11 C
Hamburg
Montag, September 28, 2020
Start Home Öykü: İlk Cinayet

Öykü: İlk Cinayet

Öykü: İlk Cinayet

Yıllardır suç, polisiye, korku ve gerilim filmlerine bakıyor, kitaplarını okuyordum. 27 yaşıma gelmiş, hâlâ bir kavgaya bile karışmamıştım. Kötü bir çocukluğum olmadı aslında. Anne ve babamın yanında, iki kardeşimle beraber büyüdüm. Normal çocuklar gibi yetiştim, okulda başarılıydım. Üniversite yerine meslek eğitimi almayı daha uygun buldum. Mesleğimi söylemek istemiyorum. Polislerin beni bulmasını istememek ana gerekçem.

Artık yeter, bugün bir cinayet işlemek istiyor canım. Kız arkadaşı bulmaktan umudu kestim. Hemen hepsi bir gecelik aşk veya beraberlik istiyorlar. Gerisi sen yoluna ben yoluma. Nasıl bu denli kayıtsız ve problem etmeden rahatlar anlayamıyorum bazen. Milliyetim çok mu önemli. Almanım. Aslında dünyalı. Öldüreceğim şahsın kim ve nereli olduğuna bakmayacağım.

Kim sahi ölümü hak eden? Kıstasım ne olmalı? Kaba, saba, bu hayata yakışmayan biri mi? Yoksa herhangi bir kadın mı? Adını sanını bilmediğim biri olmalı. Belki beceremez, yüzüme gözüme bulaştırır, rezil olurum. Yakalanıp hapse düşmekte var. Gece yarısı sokaktayım. St-Pauli yürüyerek on dakikalık uzaklıkta. En iyi cinayet limanda işlenir.

Henüz bir planım yok. Yani kimi nerede ve nasıl öldüreyim gibi. Gecenin akışı içerisinde kendince ortalığa çıksın istiyorum. Kısa bir Reeperbahn turu yeter sanırım. Sorun, ne silah taşıma izni var, ne de alkol. Ayrıca dağ taş kamera. Dikkatli olmak zorundayım. Yani ana cadde ve sokaklardan kaçınıp uzak durmak şart. İlk cinayette ancak enayiler yakalanırlar. Benim gibi kaç sapık vardır acaba yeryüzünde? Yeryüzünde katiller bir araya gelseler kurbanlarından fazla mı ederler? Şeyden önce benim gibi sadece öldürmek için öldüren, buna yeltenen, bunun için hazırlık ve plan yapan kaç kişi vardır?

hk.jpg

Cinayetin kime ne yararı vardır, gibi uzman sorularını aptal okura bırakmalı. Yine vahşi kapitalizmin, barbarlığın yarattığı modern insan tipine yakıştığımı inkâr etmiyorum. Sevişmek, futbol, para, uyuşturucu, tatil kâr etmiyorlar artık. Yeni şeylere ihtiyacım var, yeni arayışlar, yeni yönelim ve tercihlere. Cinayet bu anlamda şimdiden heyecanlandırmaya başladı bile.

Önce akrabalarımdan başlıyorum. O kadar çoklar ki içlerinde bu hayatı hak etmeyenler. Köylüleri, Asyalıları, üç dünyalıları öldürmeli kesin. Gürültücüleri de, işsizleri de. Yoksullar da öldürülmeli. Geriye az insan kalsa da, daha iyi yaşayacakları kesin. Öldür baba öldür, tanıdıklar, komşular, iş arkadaşları, sokakta karşılaşılanlar, alışverişte, kitapçıda, mobilya mağazasında, elektronik eşyalar satan meşhur dükkanların birinde, dişçide, lokantada akla hayale gelebilecek her yerde öldürelim. Öldürülmeye potansiyel aday gördüklerimiz, bildiklerimiz. Düpedüz sinir işi.

Dolandırıcılar öldürülmeli, yalancılar, sahtekârlar, insanları kandıranlar. Rahatsızlık veren suratlara sahip insanlar, çirkin gülenler, trende, otobüste bağıra çağıra müzik dinleyen veya cep telefonu ile konuşanlar. Çalışma dairesini kandıranlar, sahte para basanlar, bu sistemi yıkmak isteyenler, eleştirmenler, entel geçinenler, üst kültürü kabul etmeyenleri yok etmek toplumun kalkınması için zorunlu.

Onu barda bir başına tekilasını yudumlarken gördüğümde aradığım kurbanı bulduğumu biliyordum. Hemen yanına gittim. Perulu bir tanıdığıma benzettiğimi anlattım. Kadın, dahası genç kız Perulu çıkmasın mı? Saatlerce ne konuştuk artık bilmiyorum. Ona ha bire içki ısmarladım. Bir ara dans teklif ettim. Sonra da bana gitmeyi, çok yakında oturduğumu, sonra yine beraber gelebileceğimizi önerdim. Kız ne istediğini bilmeyen biriydi. Sarımsak kokuyordu. Hayatta yatağa girmeyeceğim biriydi. Yine de korkunç derecede uyarılmıştım. Bir ara tuvalate gidip mastürbasyon yapmış olmama rağmen sepserttim. Ama bunun seksüel bir çekicilikle herhangi bir ilgisi yoktu biliyordum. Birazdan bir hayatı yok edecektim. Birinin kaderi, geleceği hakkında yetki ve karar, en çok da güç sahibiydim. Kısa boylu yaratık ben izin verirsem, canım isterse o yaşayabilecekti.

İlk cinayetimi işleyecektim. Yaşamasını istemiyordum. Ona limanda gezinmeyi önerdim. Gökde yıldızlar ağustos gecesinin yakıcı olmayan akşamına yakışıyorlardı. Üzerimde siyah bir pantolon ve beyaz bir gömlekle kendimi daha çok bir garsona benzetiyordum. Kamuflemdi aslında bu benim. O geceden sonra atacağım ve bir daha hiç bir zaman giymeyeceğim giysiler.

Manuela’ydı kızın adı. Adını bilmek istemiştim. Kalbimi yumuşatma yerine ilk kurbanımın adı aklımda kalsın, kalbime işlesin diyeydi bu. Merdivenlerden indik, kaldırımlardan geçtik. Koluma girdi. Nasılda ufak ve narin biriydi. Ona yüzme bilip bilmediğini sordum. Daha da bir sokuldu ve hayır dedi. Onu nasıl öldüreceğimi o an artık saptamıştım bile. Sabahın bilmem kaçı olmuştu. Işıklar ve çok nadir gelip geçen gemilerden başka, bir tek rüzgâr sokaktaydı. Uzaklardan gelen sarhoş naraları, klakson sesleri, kısa aralıklarla arabanın hızına endekslenmiş müziklerden seçmeler.

Birkaç defa Manuela’yı hemen oracıkta kuytu bir köşede altıma almak istedim. Ama cesedin üzerinde DNA ya da parmak izi, tırnaklarının arasında benden parçacıklar kalsın, bıraksın istemiyordum. İnsan öldürmek bu kadar kolaydı işte. Tam istediğim gibi gelişiyordu gidişat.

Yarı loş bir yerde kaldırım taşları yığılı bir sokağa girdik. Kıyı boyunca uzanan binalar ana yoldan birilerinin bizi görmesini engelliyordu. Ayakkabılarımın bağını bahane edip yere eğildim. Tam istediğim gibiydi Manuela, bensiz yoluna birkaç adım atarak devam etti. Kocaman taşı yerden almam ve kafasına vurmam birkaç saniye sürmedi. Yere düşmesinden sonra birkaç defa daha vurdum aynı taşla, yine kafasına. Hemen suya fırlattım sonra taşı. Ne ileride ne geride kimseler yoktu. Gelen gidenin olmadığı bir ara ve arka sokaktaydık.

İri bir taş parçasını ayağına bağladım Manuela’nın. İp yerine eteğinden yırttığım bez parçalarını kullandım. O kadar çabuktum ki kendime hayran oldum. Kızcağız Landungbrücken’in sularına gömüldüğünde kimbilir ne zaman su üstüne çıkacaktı. Aynı yoldan ellerim ceplerimde geri döndüm. Aynı bara gidip aynı barmenden içki ısmarladım. Kadın acıyarak bana baktı. Deminki kızı beceremediğimi anlamanın alayı vardı suratında.

Mutluydum. Cinayet işlemiştim. İlkiydi. Bir hayatı yok etmiştim. Hakikaten aynı kitaplardaki gibiydi. Ama neden hâlâ uyarılmış vaziyetteydim bilmiyordum. Kerhaneye indim alt sokaktaki. Canım Afrikalı biriyle yatmak istedi. Daha önce hiç denememiştim. İri yarı biri olsun istedim. Saatlerce seviştim. Yine de dipdiriydim. Aradan saatler geçmiş, kadın şaşırmış, aşkım diye iltifatlar edip duruyordu. Aşırı terlemesinden ve kokusundan rahatsız oldum. Bir daha ne bir Perulu öldürecektim, ne de Afrikalı biriyle yatacaktım.

Aradan o gün bu gündür otuz yıla yakın bir süre geçti. Her yıl Ağustos ayında birini hâlâ öldürürüm. Bir gün yakalanmak, cezalandırılmak, suçlarımın bedelini ödemek istiyorum. Hamburglu bir katilim ben, Altonalıyım. Cinayetlerimi ama hemen her semte yaydım. Buralılar aralarında uzun yıllardır bir seri kaitilin yaşadığını bilseler neler hissederler. Gazetelerine mi sarılırlar, polisi mi ararlar? Polisin işi başından aşkın. Beni kendimden başka kimsenin durduramayacağını çok iyi biliyorum. Elimde değil öldürmeden duramıyorum. İlk cinayetimi ölene kadar unutmayacağım. Manuela hep senin suçun, sen alıştırdın beni katilliğe.

2014

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Kick-boks müsabakaları düzenlendi

Gençlik Spor Bakanlığı himayesinde Herkes İçin Spor Federasyonu koordinesinde başlatılan Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında doğa, spor ve turizm kentti Tunceli'de "Ulusal Herkes İçin Spor...

Kommission treibt Kapitalmarktunion in Europa voran

Die Europäische Kommission hat Donnerstag einen neuen Aktionsplan für die EU-Kapitalmarktunion in den kommenden Jahren veröffentlicht. Oberste Priorität der EU ist es, dass sich...

Futbol: Süper Lig

- Demir Grup Sivasspor: 0 - MKE Ankaragücü: 0 Stat: Yeni 4 Eylül Hakemler: Arda Kardeşler, Mehmet Salih Mazlum, Mehmet Ali Akkor Demir Grup Sivasspor: Samassa, Erdoğan...

Fünf Projekte für innovative Lösungen in der humanitären Hilfe mit EU-Forschungspreis ausgezeichnet

Warnsysteme bei Bränden in Slums oder Flüchtlingslagern, Fernüberwachung von Wasserreservoirs, ein erschwingliches Telefonladegerät in Kombination mit einer Solarlaterne, Prothesen und Orthesen aus dem D3-Drucker...