11 C
Hamburg
Montag, September 28, 2020
Start Kultur Kino Anonyma – Berlin´de Bir Kadın

Anonyma – Berlin´de Bir Kadın

1945 yılı Nisan ayındayız. Almanya hâlâ teslim olmamakta direniyor. Berlin´e Sovyet Ordusu çoktan girmiş vaziyette. Kızıl Ordu sokak sokak, ev ev faşistleri eşek cennetine gönderiyor. Hitler ortalıkta yok. Savaşın sonlarında bile Alman halkı kurtulacaklarına inanıyorlar. Berlin Sovyet askerlerinin ayakları altında. Filme geçmeden önce birkaç aydınlatıcı laf etmemek eksik olur, ayrıca filmi nereye yerleştirmek gerekir sorunsalına da açıklık getirir:

Savaşları erkekler yapar, çocuklar ve yaşlılar ölür, kadınlar ganimet sayılır. Bana bir savaş gösterin orada galiplerin kadınların ırzına geçmedikleri bir savaş? Yok. Sondan başlayarak Suriye, Irak, Afganistan, Kürdistan, Bosna, Çeçenistan, Vietnam vs. vs. İtiraf ediyorum gençlik yıllarımda Berlin´de Kızıl Ordu´nun saf ve üstün ırka yaptıklarını öğrendiğimde helal olsun iyi yapmışlar, ellerine sağlık gibi abuk sabuk fikirlerim vardı. Ama bugün hele bir de bu filmden sonra bu düşüncelerimden utanç duyduğumu söylemeliyim. Cehaletin yaşla doğrudan ilgisi olduğu ortada.  

Sovyet işgalinin Berlin´de her geçen an yayıldığı günlerde Avrupa’nın birçok şehrinde bulunmuş, hem zeki ve başarılı, hem de Rusça bilen, gazetecilik yapmış bir kadın vardır (Nina Hoss). Askerlerin ilk anlardaki saldırılarına maruz kalan kadınlar arasında yer alır. Gazeteci bu, böylesi günlerde insan yazmadan nasıl ayakta durur? O kadar çok ve sıklıkla tecavüze uğrarlar ki insanın yüreği parçalanır. Zeki gazeteci çareyi `bunların şefi kimse bari onunla birlikte olayım da zararı en aza indirgeyeyim´ fikrine kapılır. Bir anlığına dahi olsa kendimizi o kadının yerine koyalım. Biz olsak, ben olsam ne yapardım diye empati kurmaya çalışın!

Faşist domuzların ırzına geçilmiş ne olacak, diyenlerin eninde sonunda ırzına geçilebileceği bir dünyada ve zamanda yaşıyoruz. Erkeklerin dahası sermeyenin savaşının ıstırabını, çilesini, cefasını neden kadınlar, dolayısıyla masum aileler çeksin? Faşist olan erkeğin ruhu değil de ne? Tecavüz hâlâ bugün bile devletler, ordular tarafından toplumları aşağılamak, ezmek için bir silah olarak kullanılmıyor mu?

Film bence çok katmanlı. Almanların Sovyet Cumhuriyetlerinde yaptıkları vahşiliklere tanık olan nice asker benzer acıları mağluplara çektirmek yerine güdülerini özgürce yaşamak isterler. Nedir o, akıllarına estikçe kadınların ırzına geçmek. Berlin´de yüz bin kadının ırzına geçilecektir. On üç bin kadın hamile kalacak, tarihsel verilere göre bunlardan bin iki yüz tanesi doğacak, kalanların yaşamaması için hamile kalanlar ellerinden geleni yapacaklardır. Gazeteci sonunda Komutan Andrej (Evgeny Sidikhin) ile yakınlaşır. Komutanın karısını Almanlar asmışlardır. Bu aşamada tarihsel bir terime de açıklık getirmek gerekir. Yıllardır kullanılan “Stockholm Sendromu” yanlış bir ifadedir, doğrusu aslında “Berlin Sendromu” olmalıdır.

Filmin sonlarında hem filmi hem de o günleri anlatan bir ifade dikkatimi çekti. Gazeteci kadın âşık olduğu komutana “Savaş kavramların, sözcüklerin anlamını da değiştirdi…” der. Aşkın tanımı da böylelikle değişmiş olur. Savaşta öldü veya düşmanın eline geçti sanılan koca savaşın bitiminden sonra çıkar gelir. Tavrı malum erkek tavrıdır, bir silahını çekip namusunu temizlemediği kalır. Bu gurur neden hep erkeklerde var sanılır bilmiyorum. Bilinen bu kitabın ilk defa 1950´li yılların sonunda anonim olarak yayınlanması ve Alman halkını aşağılıyor diye bir daha yeni baskısının yapılmamasıdır. Marta Hillers in yazdığı iddia edilen, 2003 yılında ancak yeni baskı yapıp çok satanlar listesine giren kitabı okuduğumda filmdeki kadar etkilenmemiştim.

Anonyma – Berlin´de Bir Kadın trajik kesitleri kapsayan güçlü söylemleri olan, çok yönlü izlenip tartışılabilecek bence savaşı, savaşın kurbanları kadınları bu denli çok boyutlu ele alan, sayısız fikri çağrıştıran güçlü bir film. Yönetmen Max Färberböck´ü bu yüzden ayrıca kutlamak gerekir. Nina Hoss´un oyunculuğu ise mükemmel. Bence savaş karşıtı bir film klasiği.

05.10.2018

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Kış Avrupa’ya erken geldi

İsviçre, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya, Almanya ve Çekya'ya kar yağdı Hava sıcaklıklarındaki keskin düşüşün ardından Avrupa'da İsviçre, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya, Almanya ve Çekya'ya kar...

Europäischer Tag der Sprachen: Die sprachliche Vielfalt Europas in vielen Live- und Online-Veranstaltungen entdecken

Mit der Kampagne #DiscoverTranslation und einer Online-Konferenz „Bildung beginnt mit Sprache“ startet die Kommission eine Reihe von Veranstaltungen zum 20. Europäischen Sprachentag am 26....

FIBA Şampiyonlar Ligi’ne 18 farklı ülkeden 32 takım katılacak

FIBA Şampiyonlar Ligi bu sezon 18 ülkeden 32 takımla oynanacak ve son 25 yılın ülke çeşitliliği anlamında en geniş katılımlı basketbol organizasyonu olacak. Türkiye'den...

Tourismus als Entwicklungsmotor – TUI Care Foundation startet virtuelles „Linking & Learning“-Diskussionsformat

Sieben Wochen lang kommen wöchentlich Tourismus-Experten zusammen um über die Neugestaltung des nachhaltigen Tourismus zu diskutieren Im Rahmen des Welttourismustags 2020 startet die TUI Care...