyor. Patlama sonucu tam da böylesi anlar için yetiştirilmiş denizciler masummuş, çocukmuş, yaşlıymış, kadınmış demez kimsenin gözünün yaşına bakmazlar. Buralarda artık haber bile olmayan düzinelerce insanlık suçundan birini daha işlerler. Böyle uyduruk sinemacılar da çıkar onları karalama maskesi altında aklamaya çalışır.

Film utanmasa neredeyse gençler, acemiler, can sıkıntısından yaptılar havasında katiller sürüsünü adeta haklı çıkarmak ister gibidir. Zaten katliam da üç dört geri zekalı onbaşının başına patlar. Göstermelik davalarla kim bilir ne ceza alırlar. Gerçek hayatta karşı cephenin yanıtı ne mi olur, bir süre sonra El Kaide’yi pasif bulan Daeş kurulur. ABD’nin ve müttefiklerinin Irak’ta 2,5 milyon insanın, 300 bin çocuğun ölümüne neden olduğu, petrol kuyularını yerel işbirlikçi iktidarlar aracılığıyla kendi firmalarına peşkeş çektikleri, Irak işgalini batılı gazetecilerin ahlaksız ve onursuzca nasıl da destekledileri tarihi kayıtlara geçer.

Eleştirelmiş gibi gözüküp algı tuzaklarıyla dolu filmi Nick Broomfield yönetmiş. Senaryo yazarları Anna Telford, Marc Hoeferlin ve Nick Broomfield. Oyuncu kadrosu şu isimlerden meydana geliyor: Matthew Knoll, Elliot Ruiz, Eric Mehalacopoulos, Nathan De La Cruz, Andrew McLaren, Jase Willette, Thomas Hennessy, Tony Spencer, Vernon Gaines, Antonio Tostado, Ali Adil Disher, Yasmine Hanani, Siham Rashid, Majd Hijjawi, Falah Abraheem Flayeh, Juliet Koshaba, Jeffrey Nabil, vs.

10.02.2019

Vorheriger ArtikelIdi i smotri – Gel ve Gör
Nächster ArtikelGüney Ölüm Saçıyor

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

BUND: Beschlüsse des EU-Agrarrats und Europaparlaments zur Zukunft der EU-Agrarpolitik sind enttäuschend

Die heutigen Beschlüsse des EU-Agrarrates und die Ergebnisse der ersten Abstimmungen im Europäischen Parlament von Dienstag Abend zur künftigen Ausrichtung der EU-Agrarpolitik (GAP) kommentiert...

8. Kayseri Altın Çınar Film Festivali’nin jüri üyeleri belli oldu

Anadolu Sinemacılar Derneği tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla düzenlenen 8'inci Kayseri Altın Çınar Film Festivali'nin jüri üyeleri açıklandı. 29-31 Ekim'de gerçekleştirilecek festivalde, Ulusal Kısa...

Doppeltes Herbstglück für Kurzentschlossene

Deutschland, Griechenland oder Türkei: Beim Last-Minute-Spezialisten 5vorFlug finden Spontane für einen Urlaub im Oktober und November Knaller-Angebote. Für eine Auszeit auf Usedom verlost der...

Turkcell’de „Temassız mağazacılık“ dönemi

Turkcell, mağazalarında teması minimuma indirgemek için "Temassız mağazacılık" uygulamasını hayata geçirdi.Yeni dönemde müşteriler, Turkcell mağazalarında dijital ekranları ve uygulamaları kendi cep telefonları üzerinden yönetebilecek....