9.5 C
Hamburg
Montag, Oktober 19, 2020
Start Kultur Kino Krallar Kralı

Krallar Kralı

Krallar Kralı

Film bir vapur yolculuğu ile başlar, deniz olduğuna göre ya Istanbul´dur mekan ya İzmir. Yolcular bir kıyıdan öbürüne geçerler. Aralarından biri olduğu tahmin edilebilecek biri bir dükkana girer. İçeride çalışan çıkışır kapalı diye. Saat sabahın körü gibi bir zamandır. Şahıs tekrarlar kapalı olduklarını. İçeri giren Yılmaz Güney´dir. Sağa sola, hava ve yere bakınır. İçerideki bir başka oturan kapalı olduklarını yineler. Başını kaldırıp Yılmaz´ı görünce vay abi sen miydin muhabbeti çeker. Murat içeriden önceki gün çıkmıştır. Murat Niko´yu sorar. İki sene önce öldüğünü, cenazesine Istanbul´un bütün milli sarhoşlarının geldiğini öğreniriz. Sonra Niko´nun kendisine dükkanı bıraktığını ileri süren o zamanın garsonu şimdiki işletmecisi genç, Murat´a iyi bir şarabı olduğunu, seveceğini söyleyerek ona bir kadeh doldurur. Sonraki tek yanlı muhabbetinden Murat´in içeride sekiz yıl yattığını anlarız. Murat ona Mustafa´yı sorar. Yıllar önce bir köşeye beraber oturup kafa çektikten sonra türküye başladıkları Mustafa´yı. Mustafa artık oralara takılmıyor diye yakınır genç. En son karısı ve kızı ile beraber görmüştür, şimdilerde oyuncak bebek yapıp satmaktadır. Murat´a onu bulması için yardımcı olacağını, isterse onu sorarak bulacaklarını söyler. Murat onaylar.

Evinde hanımıyla oyuncak bebek hazırlayan Mustafa´nın kapısı çalınır. Gelen Murat´tır, yanındaki genç ise Süleyman. Mustafa´nın genç kızıda Murat´a hoşgeldin der. Süleyman vedalaşır. İçeriyi, cezaevini soran Mustafa´ya, Murat seninle konuşmam lazım der. Anne-kız onları başbaşa bırakırken eski arkadaşlar otururlar. Eski günleri, genel durumu, piyasanın kabadayılarını konuşurlar. Mustafa zamanın nasıl değiştiğini, her bir kabadayının şimdi kapısında üç-beş kiralık katille dolaştığını anlatır. Yusuf, Sabri, Afrikalı isimleri sıkça gecer, şimdi ne yaptıklarını, nerede olduklarını aktarır Mustafa. Eski arkadaşına öğüt veren Mustafa onlarla kesinlikle uğraşmamasını, kim vurduya gideceği uyarısında bulunur. Murat o kadar acıdan, eziyetten ve haksızlıktan sonra Mustafa´ya korktuğunu sorar. Mustafa acıkça itiraf eder korkusunu. Murat kendisinin gençliğini kemirdiklerini, yıllarını yediklerini, bu saatten sonra çalışıp yeni bir hayat kuramayacağını dostuna anlatır. Onun gibi oturup bebek yapamayacağını, yada bir köşede oturup yumurta satamayacağını söyler. Mustafa bir daha hapse düşmektense öylesinin daha iyi olacağını söyler terlemiş yüzünü bez mendili ile silerken. Murat ise ben kararımı verdim der.

Yusuf´a telefon gelir. Arayan Sabri´dir. Özellikle uykusundan uyandırılmasını emreder. Murat´in hapisten çıktığını, hemen konuşmaları gerektiğini söyler. Yusuf ona Afrikalı´yı bulmasını hemen geleceğini, gelince konuşacaklarını söyler. Bu arada kendisini uyandıran bayan konuşulurken kapının kapatılmasıyla daha bir meraklanıp kapıyı dinler. Sonrada Yusuf´tan Murat´ın geldiğini duyunca, ben demiştim der. Sonra da şimdi ne yapacağız diye sorar.

Sabri ile Afrikalı aralarında konuşurlar. Yapılacak en iyi işin onun hissesi olan yirmibin lirayı vermek olduğunu söyler. Afrikalı Mustafa´ya da vermediklerini, onun hissesini isteyemediğini hatırlatır. Sabri ise Murat´ı Mustafa ile bir mi tuttuğunu sorar. Arkadaşı Murat´ın hapishaneden yeni çıkmış olduğunu, tek başına onlara ne yapabileceğini sorar. Sabri hem Murat´a verdikleri sözü tutamadıklarını, hem Yusuf´un Murat´ın sevgilisini aldığını, sekiz yıldır haklarında konuşmadığını, bu süre içerisinde insanın sekizbin cinayet planı hazırlayabileceğini söyler. Konuşmaya bir araba ile gelen Yusuf´ta katılır. Murat´ı iyi tanıdığını, susmasının hayra alamet olmadığını gözlüğünün camını silerken söyler. Sabri tedbiri daha önce almayarak hata ettiklerini, Afrikalı ise işi abarttıklarını, istedikleri an onu vurabileceklerini ve Dinamit Murat hikayesinin böylece tarihe karışacağını söyler. Yusuf ölümü en son düşünmeleri gerektiğini şimdi anlaşmak için ne yapmaları gerektiği konusunda fikirlerini sorar.

Mustafa´nın kızı Necla elinde dondurması veresiyeli yaptığı alışverişten dönerken bisikletli Oktay yanına yaklaşır. Kız pas vermez Oktay´a. Onu öğleden sonraki futbol maçına davet eder. Necla ise onun pis bir yalancı olduğunu dün kendisini o kadar bekletmiş olmasına içerlediğini, götürmek için söz verdiği yere götürmediğini hiddetle anlatır. Oktay paralarının olmadığını, birgün meşhur bir sporcu ve çok parasının olacağını o günler gelince istediği yere götüreceğine yemin eder. Necla onu sevmediğini, onun kocaman bir yalancı olduğunu, onu istediği yere götürmediği için suçlayarak yanından uzaklaşır. Oktay şaşırır.

Murat Mustafa´ya onu minnacık oyuncak bebeklerle görmeye alışamadığını söylerken Necla elinde torbası içeri girer. Mustafa onun da ilk zamanlar alışamadığını ama ekmek parası için yapmak zorunda kaldığına değinir. Annesi kızının bozuk moralini sorar, Necla Remzi´nin borçlarını hatırlattığını ve para istediğini söyler. Anne ona küfreder ama kızına ne olduğunu da sorar. Sonra da yemeği hazırlarlar. Murat hep aynı şeyi yapıp yapmadığını sorarken, Mustafa onun da içeride sekiz yıl boyunca aynı şeyleri düşündüğünü, insanların hep aynı şeyleri yaptığını söyler. Necla annesine Murat´ın hep yanlarında kalıp kalmayacağını sorar. Annesi bilmediğini niye sorduğunu sorar. Öylesine sormuştur Necla. Tam yemeğe oturacakları sırada kapı çalınır. Yusuf´un gönderdiği iki adam kabaca içeri girerler. Adam cebinden bir deste para çıkarıp masanın üzerine atar. Yusuf beyin o paraları ona vermesini emrettiğini haberlerler. Necla paralara baygınca bakar. Murat paraları alıp Yusuf beylerine selam söylemelerini ister. Murat ben para alacağım, hesap soracağım zamanı bilirim der. Geleceğini, beklemesini söyler. Adamlar ise paraları almazsa Yusuf´un kızacağını söylerler, Murat öyle bir bakış fırlatır ki adam sessizce bir deste parayı alıp cebine koyarak orayı geldiği adamla terk eder. Necla giden paraların ve adamların arkasından hayal kırıklığıyla bakar. Herkesin başı önüne eğikken Murat ceketini alıp evden çıkar. Hanımı Mustafa´ya Murat´ın kendilerinde kalmasını istemediğini söyler. Murat´ın dik kafalı olduğunu, başının belaya gireceğini, bir ucunun kendilerine dokunabileceğini kocasına yakınır. Necla ise annesinden olup bitenleri öğrenmeye çalışır. Hiç birşey anlamamıştır olup bitenlerden. Annesinden yanıt alamaz, dışarı çıkar kapının önündeki merdivenlere pijamalarıyla oturmuş babasına sorar. Babası uzun hikayeyi anlatmaya başlar.

Yıllar öncedir, Afrikalı mahallenin kahvecisidir, kirli işlere karışmıştır ama ikisine (Mustafa ile Murat) karşı her zaman saygılı davranmıştır. Bir gün iceriden yeni çıkmış Yusuf´tan bahseder. Yusuf´un bir planı vardır. Ona Sabri isimli bir başka gangsteri bulmuşlardır. Detaylıca planlanan bir gazino soygunudur. Yusuf her noktayı en ince ayrıntısına kadar düşünmüştür. Soygun başarılı olursa hepsi zengin olacaktır. Başarısız olurda yaka ele verilir ise içeri düşene krallar gibi bakılma sözü verilir. Namus sözü. Yusuf o günü anlatır, kızı ve hanımı ile nasıl vedalaştığını, Murat´ın mahallede ki Oya´yı sevdiğini, soygun iyi geçerse evlenme planlarını, ve soygunun son anına kadar başarılı geçtiğini, paraların Murat´ta olduğunu, onun paraları geldikleri arabaya attığını tam o anda gelenler olduğunu, arabada olan Sabri ile Yusuf´un paralarla kaçtıklarını, kendisi ile o anda çıkan çatışmada yaralanan Murat´ın yakalandıklarını, sonra da Murat´ın bütün suçu üzerine alarak yirmiyıl ceza yediğini, kendisinin iki sene ile paçayı kurtardığını, af çıktığını, onun sekiz yıl yattığını, verilen sözlerin tutulmadığını, Murat´a kimsenin bakmadığını, gelenlerin o günün hesabını vermeye gelenler olduğunu, o zamanlar onbir yaşında küçük bir çocuk olan kızına anlatır.

Afrikalı Yusuf´a Murat´ın ayağına para göndermekle iyi etmediklerini söylerek kadehini tepesine diker. Yusuf ise onun sekiz yıl boyunca sustuğunu, istese bugün bile onları içeri attırabileceğini elbet bir bildiği olduğunu, biraz sabretmeleri gerektiğini aktarır. Sahnede Murat´ın eski sevgilisi, sonrada Yusuf´un yavuklusu Oya şarkı söylerken içeriye Murat girer. Doorman içeriye kravatsız giremezsiniz derken Murat adama yumruğu patlatır. Bir anda bütün gözler üzerindedir. Bir köşede dikilip Oya´yı izler. Yusuf bir sigara uzatır sonra da yakar. Afrikalı gelir yanlarına. Ona geçmiş olsun dileğinde bulunup içki ısmarlarlar. Sonra da Yusuf ona karşı vazifelerini yapamadıklarını, sinirlenmekte haklı olduğunu, polisin hiç rahat bırakmadığını ama onu hiçbir zaman unutmadıklarını, hissesini bugün gönderttiğini ama kabul etmediğini ezik ve pişman bir ruh haline bürünerek Murat´a direk söyler. Murat ise şarkıcı Oya´ya bakarak anlamlı anlamlı herşeyine ortağım Yusuf der. Ağzındaki sigaraya, cebindeki mendile, altındaki arabaya, herşeye hatta Oya´ya bile der. Yusuf o kadarının fazla olduğunu söyler. Murat saltanatlarını ona borçlu olduklarını, onun yorgun omuzları üzerinde yükseldiklerini hatırlatır. Kaybettiği herşeyi onlardan alacağını söyler. Araya girip ileri geri konuşan Afrikalı´nın ağzının üstüne yumruğunu indirir, şarkısını yarıda kesen Oya´ya bakar ve orayı terk eder.

Sabri´nin telefonu çalar. Arayan Yusuf´tur, Murat´ın demin orada olduğunu, Afrikalı´yı bir yumrukla komalık ettiğini, şimdi ona uğrayabileceğini, dikkatli olması gerektiğini uyarır. Sabri onu sonra arayacağını söyleyerek telefonu kapatır, tabancasını çekmecesinden alıp kontrol ederek beline takar, içkisini yudumlar ve içer damlayan adamlarına Murat´ın birazdan gelebileceğini tedbirli olmalarını emreder. İçeride kalabalık bir grup kumar oynamaktadır. İki adamı Murat´ı Sabri beyin beklediğini söyleyerek içeri götürürler. İçkisini yudumlayan Sabri karşısında Murat´ı görünce geveler. Elini uzatıp hoşgeldin der. Murat elini vermez. Sabri sigara ikram eder, Murat bakışlarıyla reddeder. Sabri kendisi uzattığı sigarayı yakıp Murat´a sana çok borçluyuz, mertliğine hepsinin hayran kaldığını söyler, onun için ne yapabileceklerini sorar. Murat hakkının ne olduğunu bildiğini, adamına dükkanın ortağı olduğunu söylemesini söyler. Sabri onun dediğini tekrarlar ve o ana kadar Murat´ın yanından ayrılmayan fedai memnun olduğunu söyleyerek onları yalnız bırakır. Yalnız kaldıklarında Murat Sabri´ye Yusuf´a telefon etmesini emreder. Sabri Yusuf´u ister, Murat´ın selamı olduğunu söyler, sonra Murat ona Oya´yı istemesini emreder. Oya geçmiş olsun der, sonra da bimem ki diyerek telefonu kapatır. Yusuf ne istediğini sorar. Oya Murat´ın kendisini istediğini söyler. Yusuf öfkelenir, ayağa kalkarak onun çıldırıp çıldırmadığını Oya´ya sorar. Eceline susadığını, hapisliğin beynine vurduğunu söyler. Oya gitmem istersen der. Yusuf ona hala Murat´ı sevip sevmediğini, ona eskisi kadar bağlı olup olmadığını sorar. Oya neden sorduğunu bilmek ister yanıt vermek yerine. Yusuf bunu istememeliydi benden der.

Yusuf Sabri´nin yanında para sayar. İçinden üçbin lira alarak kalanını Sabri´nin masasına atarak üçbinlira aldığını, hesabına yazmasını ister. Yusuf Oya´ya Murat ile buluşması için izin verir, ama kendine dikkat etmelidir. Oya´nın arkasından Afrikalı damlar. Ona Murat´ın Oya´yı istediğini düşünceli bir şekilde Yusuf açıklar. Yusuf emir vererek Zeki ile Kemal isimli adamlarının Oya´yı takip etmelerini, Vanlı´yı da yanlarına almalarına, kendisinin telefonun başında olacağını, kendisine rapor vermelerini ister.

Buluşma yerinde Murat yalnızdır, elleri kafasının arasında yan masada mesut musun, çok mesudum diyen iki sevgiliye kulak kabartır. İleride daha iyi günlerimiz olacak derlerken merdivenlerden aşağı inen Oya belirir. İki sevgili kalkıp giderken gelip Murat´ın masasına oturan Oya ona geçmiş olsun der. Hareketlerinde derin bir suçluluk duygusu izlerini taşır. Kendisi için çok kötü düşündüğünü bildiğini, haklı olduğunu Murat´a söyler. O ise düşünmediğini söyleyerek elinde kadehi kalkar. Oya onu eskisi gibi bulmadığını bildiğini ve ne yapmak istediğini sorar. Murat yaşamak der. Oya nasıl diye sorar. Murat bütün nefretim ve kinimle karşımdakileri ezerek, der. Gidip yanına oturan Oya ya onlar seni ezerse diye sorar. Buna kimsenin gücünün yetmeyeceğini, en büyük korkuların ve acıların içinden geldiğini söyler. Yanında mest olmuş Oya onun eline sarılmış, kafasını dizlerine dayamıştır. Kendine bu denli çok mu gücendiğini sorar. Murat ise buna endişesi olup olmadığını. Bilmem der Oya, sonra da kendisini neden istediğini, onu özleyip özlemediğini sorar. Murat bilmediğini, onu unutmuş olduğunu, çoğu zaman yüzünü bile hatırlayamadığını itiraf eder. Onu düşündüğü günler epey geride kalmıştır. Oya ona istediği yere gitmelerini önerir.

krallarkrali

Telefonun başındaki Afrikalı yanındaki Yusuf´a çiftin Sur Meyhane´sinden eskisinden daha samimi, beraber çıktıklarını, Eminönü´ne gittiklerini aktarır. Oya Eminönü´nde Murat´a hikayesini anlatır. O içeri düştükten sonra bir başına kalmıştır. Basit bir terzi kızı olarak ne yapabilirdir, sadece gözyaşı dökmüştür. Tutunacak bir dal ararken iyi bir kıza benzeyen ve sonra onu evine götüren Mürüvet ile karşılaşmıştır. Mürüvet´e suçu atan Oya bir gün nasıl olduysa bittiğini, nasıl eridiğini bilmediğini, artık kadın olduğunu, saklayacak bir şeyinin kalmamış olduğunu Murat´a uçan ve yem yiyen kuşların arasında anlatır. Yani kötü yola düşmüştür bizim anlayacağımız. İçkiye başlamıştır ondan sonra, sanki Mürüvet´in malı gibidir. Mürvet onu pazarlamaya başlar, o da gider. Cebinde bir yığın para, sarhoş ve gözyaşlarıyla dönmüştür sürekli. Onu hiç unutmadığını söyleyen Oya, hayatın, yılların onları ayırdığını, bir gün Yusuf ile karşılaştığını ve utanıp kaçtığını anlatır. Yusuf onu sonra aramış, üzüldüğünü söylemiş sonra da yardım teklif etmiş, para vermiş, Murat´ın daha epey hapishanede kalacağını anlatmıştır. Beraber yaşamaya başlarlar, artık evi olmuştur, bir takım insanlardan kurtulmuştur (galiba kerhanecileri kastediyor). Murat tüm itiraflar boyunca tek kelime etmez, sadece Oya´yı dinler.

Sonra da ikisi Oya´ya giderler. Oya ona Yusuf´un evde olmadığını, kendisini hiç arzulayıp arzulamadığını sorarak onu eve davet eder. Yusuf´un adamı şimdi eve girdiler, sizin eve diyerek şefine telefonda haber verir. Yatakta iki çıplaktan Murat aradan geçen yılların kendisini çürüttüğünü Oya´ya anlatır. Onu o karanlık yıllarında nasılda özlediğini itiraf eder. Yusuf Afrikalı ile bir arabanın içinde görülür. Sevişme bitmiştir, Murat giyinirken yataktaki Oya onun kendisinden nefret edip etmediğini sorar. Kendisinin çok aşağılık bir kadın olduğunu Murat´a söyler. Sonra yarı çıplak haliyle Murat´a arkadan sarılıp onun kendisini yine eskisi gibi sevip sevemeyeceğini sorar. Murat tam Oya´ya sarılmış yine öperken kapı açılır içeri Yusuf ile Afrikalı damlarlar. Oya utanır, Murat kadını öper. Sonra ceketini alıp Afrikalı´yı bir yumrukta yine yere serer, Yusuf´a bir bakış fırlatarak evini terk eder. O gittikten sonra kara gözlüklerini çıkaran öfkeli Yusuf Oya´yı tokatlayarak, nasıl yaptın, nasıl cesaret, benim yatağımda nasıl yaptın ettin diye saldırır.

Murat bir arabayla giderken Mustafa´ya hanımı Ayşe kötü rüyalar gördüğünü, bir takım aksiliklerin çıkacağını söylerken, Mustafa hanımına inanmamasını bunların boş şeyler olduğunu anlatmaya çalışır. Onu alıp götürdükleri günkü gibi ruhunun daralmış olduğunu anlatır. Necla babasına çay getirirken, Mustafa Murat´ı merak ettiğini söyler. Hanımı onu sevmediğini gerekçelendirirken kapıları çalınır gelen Murat´tır. Mustafa nerede kaldığını meraklandığını sorarken, Murat biraz dolaştığını anlatır. Ayşe´nin kendisine dostça davranmayışını sorar. Ayşe yanıldığını söyler. Mustafa Yusuf ile konuşup konuşmadığını sorarak araya girer. Necla içeriden yatak hazır diye bağırır, demin içeriye günaydın diyerek giren Murat´a Yusuf geçip yatmasını söyler. Kapıdan geçerken Necla Murat´a baygın baygın bakar. Murat yatağının üzerine elbiselerini çıkartmadan uzanır.

Yusuf ile Afrikalı bir kiralık katil (Tuncel Kurtiz) tutarlar. Temizlenecek biri var derler. Kurbanının Dinamit Murat olduğunu öğrenenen kiralık katil onunla Erzurum Hapishanesi´nde üç ay beraber yattıklarını söyler. Sağlam delikanlı olduğunu yazık olacağını söyler. Yusuf yirmibin lira teklif eder. İsterse bir milyon deseler de delikanlı adamın delikanlı adamın kıymetini bilmesi gerektiğini söyleyen delikanlı kiralık katil ne söyleseler boş olduğunu, bu işte olmadığını açıklar. Gitmek üzere kapıdan çıkan kiralık katili Yusuf sırtından bıçaklar. Aynı anda Murat yatağından fırlar dahası uyanır. İçeriden konuşulan parasızlık, yoklukla ilgili aile sohbetini dinler. Mustafa kızı Necla´yı sigara almaya gönderir.

Oktay açık havada toplanmış bir kalabalığın bakışları arasında kumar oynayanlara katılır. Önce şansı yaver gider, sonra kazandıklarını kaybeder. Sonrada yoldan geçen Necla´nın peşine düşer. Necla ona kahvede ne yaptığını sorar. Oktay dün iki gol attığını elli lira verdiklerini, onuda kumarda kaybettiğini itiraf eder. Necla onu tersler, kızar ve yanından ayrılır. Eve döndükten sonra Murat Necla´yı alıp evden ayrılır. Ayşe hanım endişelenir, Mustafa´ya Murat´ın evlerinde daha fazla kalmasına tahammülü kalmadığını, bir iki güne kadar kendisine yer bulmasını istediğini aktarır. Karşı tarafın boş olmadığını, cıngar çıktığında ucunun kendilerine dokunacağından korktuğunu eşine anlatır. Mustafa kayıtsızca bir şey olmaz der ve Necla´nin demin getirdiği sigarasını yakar.

Bir barda içkilerini içen Yusuf, Sabri ve Afrikalı neşelidir. Adamları Kazım´a Murat işinide sen halledeceksin diyerek talimat verir. Sabri müdahale eder, öldürmeye karşı olduğunu belirtir. Yusuf başka çare yok der. Sabri onun öldürüldüğünde polise verilecek bir mektubu önceden hazırlamış olabileceği uyarısında bulunur. Çarşıda alışveriş yapan Murat ile Necla sokakta arabayla giden birinin silahlı saldırısına uğrarlar. Murat kendisini Necla´nın üzerine kapar, panik çıkar. Sonra da Yusuf´a telefon gelir. Aptal der vuramamış. Afrikalı kendilerinden yapıldığını Murat´ın bileceğini anımsatır. Sabri aralarına katmalarını önerir. Yusuf onun korktuğunu sorduğunda evetler. Murat´ın ortadan kaldırılmasından başka çare olmadığından dem vurur.

Necla anne-babasına saldırıyı korkuyla anlatır. Ayşe hanım bu adam beni öldürecek der. Yeni elbiselerini giyen Murat nihayet odadan çıkar. Vedalaşır, işlerin kızıştığını, onlara bir zararın gelmesini istemediğini söyler. Kurşunun gözü kördür görmez, der. Gidip bir otel yada pansiyona yerleşmeyi düşünmektedir Murat. Dışarıda klakson çalar, çocuklar arabanın etrafına toplanırlar. Evden dışarı çıkan Murat arabadan dışarı çıkan Oya ile karşılaşır. Oya Murat´ın ardından evden dışarı çıkan Necla´yı kıskançlıkla süzer. Necla´da onlara kıskançlıkla bakar ve hızla geri içeri dalar ve kapıyı arkasından kapatır. Direksiyona Murat geçer ve ordan ayrılırlar. Evin kapısı yine açılır, elinde oyuncak küçük bir bebekle yine Necla belirir.

Kravatlı Murat, bir dereden kopardığı bir çiceği arkasını dönmeden Oya´ya uzatır, o da alıp koklar. Oya ona kendisini ortadan kaldırmak için yapılan planları anlatır. Herkesin bu konuda hem fikir olduğunu, kendisinin köşede birikmiş biraz parası olduğunu, bunları buralardan gitmesi için ona vermeye hazır olduğunu açıklar. Murat sen gelecek misin diye sorar. Oya ben gelemem der. Kendisinin çürümüş biri olduğunu, ne ona, ne de bir başkasına layık olamayacağını söyler. Birbirlerini aldatmamaları gerektiğini söyler. Kendisini düşmanlarının o gece bekleyeceklerini, gelmemesi gerektiğini söyler. Murat ise sekiz yıldır o anı beklediğini, çok kararlı olduğunu anlatır. Oya birden Necla´yı sevip sevmediğini sorar. Murat ise düşünmediğini, Oya ise bildiğini, Murat tekrar bilmediğini söyler.

Necla evinin önünde oturmuş satmaları için oyuncak bebek hazırlarken takım elbisesini giymiş, ıslık çalarak yanına gelen Oktay tarafından sinemaya davet edilir. Necla canım istemiyor diyerek reddeder. Oktay onun bugünlerde çok değiştiğini söyler. Necla tersleyerek bunun onu ilgilendirmediğini belirtir. Necla kalkıp oradan uzaklaşırken Oya´nın arabası belirir. Necla birden Oktay´a neden kendisini sinemaya götürmediğini sorar. Oktay demin istemediğini hatırlatır. Necla fikrini değiştirmiştir. Sonrada Oktay´a arabadan inen Murat´ın bakıp bakmadığını sorar. Bakmayıp eve girdiğini işittiğinde de yanından sen git ben gelmiyorum deyip ayrılararak geri evine döner. Murat Mustafa´ya bir zarf uzatarak kendisinin öldürülmesi halinde mektubun polise verilmesini ister. Ben ölmeden vermek yok diye de onunla anlaşır. Mustafa onu vazgeçirmeye çalışır. Hayır anlamında Murat kafa sallar. Sonrada karı-kocayla vedalaşır. Necla garip garip onları izler. Murat vedalaşmak isteyince de ondan kendisini gezdirmesini Kulüb Cennet´e götürmesini ister ve evden beraber çıkarlar.

Oya sarhoş olmuştur, piyano çalmaya başlar. Sabri ile Yusuf yanına yaklaşırlar. Yusuf çok içtiğini söyler. Oya ise öldürecek misiniz diye sorar. Yusuf bilmiyorum der, Oya başlarının onu öldürürlerse belaya gireceğini Murat´ın dediğini iletir. Yusuf blöf yapıyordur der. Necla ise Murat´a nihayet hep arzulayıp gidebildiği klüpde dans etmelerini önerir. Birden yanlış kesilen sahne değişir, Murat kalabalık grubun içerisine düşer. Yusuf, Sabri ve Afrikalı ile adamlarınca sarılmıştır. Neyine güvendiğini sorarlar, kendime der Murat. Kendisini öldürecek adamı aramaktadır. Yusuf onu uyarıp gitmesini, kendileriyle uğraşmamasını önerir, Murat boş der. Yusuf ne istediğini sorar. Murat daha önce söylediğini hatırlatıp, birden bir köşeden ayağa kalkan Oya´ya bakarak herşeyinize ortağım der. Yusuf hala mı diye sorar, Murat hala diye yanıtlar. Yusuf adamlarına atın şunu denize diye emreder ve nihayet film boyunca ilk defa beklenen kavga gerçekleşir. Neçare ki adamlar çok kalabalıktır, Murat bile baş edemez. Yere düşer adamlar üstüne atlarlar her bir yandan. Oya yeter öldürdünüz diye müdahale eder. Yusuf´ta yeter der ve onu denize atmalarını emreder, götürürlerken arkasından tekme savurmayı da ihmal etmez. Oya ağlayarak Murat diye haykırarak peşlerinden koşar.

Murat´ı bir hastanede görürüz. Doktor polise komada olduğunu yaşamasının tamamıyla onun iradesine bağlı olduğunu söyler. Dışarıda Mustafa, Ayşe ve kızları Necla beklemektedir. İçeriden çıkan komiser Mustafa´ya kimin yaptığını bilip bilmediğini sorar. Mustafa Allah bilir der. Bu arada Sabri, Yusuf ve Afrikalı içkilerini ve sigaralarını içerlerken gelen haberle Murat´ın hala komada olduğunu öğrenirler. Yanlarında bulunan Oya yaşayacak diye lafa karışır. Yusuf susmasını, canını sıktığını söyler. Oya ise Murat ölürse her şeyi polise anlatacağı uyarısında bulunur. Onun sayesinde zengin olduklarını, onları o güne kadar türlü beladan koruduğunu anımsatır. Yusuf susmasını ister. Oya ise başkaldırır, Murat´ın yaşayacağını ve hepsinden intikamını alacağını Yusuf´un suratına haykırır.

Bu arada komadaki Murat´ın başında ağlayan Necla onu çok sevdiğini, onun ilk göz ağrısı olduğunu hıçkırarak söylerek ne olur yaşa diye yalvarır. Bu arada Yusuf´a esrarengiz bir telefon gelir. Murat ölmek üzeredir. Oya son bir defa daha ölmeden yüzünü görmek için Yusuf´tan izin ister. Polise gitmeyeceğini işitince peki der. Oya koşarak üstünü değiştirmek için oradan uzaklaşırken Yusuf Sabri ve Afrikalı´nın yanında ön üst cebinden çıkardığı tozu Oya´nın içki bardağına boşaltır. Galiba zehirdir. Oya geri döndüğünde Murat için hepsi kadeh kaldırırlar, ona uzatılan ilaçlı bardağı Oya habersiz, tepesine diker. Sonrada hızla onlardan uzaklaşır. Tozun ne olduğunu soranlara çok kuvvetli bir uyku ilacı olduğunu açıklar. Ya polise giderse diye Sabri sorar. Yusuf onun bir yere gidemeden arabasını çarpacağını söyler. Nitekim öyle olur. Arabasını duvara bindiren Oya ölür, haberi ağalara çabuk gelir. Timsah gözyaşları dökerler.

Yusuf, Murat ölürse işler kötü der. Murat´ın ölürse polise verilecek bir zarfının olduğundan bahsedildiğini adamlarına söyler. Sonra akıllıca bir tahmin yürüterek öyle bir zarfı verse verse Mustafa´ya vereceği sonucuna ulaşır. Kazım´a yanına iki kişi daha alıp Mustafa´ya gitmesini, o zarfı istediğini emreder. Yirmi senelik doktorluk yapan şahıs bir mucizenin olduğunu Murat´ın yaşayacağını Necla´ya anlatır. Necla sevinçle koşarak oradan uzaklaşır. Evine geldiğinde kapının önü kalabalıktan dolmuş taşmıştır. Annesi Ayşe yerde kanlar içinde yatan babasının başındadır.

Yusuf eline geçen kağıtları katlar ve demek bütün güvendiği buymuş der. Sabri ben demiştim der içkisini tepesine dikerken. Afrikalı şanslı olduklarını, eğer Murat ölmüş olsaydı polisin onları o zamana kadar toplamış olacağını anlatır. Sabri kurtulduklarına inanmaz, Mustafa´nın öldüğünü, Oya´nın öldüğünü bunun hesabının kendilerinden sorulacağını söyler. Yusuf kim ve ne zaman diye sorar. Sabri ise polis ve Murat der. O zamana kadar başımızın çaresine bakalım der Yusuf. Afrikalı hemen kaçmalarını önerir, Yusuf eğer şimdi uzaklaşırlarsa bütün şüpheleri doğrulamış olacaklarını, biraz daha beklemelerini söyler. Telefon gelir, polis Kazım ile adamı İsmet´i yakalamıştır.

İki polis Kazım´a susmakla bir şey kazanamayacağını anlatarak sorgularlar. Eninde sonunda doğruyu anlatmalıdır. Mustafa´yı neden öldürdüğünü, Oya´nın şüpheli bir kazaya kurban gittiğini, Murat´ın öldüresiye dövüldüğünü anlatarak bunların kim olduğunu, Yusuf´un perde arkasından çevirdiği dolapların neler olduğunu sorar. Biz adamı bülbül gibi konuşturmasını biliriz der. Üç kafadar gangster Kazım konuşursa bizi ipten başka bir şey kurtaramaz diye kaygılanırlar bir arada. Yusuf o yüzden bir süre ayrı kalmalarını önerir. Murat´ın olanları duyduğunda hepsini öldüreceğinden korkarlar. Sabri Yusuf´u suçlar, bir yandan Murat, bir yandan polis der.

Ve Murat sonunda komadan ve hastaneden çıkar. Kapıda polisler karşılar. İfadesinde kendisini dövenleri bilmediğini söylediğini hatırlatırlar. Polis kendisini Yusuf´un dövdürttüğünü bildiklerini, eğer kendilerine yardım eder ise onları bulacaklarını söyler. Murat hayır anlamında sağa sola bakar, polis o zaman sana acı haberim var diyerek, Mustafa ile Oya´nın öldürüldüğü haberini verir. Yusuf´un kayıp olduğunu, polisin her tarafta onu aradığını, kendilerine yardım etmesi gerektiğini söyler. Murat hiç bir şey bilmiyorum ben der ve yanlarından uzaklaşır.

Çalınan kapının arkasında Murat´ı gören Necla´nın kafası önüne düşer. En küçük bir sevinç belirtisi yoktur yüzünde. Murat annesi Ayşe hanımı sorar. Evde yoktur, muhtara kadar gitmiştir. Necla onun evden gitmesini, o eve layık olmadığını, onu artık sevmediğini, babasının ölümüne sebep olduğunu, gelmeyip hayatlarına girmemiş olsaydı babasının ölmemiş olacağını, ondan nefret ettiğini ağlayıp onun göğüslerini yumruklayarak ve sonrada sarılıp ağlayarak anlatır. Onu yalnız bırakan Murat oradan ayrılır.

Hedef artık düşmanlarını bulmaktır. Kendi yöntemleriyle önce Afrikalı´yı bulur, ondan Sabri´nin yerini öğrenmek üzereyken polis gelir. Arbade çıkar, Afrikalı ölür, Murat kaçar. Sabri´nin Anadolu´ya trenle gitmek için gar da olduğunu ögrenir. İstasyona koşarak gelen Murat treni kaçırmıştır. Hızla bir taksiye binip bir dahaki istasyona doğru yola çıkar. Nihayet treni bulur, atlar ve Sabri´yi yakalar. Bir anda onu karşısında gören Sabri´nin dili kurur. Ani bir hareketle kalkar ve trende sessiz bir kovalamaca başlar. Tuvalete kapağı atan Sabri ne yapacağını bilemez. Kapının önünde biri daha belirir, Murat´a sende mi bekliyorsun diye sorar. Sabri Murat´in gittiğini zannederek dışarı çıkar, onu görünce kalabalık bir vagona gider, garsondan içki ister. Murat gelip yanıbaşında oturur yeniden. Sabri onu öldürüp öldürmeyeceğini sorar. Murat evet der, Sabri nasıl olacağını sorar, Murat bilmiyorum der. Bütün parasını vermeyi teklif eder. Murat Oya´yı kimin öldürdüğünü sorar. Yusuf´un zehirlediğini itiraf eder gelen votkasını yudumlayan Sabri. Şimdi nerede olduğunu sorar Murat. Eski depoda olduğunu, orayı Murat´in bildiğini açıklar Sabri. İlk toplantı yeri olduklarını hatırlatan Sabri´ye Murat Afrikalı´nın öldüğü haberini verir. Seni öldüreceğim der Murat. Sabri koşarak kaçar ve sonra korkunç bir çığlık ortalığı kaplar, galiba trenden atlamıştır can korkusundan. Sonra onu bulanlar kendisini pencereden attığını söylerler.

Murat eski depoya doğru yola çıkar. Yusuf ikide bir saatine bakarak tedirginlikle volta atmaktadır. Kapı çalınır bir adamı gelir. Yanında gazete getirmiştir, polisin onu her yerde aradığını yazmaktadır haberlerde. Afrikalı´nın ve Sabri´nin ölüm haberlerini de ekler. Yusuf arkadaşlarının öldüğünü ama kendisini öldürmeye gücünün yetmeyeceğini söyler. İki saate kadar Kartal´da olurlarsa hepsi geçecektir. Beraber gizli bir kasayı açarlar. Şifreyi Yusuf söyler adam çevirir, içindekileri adamın yanında getirdigi çantaya doldurmaya başlarlar. Kapı çalınır, kanun namına açılmasını biri emreder. Adamı ona sen içeride kal ben hallederim der. Yusuf´un üzerine kapıyı dışarıdan kapatır. Gelen Murat´tır, adamın yakasına yapışarak Yusuf´un nerede olduğunu sorar. Adam bilmediğini söyler. Murat adamı pataklarken polisler baskın yapar, teslim olun diye silahlarını doğrulturlar. Kavga biter. Adam Yusuf´un nerede olduğunu söylemez. İki polis orada kalır hep beraber karakolun yolunu tutarlar. Yusuf kapatıldığı yerde dolanır. Dışarıdaki polisler uzun zamandır sinemaya gidemediklerinden yakınırken Yusuf ecel terleri dökmeye başlar. İçeride o kadar çok hava yoktur. Sonra panikleyerek açın burayı diye bağırmaya başlar. Kapının içeriden açılması mümkün değildir. Yusuf içeriden açın boğuluyorum diyerek boynunu tutar ve düşer. Polisler nihayet gizli kapıyı bulurlar. İçeriden gelen sesi de duyarlar. Biri orada kalır diğeri komisere haber vermeye gider. Orada kalan kapının nasıl açılacağını sorar. Yusuf paralarının yığılı olduğu masaya gidip orada yığılır kalır. Açın açın diye bağırır. Dışarıda ki polis ise daha hızlı bağırmasını, sesinin gelmediğini haykırır. Yusuf boğazına sarılır. O anda dışarıda demin gidenler belirir. Kapıyı Yusuf´un adamı açar. Ama artık çok geçtir. İçeride Yusuf´un cansız bedeni ile karşılaşırlar. Murat onun gözlerini kapar elindeki paraları alır bir köşeye atar ve oradan ayrılır.

Ölen Mustafa´nın kapısı çalınır. Ayşe hanım kapıyı açar, gelen Murat´tır. Kadına merhaba bile demeden doğru Necla´ya gidip ben gidiyorum der. Ona veda etmeye gelmiştir. Nereye der, bilmiyorum yanıtını alır. Onunla gelmesini teklif eder. Yanıt alamayınca da öyleyse eyvallah der. Necla son anda kapıdan çıkmakta olan Murat´a annesini de alıp almayacaklarını sorar. Murat tabi der, sevinirim. Necla ona doğru yürür ve Murat´a sarılır. Ayse hanım ikisine bakmaktadır yaslı eşarbı kafasında. Film böyle sona erer.

Senaryosunu Yılmaz Güney´in yazdığı 1965 yılı yapımı Krallar Kralı´nı Bilge Olgaç yönetmiş. Oynayanlar ise, Yılmaz Güney, Tülin Elgin, Gülsün Kamu, Orhon M. Arıburnu, Senih Orkan, Tuncel Kurtiz, Mümtaz Ener, Fatma Bilgen, Danyal Topatan, Kazım Kartal, Şinasi Önengüt, Yücel Uçanoğlu, Selahattin Ersoy ve Fersun Yurdesin.
12.09.2010

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Çukurova’nın „can suyu“ Ceyhan Nehri kartpostallık manzaralar sunuyor

Çukurova'nın bereketli tarım arazilerine "can suyu" olan, yeşil ve maviyi bir arada bulunduran Ceyhan Nehri, doğal güzelliğiyle görsel şölen sunuyor. Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde doğan ve...

Steigende Corona-Zahlen: Bündnis sagt geplante Menschenkette am Dannenröder Wald ab

Fortsetzung der Räumung durch die Polizei ist unverantwortlich Neun Tage vor der geplanten Menschenkette am Dannenröder Wald sagt das NGO-Bündnis für den Wald und...

UNO, doğa dostu yeni „akıllı ambalaj teknolojisini“ tanıttı

UNO Üst Yönetici (CEO) Vekili Evin Pehlivanlı, "UNO olarak doğanın korunmasına verdiğimiz desteği yüzde 100 bio çözünür akıllı ambalaj teknolojimiz sayesinde artırmaktan mutluluk duyuyoruz....

EU finanziert Projekte zur grenzüberschreitenden Medienzusammenarbeit

Das von der EU mit 1,2 Mio. Euro geförderte Projekt Stars4Media hat gestern (Mittwoch) 21 Initiativen ausgewählt, die die grenzüberschreitende Medienzusammenarbeit verbessern sollen. An...