13.4 C
Hamburg
Mittwoch, September 30, 2020
Start Kultur Kino The Battle of Algiers - Cezayir Savaşı

The Battle of Algiers – Cezayir Savaşı

The Battle of Algiers – Cezayir Savaşı

Film 1957 yılındaki Cezayir´de, sömürgeci Fransız askerlerinin bir Cezayirliyi işkencede çözdükleri bir anda başlar. Başlarındaki komutan paraşütçü Albay Mathieu´dür (Jean Martin). İşkence kurbanına yer göstermeye gideceğini, askeri üniforması giymesini, böylelikle tanınmasının kolay olmayacağını öğütler. Gariban bir an vazgeçse de işkenceciler her şeye yeniden başlayacakları tehdidinde bulunurlar. İşkencede çözülen adam, Fransızların uzun zamandır peşinde oldukları Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN´in liderlerinden Ali La Pointe´nin (Brahim Hadjadj) yerini gösterecektir, bu hizmeti karşılığında örgütüne ihanet eden adam serbest bırakılacaktır. O ev bulunur, çevre sarılır, bina da oturulanlar çıkartılır. Ali ve yanındakiler banyoda gizli bir bölmede gizlenmektedirler. Albay tehditler savurur. Çıkmazlarsa havaya uçurulacaklardır. Filmimiz de aslında bu içeridekilerin o bekleyiş anlarıyla uzun bir flashback ile başlar.

Bir ulusal kurtuluş savaşı herhangi bir sinema filmi ile nasıl anlatılabilir, sorulmalı. Tabii ki bir insanın, ailenin, belirli prototip örneklerin üzerinden. 1966 yılı yapımı The Battle of Algiers – Cezayir Savaşı’nın yönetmeni Gillo Pontecorvo da bu kurala uymuş. O saklanılan delikteki geriye dönüşte Ali´nin geçmişine 1954 yılına döneriz. Bu aynı zamanda FLN´in de yani direniş cephesinin de başlangıcına geriye dönüştür. Başkent Cezayir´deki Kasbah mahallelerine gideriz, FLN ilk bildirisini açıklamakta, Cezayirlileri ulusal kurutuluş savaşına, silahlanmaya, mücadele vermeye çağırır. Ali sokakta iskambil kâğıtlarıyla bul karayı al parayı oynatmaktadır. Kadının biri yoldaki polise Ali´yi işaret edip şikâyet eder. Polis gelirken Ali kayıplara karışır. Bizim batı illerindeki Kürtün birini linç hareketi ile karşılaşır. Biri koştuğu için çelme takar, bir diğeri küfreder, Ali bir yandan hakaretlerden, bir yandan polisten kaçmaya çalışır. Polis genç adamı düpedüz linç edilmekten kurtarır. Çocukluktan beri sicili kabarık işsiz ve eski boksör Ali cezaevine atılır.

1.jpg

Cezaevleri dünyanın her yerinde okuldur aynı zamanda. Ali bir mahkûmun idam edilme anlarında yaşananlar çok etkiler. Herkes “Yaşasın Cezayir” diye slogan atmaktadır. Ali avludaki giyotinli idamı parmaklık camdan görür. Beş ay sonra da serbest kalır. Örgüte katılmıştır. Bir çocuk kendisini karşılar ve ona bir mektup verir. Okuma yazması olmayan Ali mektubu çocuğa okutur. Eyleme gidecektir. Kadının birinden bir tabanca alacak, muhbirin birini düzenli ziyaret eden polisin birini arkadan vuracaktır. Ali tabancayı alır, polisin tam karşısına geçer, halkı bakın bu pisliğe diye çağırır, tam polisi vuracakken tabancasının boş olduğunu anlar. Polisi yine de etkisiz hale getirip kadınla silahını alırlar ve oradan kaçarlar. Ali bu işi planlayanlarla bizzat görüşmek ister. Sorumlu Cafer Lahadi (Yacef Saadi) Ali´yi örgütün sınadığını, ne kadar güvenli olup olmadığının denendiğini açıklar. İçeriden yeni çıkmış biri deneme testinden geçirilmiştir. Ali bu testi başarıyla geçmiştir. Ali polisi neden öldürmediklerini sorar. Cafer buna henüz hazır olunmadığını, şehirde çok esrarkeş, fahişe ve sarhoşun olduğunu, bunların çok konuştuklarını önce güvenliği hazırlamaları gerektiğini anlatır. Önce bu insanlar ikna edecekler ya da saf dışı bırakacaklardır. Fransızlara sıra bunlardan sonra gelecektir.

Nisan 1956 tarihinde FLN 24. bildirisini kamuoyuna sunar. Çocuklar bile şehri sarhoşlardan kurtarma eylemlerine destek sunarlar, Ali bizzat pezevengin birinin ölüm cezasını yerine getirecektir, FLN´in huzurunda gerçekleşen ilk resmi evlenme merasimine şahit oluruz. Artık zamanı gelmiştir polise saldırmanın. Bir günde onlarca eylem gerçekleşir. Her gün katledilen polis ve Fransızın sayısı artar. Derin devlet aynen bizdeki gibi kontrgerilla yöntemlerine başvurur. FLN´in karşı cevabı çok şiddetli olur. Sivil öldürmekse alın size siviller nasıl öldürülür der sağı solu bombalar. Fransız devletinin yanıtı Cezayir´e zamanında Nazilerin işgaline karşı partizan savaşı vermiş, ama o zamanlar kendi vatandaşları tarafından bile faşistler ordusu diye hakaretler edilen deneyimli paraşütçüleri göndermek olur. Artık işkence, sorgular, infazlar, acımasız bir kirli savaş uygulamaya konulur. FLN filme göre bitecek ama artık uyandırılıp ayağa kalkan halkın istiklal diye çağırdıkları ulusal kurutuluş mücadelesi zafere kadar sürecektir.

Gerçek hayatta yaşanılanların filmdekinden çok daha kanlı, vahşi ve acımasız olduğunu söylemek gereksiz. Türklerin de, Kürtlerin de, sinema filmi yapımcılarının da, oyuncuların da bu filmden ve o beğenmedikleri Araplardan öğrenecekleri çok şey var. Zira neredeyse yarım asırdır süren ve çok daha kanlı ama benzer bir savaş yer yer alçak veya yüksek dozda bizde de sürüp gidiyor.

Gillo Pontecorvo filmi hem yönetmiş hem de senaryo yazarlarından biri. Venedik Film Festivali ödüllü filmin diğer senaryo yazarı ise Franco Solinas. Bu önemli politik film klasiğinin saptayabildiğim diğer oyuncuları Fusia El Kader, Tommaso Neri, Ugo Paletti, Samia Kerbash, Mohamed Ben Kassen, Franco Moruzzi.

 

27.01.2019

 

 

Vorheriger ArtikelÇocuklar Sana Emanet
Nächster ArtikelAnthropoid

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Schweizer Referendum: Präsidentin von der Leyen begrüßt klares Votum für Personenfreizügigkeit mit der EU

Kommissionspräsidentin Ursula von der Leyen hat die Entscheidung des Schweizer Volkes begrüßt, weiterhin Teil der Personenfreizügigkeit der Europäischen Union zu sein. Sonntag haben knapp...

BTSO, Bursa’nın en büyük 250 firmasını açıkladı

OYAK Renault'un 24,6 milyar liralık değerle ilk sırada yer aldığı listede ikinci TOFAŞ, üçüncü Bosch oldu Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının (BTSO) kent ekonomisine ışık...

EU-Staatsanwälte leisten Eid vor Europäischem Gerichtshof

Bei einer Zeremonie vor dem Europäischen Gerichtshof haben die Staatsanwältinnen und Staatsanwälte der neuen Europäischen Staatsanwaltschaft Montag ihren Eid abgeleistet. Die Europäische Staatsanwaltschaft wurde...

Erkeklere inat başladığı futbolda adını milli takıma yazdırmak istiyor

TFF Kadınlar 2. Lig ekiplerinden Horozkent Spor oyuncusu Amber Selin Karaosmanoğlu: "Bana 'sen topa bile vurmazsın git bebekle oyna' dediler. İnat ettim, bu sevdaya...