24.6 C
Hamburg
Donnerstag, Juni 17, 2021

Ayla

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Hitler Almanya´sına savaşa girmese de her türlü yalakalığı yapan Türkiye hükümeti, soğuk savaşın baslangıç yıllarında da Batı´ya yaltaklanmak için hazır ve nazır şekilde donunu indirip hazır ol da beklemeye başlar. Komünizm düşmanların en büyüğüdür. Filmimizin kahramanlarının ve olaylarının bu tarihsel gerçeklikle doğrudan bağı ve ilişkisi vardır. Ama filmde bu tarihsel gerçekliğin sadece tek boyutlu bir yanı var, vicdanlı bir askerin bir çocuğu sahiplenmesi. Film başlarken baltayı taşa vurur yönetmenin haberi yok.

Astsubay Süleyman Dilbirliği (İsmail Hacıoğlu) İskenderun’da yaşayan ve sevgilisi Nuran (Damla Sönmez) ile evlenebilmek için uygun zamanın gelmesini bekleyen biridir. Yukarıdan emir gelir Marilyn Monroe hastası asker arkadaşı Ali (Ali Atay) ile Kore´ye gönderilir. Can Ulkay´ın yönettiği “Ayla” filmi Oscar´a Türkiye´den aday imiş. Ne kadar gülünç bir hedef. En azından bu askerlerin neden Kore´ye gönderildigine dair iki kelime eleştirel birkaç laf olsa belki bir ihtimal denilebilir. Nerede o günümüz memleket yönetmenlerinde o eleştirel kafa? Antalya’da Altın Portakal alabilirse bence sevinmeliler.

Film bu ya savaşın bir anında bombalanmış bir köyde kimsiz kimsesiz yalnız başına kalmış ölülerin arasında bulunan 4-5 yaşlarında bir kız çocuğuyla karşılaşırlar. Ayla (Kim Seol) adını verecekleri çocuğu askerler yanlarına alır. Her savaş ve şiddet görüp yaşamış çocuk gibi travma altındadır ve dili tutulmuştur. Dahası Süleyman çocuğu sahiplenip ilgilenmeye ona adeta babalık yapmaya başlar. Sanki savaşların ilk kurbanları çocuklar, kadınlar ve yaşlılar değilmiş gibi neredeyse bu sahnelere hayret etmemiz bizden istenir.

Hele ucuz sahnelerle Türk askerinin kahramanlıkları gibi saçma sapan söylemlere inanmamızın istenmesi aptallığın daniskası. Binlerce insan neden o kadar uzakta kim için, neden Niyazi olmuşlardır? Sormak, sorgulamak hak getire. İnsan bu sanatçıların savaşın ne demek olduğundan galiba haberleri yok diyesi gelir. Ayla 15 ay boyunca askerlerle bir arada kalır. Görev süresi bitmesine rağmen Süleyman sırf Ayla için görev süresini uzatır da uzatır. Kore´de devlet, hükümet, bürokrasi yoktur galiba. Ne aşağılayıcı bir durum. Küçük kıza bakacak, sahip çıkacak Koreli kalmamış gibi bizim askerler çocuğu sahiplenir. Yetmez gibi Süleyman tutar bir de Türkiye´ye getirmek için girişimlere başlar. Al sana kaya…

O gün gelir artık Türkiye´ye dönmek zorunda kalınır. Süleyman asker Ayla´yı yanına almayı başaramamıştır. Bence filmdeki en önemli kırılmada burada yatar. Deprem yaşayıp kendisine adeta vahiy inen Süleyman birden küçük çocuğa verdiği sözü hatırlar. Ancak 60 sene sonra verdiği söz aklına gelir. İster istemez yalancı puştun teki, göt dahası ölüm korkusundan onca yıldan sonra verdigi sözü yerine getirmek istiyoru düşündürtür.

Tesadüfler tesadüfleri doğurur, vicdanlı değil haber manyağı hatta bilinen aç bir gazetecinin yardımıyla, bence oldukça yapay ve zorlama bir sonuçla, ayrıca da bol bol salya sümüklü sahnelerle, büyümüş Ayla (Kyung-Jin Lee) ile yaşlı Süleyman (Çetin Tekindor) finalde birbirlerini kucaklarlar.

Her zaman söylediklerimi bir defa daha tekrarlamak istiyorum dizi oyunculuğu, tiyatro oyunculuğu ile sinema filmi oyunculuğu aynı şeyler değildir. Şiir roman, roman öykü değildir. Küçük Ayla´nın dışında filmde ciddi performans gösteren oyuncu da yoktur zaten. Hele Süleyman´ın kızının babasını Ayla´dan kıskanması meselesi filmde işkembe çorbasının içilmesinin kutsallığı benzeri yersizliği gibi sırıtmış.

Yiğit Güralp´ın senaryosunu yazdığı filmi, İsmail Hacıoğlu, Ali Atay, Kim Seol, Çetin Tekindor, Meral Çetinkaya, Taner Birsel, Damla Sönmez, Murat Yıldırım, Altan Erkekli, Mehmet Esen, Büşra Develi, Cade Carradine, Johnny Young, Sinem Uslu, Nilgün Kasapbaşoğlu, Claudia Memory Monroe, Kyung-jin Lee ve Caner Kurtaran oynuyorlar.

Filmde bir askerin insan olabileceğine dair bir söylem var. Oysa askerler devletler tarafından üniforma giydirilmiş resmi katillerden başka bir şey değildir. Savaşın doğasına itiraza çalışmış başarısız bir film karşımızdaki. Savaşa karşı çıkacağına savaşta da iyilik yapılabileceğine dair garip hatta yandaş bir iddiası var. Her türlü istisna kaideyi bozmaz hele konu savaş olunca. Sahi onca fakirin evladı Mehmetler neden Kore´de ve kimler için ölmüştü bilen ve soran var mı?

08.09.2018

Vorheriger ArtikelKerime Nadir: Aşka Tövbe
Nächster ArtikelOsman Aysu: Puslu Anılar

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular