ALMANYALILAR

Günlük Hayatımızda Edebiyatın Yeri ve Önemi

Günlük Hayatımızda Edebiyatın Yeri ve Önemi

Günlük hayatımızda edebiyatın yeri ve önemine değinmeden önce edebiyattan ne anladığımızı kabaca irdelediğimizde ortaya saçılanların genel görüntüsünü şöyle tanımlayabiliriz: Kitap okumak, kitabı para verip satın almak, kütüphanelerden ödünç almak, bir tanıdığımızdan, akrabamızdan, arkadaşımızdan okunduktan sonra geri verilmek üzere tek yanlı anlaşarak zoraki almak, birilerinin tavsiyesi üzerine etkilenerek okumak ihtiyacı hissetmek. Listeyi daha da uzatmak mümkün. Yani kısaca edebiyat deyince aklımıza otomatikman okumak gelir.

Okumak günlük yaşantımızda hemen her an bizimle beraber, sabahları gazetelere göz atmak, internetten haberlere bakmak veya gelen postamızı bir kontrol etmek, okulda derste ister istemez muhatap kalmak, kahvede, dernekte, otobüste, trende uygun zamanda, işyerimizin çeşidine ve niteliğine göre değişen okumaya muhatap kaldığımız anlarla haşır neşir olmak. Boş anımızda sarıldığımız bir dergi, gazete kitap cabası. Hele hele geceleri bir kaç sayfayı devirmeden uykuya dalamamak en kutsal davranışlarımızdan biri. Yani çok kaba hatlarıyla okumak günümüzün başına, ortasına, yarısına, çoğuna, sonuna serpilmiş, serpiştirilmiş vaziyette haberimiz yok.

Bire bir okumayı uğraş, heves, iş, meslek edinenlerin okumayla ilişkisi tabii ki sıradan okuyucudan daha bir farklı. Edebiyata giden yol da buradan geçiyor yani çok okumaktan, okumayı sevmekten, anlamaya meraktan, bilgiye susamışlıktan, öğrenmeye duyulan açlıktan. Yani edebiyat farklı bir arayışın bizleri bulaştırdığı farklı bir yanıt arama, hatta alma diye de tanımlanabilir.

Peki edebiyat deyince ilk aklımıza okumadan sonra ne geliyor? Yasaklanmış şairlerin şiirlerini sevmeyen bir okur, edebiyat hayranı olabilir mi? Edebiyat sevgisine ilk defa bulaşanların karşısına her daim ilk önce şiir çıkar, şiirin gücü, etkisi sarmalayıp büyüler bizi. Zaten şairi bol bir toplum olduğumuz için hatta defalarca şiir yazıp, ezberleyip, kesip biriktirip bir yerlere koysak bile iyi bir şiir duyduğumuzda kulak kabartır, kalbimizin bütün kapılarını açıveririz şairin acaba ne demek istediğini anlamak için.

DSCI0342.JPG

Şiirlerin yerini edebiyata duyulan ilgi, merak, sevgi arttığında gezi notları, anılar, biyografiler, araştırma inceleme yazıları, günlükler, röportajlar almaya başlar. Farkına varılmadan öyküye bulaşılmıştır bile. Bazıları şiir ile birlikte öykü ile tanışıp orada kalırlar. Mizahi öyküler, acıklı hikayeler, mutsuzluğa bulanmış acı ve keder dolu aşklar çeker öykü meraklılarını. Gurbetçiler 50 yıl sonra kendi öz öyküleri ile ancak bugünlerde tanışabiliyorlar. Yani bu konuda da almamız, katetmemiz gereken yol haddinden fazla.

Günlük hayatımız başlı başına edebiyatın hemen her dalına konu, malzeme, materyal olacak kadar çok yönlü. Ama dolgun ve göz doyurucu bir seviyeye hala kilometrelerce uzak olduğumuz bir gerçek. Bunda en çok da bizlerden önce benzer kalıcı bir mirasın yoksunluğu, bu işlere gerçek anlamda gönül verenlerin azlığı, en çok da edebiyatın karın doyurmadığını söylemek o kadar da yanlış olmaz. Günlük hayatta edebiyat para kazandırmaz, tok tutmaz, eğlendirmez. Tersine sorular sorar, karın ve baş ağrıtır, muhaliflik yapar olur olmadık yerde, o güne kadar alışagelmiş davranış ve yaşam biçimini sorgular. Bunlara ne gerek var anlayışı genele her daim hakimdir.

Oysa edebiyat ekmek su kadar gerekli bir ihtiyaçtır. Donanılması gereken bir zırh, sıradan sahip olunması gereken anahtar, cüzdan, ayna kadar gerekli bir nesnedir. Edebiyat bir limandır, köy evidir, koskocaman bir şatodur ihtiyaç duyulduğunda gidip saklanılacak, belki arada bir geri çekilecek, dinlenilip enerji ve güç toplanılacak, yaşama ara verilecek, sonlanacak, aktarılacak, anlayıp anlatılacak, her şeye yeniden silbaştan başlanacak en yakın dosttan daha yakın koca bir evren. Edebiyat bir arama kültürüdür, aradığını bulma, bulduklarını paylaşma, paylaştıklarında mutluluğa ulaşma, ulaştıklarında insanlığın ortak değerlerine katkı sunma, destek vermedir. Uygarlık çorbasında benim de tuzum bulunsun demektir.

Günlük yaşamda kitap okumayan insanla tanışmak, karşılaşmak yerliler arasında büyük bir ayıp, eksiklik, giderilmesi gereken büyük bir açıktır. Ama biz yabancılar arasında nedense olağan bir edimmiş, davranış biçimiymiş gibi karşımıza çıkar. Zira okumayanlarımızın sayısının çokluğu ve bolluğu araştırmacılarını hayrete düşürecek derecede cömerttir. Bizde okumayanlar değil okuyanlar parmakla gösterilir. Tersine bir dünyadır kendi cemaatimiz dersek yalan, yanlış olmaz.

Günlük hayatta neden edebiyata bulanmak, kitaplara bulaşmak gerekir söylemi başlı başına radikal polemikler kokar. Hayatında üç buçuk kitap okuyanımız filozof kesilir. Herkesin herşeyi en iyi, en çok bildiği bir toplum imajımız deve kuşu misali kendisini gösterir. Oluşturduğumuz göçmen kültüründe yazmak, edebiyat tarihimizin evreleri, roman, öykü, şiirin geçmişi ve geleceği yoktur, ya da çok azdır, bol bol diskotekler vardır, davul zurna vardır, kim kimin nerede dedikodularının şaşırtıcı bolluğu vardır. Dinlemekten çok konuşmak vardır.

Edebiyat acı demektir, özlem demektir, yaralı insanların yaralarını anlatması, aktarması demektir. Göçmen olup da bunlara bulaşmayanımız var mı? O halde edebiyata en çok sahip çıkması gereken insanlar göçmenler olmak zorunda değil mi? Zira onları en iyi anlayacak, anlatacak, yansıtıp konuşacak arena yine edebiyattır. Edebiyat sudur, ekmektir, bulgur pilavıdır, tatlıdır, içkidir, şaraptır, süttür, baldır dersek yine yalan ve yanlış sayılmaz bu. Onun hakkında her daim teorisyenler konuşur, edebiyat kuramcıları anlamlar yüklemeye çalışır, kişisel yorumlarını genele mal ederek tekerleği yeniden icat ettiklerini sanırlar. Oysa edebiyat halkların, insanlığın hangi sınıf, koşul, dil, din, ırk, milliyetten olursa olsun ortak oluşturduğu, ortaya koyduğu genel bir isimdir. Ortak sevinçlerin dilidir edebiyat, acıların, gözyaşıların, kırıklıkların, yenilgilerin ama bir o kadar da sevinçlerin ve mutlulukların.

Edebiyat soyutmuş gibi görünür, edebiyat yaparken dahi ben edebiyattan anlamam deriz. Bugün işe gittim derken edebiyat yapmayız, ama bugün işe giderken artık sararmaya başlayan yaprakların hüzünlü görüntüsü bana köyümüzdeki çeşmenin başındaki ağacı hatırlattı dediğimizde bu edebiyattır. Söyleme ayrı ve sıradışı bir renk ve tat vermedir. Yani edebiyatı somutlaştırmak yazma uğraşımızın dışında günlük konuşma dilimize uyarlamak da yine kendi elimizdedir. Bunda edebiyattaki yoğunlaşma ve derinleşmenin kaçınılmaz etkileşimi önemli rol oynar. Yani okunmadan edebiyatta derinleşmek, edebiyata bulaşmak, öyle yaşamak, konuşmak, yazmak, anlamak olanaksızdır.

Edebiyat tabuları kırmak, yasakları konuşmak, acılarımızı yüzeye çıkarmak, ölülerimizi anmak demektir. Ölümü yaşamın doğal bir parçası olarak görüp göstermek, bu dünya ile öbür dünyayı birbirine yakınlaştırmak demektir. Edebiyat bir yaşam biçimine bulanmak, günlük yaşamımıza değişik renkler ve tonlar vermek, yaşamdan o güne kadar alışageldiğimizden apayrı ve derin tadlar almak demektir. Edebiyatı günlük yaşamımıza ne kadar çok bulaştırırsak o kadar mutlak mutluluğa yaklaştığımızı söylemek pek o kadar yanlış olmaz.

Edebiyat çoğuldur, edebiyatçının yalnızlığını paylaştığı en geniş platform, onun düş dünyasına indiği modern bir asansördür. Günlük yaşamda edebiyata en çok ihtiyaç duyan insan en mutsuz, huzursuz, büyük arayışları, bilgi açlığı olan insanlardır. Sorularına, sorgulamalarına, bireysel yalnızlıklarına son verebilecekleri tek yer edebiyattır, kitaptır, büyük ustaların biri birinden değerli, muhteşem anlatılarıdır, incelikli çok boyutlu ifadeleridir, binbir renge ve türeve bulaşmış tabloların görsel zenginliğidir.

Edebiyatçının düş dünyası zengindir, okuyucusuna yoktan varettiği düşlerinden oluşturduğu bir dünya kurar, koskocaman bir yaşam sunar. Ruh zenginliğine, erdemli biri olmaya davet eder insanları. İnsan düşmanı bir edebiyatçı gelmemiştir henüz yeryüzüne, öyle biri yoktur, varsa da adı edebiyatçı değildir. Edebiyatın bir diğer adı paylaşımdır, hem de cömertce, Mevlana´yı dahi kıskandıracak ebatlarda. O insancıldır, kin ve nefret gütmeyi bilmez, sevgi ile yoğrulmuştur, dolu doludur bu dünyanın sıradan gerçeklikleri ile.

Günlük yaşamımızda edebiyatın yeri ve önemi kaçınılmaz bir zorunluluktur, güne renk katar edebiyat, neşe, sevinç, umut, güç, güzellik ve dostluk katar. Yaşamın farklı boyutları da olabileceğini haber verir bize. Kendi dar küçük dünyamızın dışında da dünyaların olduğunu söyler, gösterir bizlere. Her şeyi bilmediğimizi, daha öğrenmemiz gereken bir çok şeyin olduğunu gözümüze sokar. Bizi alçakgönüllülüğe suskun bilgeliği ile davet eder. Saflığın insanın ruhunun kirlenmesini engellediğini öğretir. Kitabın insanın dünyanın hemen her yerinde tek dostu olduğunu yeniden hatırlatır.

28.08.2010

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

Serkan Dinç

Kişisel Blog Sitesi

HISSEMUTFAGI

Borsa,Hisse,Yorum,Grafik,Eğitim,stock market,exchange,Hisse Senedi Teknik Analizleri Nasıl Yapılır, Borsa Grafikleri Nasıl Yorumlanır, Borsa Analizi Nasıl Yapılır, Hisse Senedi Grafiği Nasıl Yorumlanır, Bolinger Bandı,hissemutfagi,Borsa Eğitim Videoları,Borsa Eğitim,IBB,İSTANBUL,İMAMOĞLU

Türkçe Malumatlar

Gerçek Bilginin Adresi Zihin Açıcı Site

birfotoğraföyküsü

hayatta öyküsü olmayan tek bir fotoğraf yoktur!

Y Nesil Avukat

X kuşaklarıyla dolu bir dünyada Y nesli olarak hayatta kalmak

arzuberk

profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren

seferkatip.wordpress.com/

gelişmenin karanlık yüzü vardır ve yaratmak için yıkmak gereklidir.

MAVİ YOL

Mavi ; gökyüzü kadar sonsuz, deniz kadar huzurlu, bulut kadar özgürdür.

Fas Hakkında

Fas Hakkında genel Bilgiler

Genç İşsizler Platformu

#MezunİşsizBorçlu

Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü

Türkiye'nin İlk Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü | Turkey's First Archery Research Institute

yogikbeslenme

Doğanıza Uygun Yaşama Rehberi

Ulucinar

Gönülden gönüle...

ŞİİR İKİZ

BİZ BİRİZ

Farklı Bakış Açıları!

Farklı içerikleri, eğlenceli anlatımı ve sürükleyici konuları ile tartismaci.com'u çok seveceksiniz.

%d Bloggern gefällt das: