15.9 C
Hamburg
Dienstag, Mai 11, 2021
StartHomeAhmet Ümit: Sultanı Öldürmek

Ahmet Ümit: Sultanı Öldürmek

Ahmet Ümit: Sultanı Öldürmek

“Sultanı Öldürmek” polisiye romanın Türkiye’de sayılı ustalarından Ahmet Ümit‚in son yapıtı. Büyük reklam kampanyalarıyla piyasaya sunulan abartılı bir çalışma. Ciddi bir editörün rahatlıkla 500 sayfalık romandan 300 sayfasını gözünü kırpmadan çıkartabileceği, yine de romanı kurtaramayacağı, kendi türündeki üstadın performasının daha da düştüğüne sadece bir kanıt bu eser. Anlaşılan “redigieren”in bizde gelenek olabilmesi için daha birkaç fırın ekmek yenilecek. Romanda o denli ayrıntının çokluğu estetik zevk, sanatsal derinlik yerine gereksiz detay olarak o denli sırıtıyor görmemek, görüp rahatsız olmamak için cahil olmak gerek.

Müştak Serhazin yaşlı, şizofren, yurdum insanına benzeyen bir tarih profesörüdür. Eziktir. Yirmi bir yıl Nüzhet isimli kendisi gibi bir tarihçiyi karşılıksız sevmiş, kadın Amerikaya gitmiş Jerry adlı bir yerliyle evlenmiş günümüzde geri dönmüş, Fatih’in oğlu tarafından öldürüldüğünü araştıran dahası ispatlamak için uğraşan biridir. Romanın başarısızlığı daha ilk bölümlerde karşımıza çıkar. İlk başlarda işlenen cinayet kötü polisiye romana sadece ispattır. Nüzhet öldürülür. Şizofren Müştak yüzlerce sayfa bunaltan monologlarla suçu kendi üzerine atar. Romanda en çok atılması gereken sayfalar buralardır. Detaylar onu bize yakınlaştırmaz sadece can sıkar.

sultan.jpgDiğer benzer gereksiz detaylar Fatih ve İstanbul’un alınışıyla ilgili Tahir hocanın yumurtladıklarıdır denilebilir. Ahmet Ümit tarihe eleştirel bakamamıştır, Fatih’e aynen güya eleştirel ama özünde yerli kafayla bakmış, batılı ciddi eleştirel bakan tarihçilerin görüşlerinin yakınından dahi geçememiştir. Fatih’e değinip, İstanbul’un fethine değinen, insanlık tarihinin en büyük soykırımlarından birine nasıl değiniyor: Ancak 388. sayfada polis Ali’nin sorusuna verilen 11. satırlık tek bir paragrafla. Şimdi yüzlerce sayfa gereksiz detayın yanında bu itiraf aynen “aslında Ermeniler bizi soykırıma uğrattı” demek gibidir.

Başlı başına Osmanlı’yı sorgularken, İstanbul’da günlerce kan dökerken hiç mi aklı selim biri çıkıp ya biz neden ve nereden, hatta nasıl geldik bu topraklara diye sormaz. Almanya da en alttakiler olduğu yetmezmiş gibi bir de Neonazi cinayetlerine kurban giden bir neslin evlatları olarak dün ile bugünü saçma sapan, cansıkıcı abuk subuk kurgularla bağlayan romanlarla uğraşmak neden? Bugün hangi Makedonyalı İskenderi övüyor, Sezar’a kim sahip çıkıyor, Korkunç İvan’ı benimseyen, Hitler’i övenler kimler? Tarih cahil adamın eline bırakıldığında geriye milliyetçilik ve kuru böbürlenmeden başka bir şey kalmaz. Bu Osmanlıya sahip çıkmayacağız anlamına gelmez ama ona ne Kemalistler gibi inkârcı, ne de İslamcılar gibi dalkavuk bakacağız. Aynen sosyal paylaşım sitelerinden birinde yayınlanan dilencinin resmi gibi fethedilen İstanbul’da insanımız hangi koşullar altında bugün nasıl yaşıyoru sorgulayarak. Müştak gibi hasta ruhlarla değil.

Ahmet Ümit‚in cinayeti bir temizlikçi kadına bir çift küpe için işlettirmesine ne demeli? Romanın tek övülecek yanı Başkomiser Nevzat ve ekibinin etrafında olayların dönmemesi, romana sonlara doğru girmeleri. “Sultanı Öldürmek” kalemi öldürmek gibi bir şey. Kitabın kalınlığı yanıltmasın, boş bir eser. Okunmasa da olur. Yazarın cahil saydığı Kemal Tahir‚in “Mayk Hammer”lerinden biri kadar dahi önemli değil.
17.05.2012

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular