14.1 C
Hamburg
Dienstag, Mai 11, 2021
StartHomePortre: Hamburglu Yazar Süleyman Deveci Kimdir?

Portre: Hamburglu Yazar Süleyman Deveci Kimdir?

Portre: Hamburglu Yazar Süleyman Deveci Kimdir?

1966 yılında Ankara/Tuzluçayır’da doğan Süleyman Deveci 12 Eylül öncesinin hemen her sol siyasi fraksiyonunun cirit attığı mahallenin ortaokuluna giderken dünya klasikleriyle ve siyasi literatürle tanışır. Daha ilkokula başlamadan okuma yazmayı öğrenmiş, abilerinin çizgi romanlarını gizlice aşırıp kimselere yakalanmamak için, kendisini evlerinin bir odasına kilitleyerek bunları okumaya başlamıştır. Ergenliğe daha girmeden tercihini siyasetten değil de edebiyattan yana koyan geleceğin yazar adayı, bu yıllarda tanık olduğu siyasal ve sosyal olayları konu edindiği ve o yılları çok kapsamlı ve derinlemesine anlattığı bir kaç ciltten oluşan ırmak romanı “Tuzluçayırlılar”ın ilk bölümünü internet ortamında yayınladığını, oldukça olumlu tepkiler aldığını hatta bir yayınevinin dosyalarını istediğini ama henüz tamam olmadığı için daha yayınlamayı düşünmediğini aktarır.

Okulun devlet güvenlik güçlerince taranması ve hergün takıldığı okul kütüphanesinin taranması, taranmış klasiklerin ona acı veren görüntüsü yazarlığa giden yolda ona ilham veren kaynaklardan birisi olacaktır. Bir diğer enerji kaynağı ise evlerinin hemen yakınındaki Tuzluçayır Açık Hava Sineması’nda hemen her akşam gösterilen Yılmaz Güney filmleri ve sinema sahibinin cunta yıllarında sırf bu yüzden ekstra işkenceler görmesi, onun gelecekte film tanıtım ve eleştirileri yapmasına ve Yılmaz Güney filmleri yorumcusu olmasına vesile olacaktır.

DSCN0970 - Kopie

Onüç yaşında şiir ve günlük tutmakla başlayan yazarlık serüveni Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Fransız Dili ve Edebiyatı okurken Hamburg’a gelmesiyle farklı boyutlara bürünecektir. En son 2004 yılında gazetecilik eğitimini Hamburg’da bitiren Deveci birkaç yıl muhabirlik yaparak belli bir deneyimden sonra profesyonel yazı hayatına atılır. 2007 yılında Almanca yazdığı Kürt tarihinden insanlar (Menschen aus der Geschichte der Kurden) kitabı ile yazı hayatına başlayan yazar, 2008´de “Tod in der Luxuspassage” isimli romanı ile yoluna devam etti. İlerleyen yıllarda 2009´da “Saladin der Kurde” isimli biyografi kitabını yazdı. Yine bu yıllarda yazar Hamburg´da “Kürt Yazar ve Sanatçılar Clubü”nü kurdu. Kulübün istediği rotada seyir etmediğini izledikten sonra yollarını ayırdı ve 2011 yılında ilk öykü kitabı olan “Hamburg´dan Esintiler”i çıkarttı. İlk romanı “Hamburg´da Hayat” 2012´de yayınlandı. Bu arada yazar “Hamburg Edebiyat Atölyesi”ni kurmuş, onun da istediği biçimde gerçekleşmediğini görünce yollarını diğer yola çıktıklarıyla ayırmıştı. Yine aynı yıl ikinci öykü kitabı “Hamburg´da Yalnızlık” yayınlandı. Üçüncü öykü kitabı “Hamburg´da Aşk Başkadır” 2013´de yayınlandı. Yine bu yıl ilk deneme kitabı “Hamburg´da Edebiyat” yayınlandı. 2014´de yazarın dokuzuncu kitabı yine öyküler halinde “Yak Gitsin” piyasadaydı.

Artık kitap yayınlatmayı bıraktığını ama hergün düzenli yazmayı bırakmasının imkânı olmadığını söyleyen yazar, ciddi bir yayınevi bulmadan kesinlikle herhangi bir eserini yayınlamayı düşünmüyor. Bugüne kadar beş yüzün üzerinde kitap yorumları ve tanıtımları, birkaç bin edebi makale ve binden fazla kısa hikaye yazmış, birkaç tane de roman dosyası hazırlayan Hamburglu yazar aynı zamanda Kürt yazın dünyasının yakından tanıdığı, dünyanın dört bir yanından Kürtlerin ilgi gösterdiği yazarlar kolektifi Pirtuk û Wejê isimli kitap ve edebiyat sayfalarının danışmanı.

Bu günlerde Hamburg’un tarihi olaylarını kapsayan kısa hikayeler yazan yazar, kendi kişisel blog sayfalarında (https://localhost/asite01/) kitap tanıtımları, edebi makaleler, öyküler yayınlıyor ve film eleştirileri yapıyor. Aynı zamanda edebiyat atölye çalışmalarını yeniden başlatması için çağrılar alan yazar bunun için uygun bir mekân arayışında olduğunu, edebiyata gönül veren bir topluluğa denk geldiğinde bilgi ve birikimlerini gelecek kuşaklara aktarmaya şimdiden hazır olduğunu söylüyor.

Edebiyatın tamamıyla bir tutku, büyük bir aşk olduğunu belirten yazar kendisini yazardan çok bir kâtip, iyi bir okuyucu olarak tanımlıyor. Bir firmada Kalite ve Veri Koruma Görevlisi olarak ekmeğini kazanan yazar kendisi gibi yazar olmak isteyenlere sabırlı, kararlı ve inatçı olmalarını tavsiye ediyor. Göçmen yazarlar arasında yazarlığı veya gazeteciliği ile para kazanmanın neredeyse olanaksız olduğunu aktaran yazar bu işlerin tutku, sevgi ve arayışlar olmadan kalıcı olamayacağının altını çiziyor.

Almanya gibi milyonlarca göçmenin yaşadığı yarı demokratik ve uygar bir ülkede göçmenlerin kendi sesleriyle kültür ve sanat dünyasında hakettikleri gibi temsil edilmediğini, ırkçılığın ne yazık ki bu alanda da kendisini gösterdiğini, Almanca olmadığı sürece hemen hiç bir sanat eserinin yüzüne dahi bakılmadığını bizzat kendi deneyimlerinden yola çıkarak aktarıyor.

Yazarların her zaman slogan atmadıklarını, sıradan aktivist de olmadıklarını ama toplumun sesi ve vicdanı olduklarını, susmalarının, yapılan haksızlıkların ve zulmün karşısında korkmadan haykırmaları gerektiğini vurguluyor. Ezilenlerden, sömürülenlerden yana olmadan yapılan her türlü sanat uğraşısının, yazılan her eserin eninde sonunda güme gideceğini, halkların kolektif hafızasında ve kalplerinde yer edemeyeceklerini, eli kanlı kâra ve kazanmaya doymayan egemenlere hizmet edeceğini belirten yazar, yazarlığın salt insanları oyalamak, onları eğlendirmek demek olmadığını, istense de istenmese de bizim gibi ülkeler başta gelmek üzere insanların gözlerini açmak, bilinçlerini uyandırmak için ciddi, ahlaki sorumlulukları bağrında taşıdığını anlatıyor. Bu anlamda yazarlığın aynı zamanda ağır bedeller ödemek olduğunun da unutulmamasını, adeta ateşten bir gömlek giyinmek olduğunu, bu işe soyunanların olayın bu yanını bir an dahi unutmamalarını, hemen her kanattan olur olmaz insanların saldırılarına uğranacağını, itibarsızlaştırılmak için dedikodulara hatta iftiralarıa maruz kalınacağının bilinmesini belirtiyor. Ama o zamana, halka ve okurlara güveniyor. Onlar kimin neyi, niçin ve nasıl yaptığını çok iyi bildiklerini onlara güvenmeden hiçbir yazarın tek satır dahi kalem oynatamayacağını tekrarlıyor.

16.01.2019

Mehmet Zahit / Yeni Özgür Politika / Hamburg

(Yayınlanmadı)

*************************

Altı ay sonra 26.06.2019 tarihinde Yeni Özgür Politika´da böyle bir haber yayınlandı:

 

Yazarın ahlaki sorumluluğu var

yazar-2.jpg

M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

“Kürt Tarihinden İnsanlar”, “Kürt Selahattin”, “Hamburg’dan Esintiler”, “Hamburg’da Edebiyat”, “Hamburg’da Yalnızlık”, “Hamburg’da Aşk Başkadır” ve “Yak Gitsin” kitapları ile tanıdığımız Süleyman Deveci, çocukluk günlerine uzanan edebiyat tutkusuna Hamburg’da devam ediyor. 1966 yılında doğan Deveci, çocukluk ve gençlik yıllarını Ankara’nın politik mahallelerinden Tuzluçayır’da geçiriyor ve 1980 askeri darbesi sonrasında sürgüne çıkıyor.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Fransız Dili ve Edebiyatı okuyan Deveci, geldiği Almanya’da gazetecilik eğitimi alıyor ve bir süre muhabirlik yapıyor. Deveci, yazarlık ve eleştirmenlikle yoluna devam ediyor. Hamburg Kürt Yazar ve Sanatçılar Kulübü’nün öncülüğünü de yapan Deveci, okuduğu okulun bir gün devlet güçleri tarafından taranması sonrasında kurşunların isabet ettiği kitapları gördüğünü söylüyor ve ekliyor: “Kurşunlanmış dünya klasikleri hala gözlerimin önünde. O acı veren görüntüler edebiyatçı olmamda önemli bir rol oynadı.”   

Ezilenlerin kalemi olmak

Daha sonra “Hamburg’dan Esintiler”, “Hamburg’da Hayat”, “Hamburg’da Aşk Başkadır”, “Hamburg’da Yalnızlık” ve “Yak Gitsin” kitaplarını kaleme alan Deveci, kitap ve edebiyat sayfası olan Pirtûk û Wêje online sitesinin danışmanlığını yapıyor. Kendi sayfasından yazım çalışmalarına da devam eden Deveci, edebiyata ilişkin şunları kaydediyor: ”Edebiyat tamamıyla bir tutku, sevda ve yürek işidir. Edebiyat tutku ve yürek işi olduğu için öncelikli olarak para, kariyer ve şöhret ikinci planda olmalı. Yazar toplumun vicdanı ve sesidir aynı zamanda. Onun için korkusuzca gerçekleri yazmak gerekiyor. Ezilenlerin hikayesini yazacaksın. Belki bunu kayda değer görmezler, belki tozlu raflarda kimsenin dikkatini çekmez. Ama her zaman halkların ve toplumların vicdanında ve hafızasında var olacaksın. Edebiyatçı olmak aynı zamanda ciddi bir ahlaki sorumlulukta gerektiriyor.”

http://yeniozgurpolitika.net/yazarin-ahlaki-sorumlulugu-var/

 

 

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular