ALMANYALILAR

Öykü: Balıkçılar

Öykü: Balıkçılar

Limanda balık tutmaya çalışan birkaç hırpani kılıklı adam. Eski bir denizciyi andıran, yağlı saçlarından ve kepeklerden eskimiş, belki de bayağı kokan, sıcaktan yana yatırdığı şapkasını laf olsun diye şöyle bir düzelterek lafa gireni, hemen yanındaki yine kendisi gibi eski püskü bir balıkçı kazağı ve kadife pantolonlu olana seslenir:

  • Yüz defa dedim bu saatte kimseler olmaz diye!
  • Anlamadım, ne dedin, ne zaman dedin?
  • Bu saatte ne insan olur burada, ne de balık?
  • Ne olacak şimdi, ne yapacağız?
  • Bir işin varmış gibi ….Bekle ne olacak?
  • Boşa harcayacak zamanım yok benim!

Diğer yanında dikilen, boş ve anlamsız gözlerle bir limandaki çalkantılı dalgalara, bir yanında dikildiklerine sırıtarak bakan orta yaşlı suratından anlamsızlık okunan biri,

  • Arkadaşın devlet dairesinde çok önemli bir randevusu var!
  • Neymiş o?
  • Sahi mi?
  • Evet, evet! Tabakhaneye bir kapta bir şeyler yetiştirecek…
  • Anlamadım?
  • Bok, bok. Anlarsın ya!
  • Ulan bırak bu boktan şakaları!
  • Ha ha ha!

ba.jpg

Birden üçünün beraber attıkları oltada bir dalgalanma oldu. Heyecan, haykırış ve sevinç çığlıkları.

  • Ses etmeyin!
  • Neden?
  • Kaçar maçar!
  • Ne yemi kullandın?
  • Solucan mı?
  • Hamur, eski bayat ekmek içi. Afyonlu bir komşum söyledi.
  • Nereli?
  • Türk, Türk!
  • Ha?
  • Vay be!
  • Galiba büyük bir tane yakaladım!

Birkaç dakika sonra ortalık neşelendi. Aradan birkaç saat geçti. Landungsbrücken’de Balıkpazarı’nın dahilindeki ıssız bir kıyıda kendi aralarında konuşup balık tutanların kovasındaki balıkların sayısı arttı. Neşeli ruh hali büyüdü, biri diğerini etkiledi. Arada bir ceplerinden tek tük çıkardıkları küçük şişelerdeki içkileri, kendi aralarında pay edip elden ele dolaştırdılar.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Hamburg’da da garibanlara sevinmek haramdı. İki zabıta görevi yapan polis memuru yanlarına kararlı ve öfkeli adımlarla yaklaştılar.

  • İzin kağıtlarınız?
  • Ne izni?
  • Ne kağıdı?
  • Balık avlama izin belgeleriniz lütfen!

Memurun lütfeninde yatan küfür ve hakâretin haddi hududu yoktu.

  • Özel bir mekânda değiliz ki!
  • Evet, evet. Hans haklı! Liman burası! Özel mülkiyet değil!
  • Kamuya açık!
  • Balık tutmak için izin belgenizin olması gerekir, nerede olursa olsun!
  • Hem de karakolun karşısında. Bu ne cüret?
  • Ne yani, karakola uğrayıp balık tutacağız, izin verin mi diyeceğiz?
  • Karakola değil!
  • Nereye?
  • İlgili yetkili daireye tabiki!
  • Balık tutmak için neler istediklerini biliyor musunuz?
  • Evet! Ehliyet yapmanız lazım!
  • Sorunda burada zaten!
  • Ne sorunu?
  • Okuma yazmam olsa doktor olurdum ben, birkaç kör balık tutmak için ehliyeti ne yapayım? Kaptan olur bir gemiyle dünyayı gezerdim!
  • Burada böyle ulu orta balık tutamazsınız!
  • Nedenmiş o?
  • Yasak! Bilmiyor musunuz? Kimlikleriniz lütfen!
  • Ben tutmuyorum, tanımıyorum da bunları. Bakın hiç bir şeyim yok!
  • Yine de kimliğinizi verin!

Üçünden de istenen evraklar ve kimlik belgeleri çıkmayınca ikiliden biri amirine cep telefonuyla ulaşmaya çalıştı. Telsizle bu konuyu konuşmak istemediği belliydi.

  • Evet şef! Üçünün de kimliği yok. Balık avlama izin belgeleri de yok!
  • Tamam amirim. Anladım!

Birkaç defa daha beden davranışlarıyla kendisine söylenileni anladığını ve bir an önce artık kapatmak istediğini yansıtan memur konuşma bitince öfkeyle gariban üçlüye döndü:

  • Cezayı hanginiz ödeyeceksiniz?
  • Ne cezası?
  • Kanunsuz avlanıyorsunuz, balık tutuyorsunuz burada!
  • Ad, soyadı, adresler lütfen!

İki memurda kendilerine verilen adların ve adreslerin yalan yanlış olduğunu biliyorlardı. Üç kafadar birbirlerine göz kırparak ikiliyle makara geçmeye başladılar.

  • Hapse de atacak mısınız?
  • Para cezasını ödemezseniz, bir de aksi bir savcı ya da hakime denk gelirseniz neden olmasın?
  • Bu Günter varya, geçen gün havayı kirletti onun için de ceza yazın!
  • Asıl sensin osurukçu. Memur Bey şahitsiniz, bana iftira atıyor!
  • Efendim bunun ayağı, şapkası, ağzı ve vücudu kokar. Söylediklerine aldırmayın!
  • Sen de ayyaş ve seks düşkünüsün itiraf et!
  • Eziksiniz ikiniz de oğlum, ezik…..

Garibanların kimlik belgelerini, onların kendi söylediklerine göre alıp defterine kayıt eden ikilinin daha deneyimli olduğu belli olanı, karadaki balıkları büyük bir kin ve öfkeyle geri limanın sularına bırakırken dalgasını geçti:

  • Demek izinsiz balık avlıyordunuz? Size söylemediler mi bu balıkların türleri tükeniyorlar. Koruma altındalar. Haydi şimdi yaylanın!
  • Bir daha buralarda görmeyelim sizleri!
  • Gelecek defa içeri tıkarım, gözünüzün yaşına bakmam ona göre…

 

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

Şeker Portalı

Portakallı Paylaşımlar

yedi orman

Yapraklarıma ve çiçeklerime, meyvelerime ve dallarıma, köklerime ve toprağıma doğru bir keşif yolculuğu.

Karikatüristan.Wordpress.com

Karikatür Alemi, Alemin Karikatürleri

Varlık Ergen

"ben kötüyüm bu düzen için ama değilim asla kötülük"

YARIŞBİLİMİ

Atyarışı ve İstatistiğin buluştugu yer

ZÎZNASE

bilgelik sevgisi...bilgi aşkı

Sema'nın İzleri

Mutlu olmanın izlerini bırakın..

Bir Acayip Mühendis

Her şey Mutlu bir son için...

SEYAHATDELİSİ

Seyahat delisi bir çiftin hatıra defteri...

BİLGİSAYAR VE YAZILIM

Bilgisayar ve Yazılım Dünyasına Ait her şey

ARTHROTEC MEDİKAL SİSTEMLER

'SİNGJOİNT, HYDROGEM, TIBBI ALETLER, TÜMÖR CERRAHİSİ

%d Bloggern gefällt das: