14.1 C
Hamburg
Dienstag, Mai 11, 2021
StartHomeGrass: A Nation’s Battle for Life – Otlak: Bir Milletin Yaşam Mücadelesi

Grass: A Nation’s Battle for Life – Otlak: Bir Milletin Yaşam Mücadelesi

Grass: A Nation’s Battle for Life –

Otlak: Bir Milletin Yaşam Mücadelesi

Filme konu olan Bahteriyanlar bir millet değil İran sınırları içinde yaşayan bir azınlık. Kürtler dillerinin Kürtçe’ye çok yakın olduğunu ve Alevi Kürtler olduklarına inanıyorlar. Filme geçmeden önce birkaç soru sormak kaçınılmaz. Aşiret yolculuğuna Ankara’dan başladığına göre sahi kim bunlar, 1925 yılında Ankara’da ne yapıyorlar? O günlerin siyasal tarihi göz önünde bulundurulduğunda Kürt olmaları ve Şey Sait İsyanı’nın yansımalarının başkentin göbeğinde kendilerine ulaşacaklarını bildikleri için mi yola koyuluyorlar, yoksa filmde bize anlatıldığı için aşiret halkı ve sürüleri için verimli otlaklara ulaşmak mı gerçek hedefleri? Yani sürgün edilmekten veya katliama uğramaktan mı korkuyorlar, yoksa gerçekten de hayatta kalmak için mi verilen mücadele? Koca diyarda verimli otlaklar, yeşil alanlar, çayır çimen mi yok? Soran da yok. Ama Kürtlerin tarihleri boyunca göçebe olmadıkları iyi bilinir. Yani ilk insanlardan beri hep Dicle ile Fırat arasında kalan bölgede ve çevresinde sayısız beylikler, irili ufaklı hanedanlıklar, devletçikler kurdukları bilinir. Yani yerleşik bir hayatı bilen tanıyan Kürtler sırf verimli otlak bulabilmek için binlerce kilometre yol katetmezler. Ama yine de sayısız Kürdi, Alevi, Azeri, Türkmen, Arap ve Fars ögelerin olduğunu görmezden gelemeyiz. Deyişler, ezgiler ne demek istediğimin altını çiziyorlar. Derelerden, ırmaktan geçerken veya karlı dağları tırmanmaya başlarken “Ya Ali” diyorlar. Ayrıca kadınların yüzleri de açık. Bugün bile o coğrafyada kadınları kapatanların hangi kültür olduğu malum.

Gelelim filme: Üç Amerikalı seyyah, gazeteci, yönetmen, siz bunları misyoner ya da ajan da diyebilirsiniz bölgede cirit atıyorlar. Bu unutulan halkla Ankara’da karşılaşıyorlar. Aşiretin reisi Haydar Han ile bir anlaşma yapıp bu aşiretin yolculuğunu kayıt altına alıyorlar. Film de aslında bu uzun mu uzun yolculuğun belgesel bir gösterimi. Hâlâ bugün bile izlemeye ve müzikleri dinlemeye değer film elli bin canlının kervanlar halinde başkentten yola koyulmasıyla başlar. Ama önce filmi çekenleri ve baş aktörlerimizi tanırız. Haydar Han’ın yanıbaşında oğlu Lufta vardır. Lufta’nın da Batılıların meşhur yazım hatası olup Lütfü veya Latif olma olsılığı daha mantıklıdır.

1.jpeg

O günlerin görüntüleri oldukça ilginç ve şaşırtıcıdır. Kervan dahası tek bir atlı araba, tuz gölü civarından geçer ve kervanın ilk konağı büyük bir kervansaray olur. Kervansarayda erkeklerin tandır ekmeği yapmaları dikkat çeker. Ortalıkta Amerikalı kadın gazeteciden başka kadın yoktur. Haftalar sonra kafile Toroslara gelir. Oradan da Suriye’ye geçerler. Sonra da Ürdün üzerinden Zağroslar aşılacak ve hedeflerine ulaşacaklardır. Kürdistan üzerinden rotanın gerçekleşmemesi tarihsel isyanla açıklanabilir. Savaşın olmadığı bir istikamet daha güvenli olmaz mı? Yine de yolculuk sayısız doğal engel ve engebeden oluşmaktadır. Bir dağ keçisi nasıl avlanır izleriz. Cemaatin zevk için değil karınlarını doyurabilmek için avlandıklarının altı, sesssiz filmde özellikle çizilir. Yolculuğun hepsini anlatmadan önemli bir detayı atlamak istemiyorum. Coşkun ırmağı geçerken göçerlerin kullandığı ilginç bir yöntem var, sayısız diplomatın, misyonerin ve dönemin istihbaratçılarının yapıtlarında ve en son da Ahmet Mithat Efendi’nin “Musullu Süleyman” romanında değindiği bir konu: Kelekler. Kürtler Dicle ve Fırat’ı geçebilmek için dikilmiş keçi derisini üfleyip şişiriyorlar. Onlarca şişirilmiş deri daha önce yan yana iplerle bağlanmış ve bir yatak haline getirilmiş ağaçlara bağlanıyor. Yatak şişkin deriler altta kalacak şekilde suya bırakılıyor. Yüzeydeki geniş sahaya ise eşyalar ve insanlar yerleştiriliyorlar. Araca da “Kelek” diyorlar. Bu yöntemin bugün bile kullanıldığı söyleniyor. Dev kervanın geçmesi filmde altı gün ve gece sürüyor. Sonra karlı dağlar tırmanılarak, Zağroslar aşılıyor ve yaşanılır otlaklara kavuşuluyor. Bu azınlık da ölmeyip hayatta kalmayı başarıyor. Film İran’da altmışlı yılların ortalarına kadar yasakmış. Biz de varlığını herhalde birkaç uzman ancak biliyordur.

1925 yılı yapımı Grass: A Nation’s Battle for Life – Otlak: Bir Milletin Yaşam Mücadelesi sessiz filmini Merian C. Cooper ve Ernest B. Schoedsack birlikte yönetmişler. Senaryo yazarları Richard Carver ve Terry Ramsaye. Oyuncular Merian C. Cooper, Ernest B. Schoedsack, Marguerite Harrison, Haydar Han ve oğlu Lufta.

25.03.2019

Vorheriger ArtikelDogman
Nächster ArtikelThe Great Dictator – Büyük Diktatör

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular