15.5 C
Hamburg
Montag, Juni 21, 2021
StartKulturKinoTakiye - Allahın Yolunda

Takiye – Allahın Yolunda

Metin (Erhan Emre) Köln´de yaşayan beş vakit namazında dindar biridir. Sevde (Fahriye Evcen) ile evli ve Bilal isimli bir oğlu, kısaca mutlu bir ailesi vardır. Bağlı bulunduğu cemaatteki tanıdıkları sayesinde Türkiye kökenli JETPA pardon JIMPA isimli bir islami holdingin Ulu Cami´deki yüzde otuz faiz değilde kar payı ortaklığı propagandasına kanar ve çevresindekileride buna saf samimiyetiyle ikna ettirir. Biz Almancılara hikaye ne kadarda tanıdık geliyor.

Ağabeyi Numan (Stripe Erceg) ve karanlık işlerin ve dünyanın adamı aynı zamanda Alman Gizli Servisi muhbiri olan Hoca (Ali Sürmeli) isimli kayınbabası, Metin´i uyarır, bu işin arkasındakilerin uluslararası çalıştığını söylerse de ikna edemez. Gerçek yaşamda bilip tanıdığımız sayısız intihar, cinayet, akıl hastanesine düşmelere filmde oldukça yüzeysel de olsa değinilmeye çalışılmış. Ki yaşananlar sayısız Almancı trajedisidir. Firma iflas eder, kurbanlar çaresizdirler. Hıncını Metin´den almaya çalışanlar da olur.

Oysa Metin´de aynı çarkın kurbanı olmuştur. Kayınbabasına, Almanlara ajanlık yaptığının ortaya çıkmasıyla JIMPA´nın arkasındaki karanlık güçlerce bir suikast yapılır. Buzdolabına konan bombanın patlamasıyla yanlış anda yanlış yerde olan kızı Sevde´de adı islami olan teröre kurban gider. Torunu Bilal yaralanır. Artık Metin´in olayların üzerine gitmekten baska çaresi kalmaz.

Kendisini toparlar toparlamaz peşine dahası yanına gazeteci kimliğinde klasik bir Alman ajanı takılır, Sabine (Susan Anbeh). Gazeteci-ajan gerçek kimliğini ondan saklar ve berber yaptıkları araştırma ve incelemeleri taa Istanbul´a kadar uzanır. Olayın arkası haddinden fazla karanlık ve derindir. Metin şahit olduklarıyla birde akıl ile izanın da yardımıyla olayda parmağı bulunan daha önce tanıdıklarının peşini bırakmaz. Ve en sonunda perde arkasındaki Hüseyin (Rutkay Aziz)´i açığa çıkarır.

2010 yılı yapımı filmin senaryosunu her ne kadar Kadir Sözen yazmış bir çok yerli oyuncu (Mahir Günşıray, Serkan Keskin, Özay Fecht) beraber oynamış olsa da tam bir Alman filmi. Yönetmen ise Ben Verbong. Film klasik bir Alman filmi tekdüzeliği ve sıkıcılığında, monoton diyaloglar ve alabildiğine filmin zaten olmayan akıcılığını boğan konuşmalarla haddinden fazla yapay. Bu stil yine olmayan Alman sinemasında çok meşhurdur. Filmin ana konuyu işliyor gibi görünüp ciddi anlamda yaşananlara parmak basamaması ise ayrı bir eleştirinin konusu. Klasik Alman basını mantığı ne kadar fazla enformasyon verirsen insanların beyni ve kafasını o kadar işlemez hale getirirsine dayanır, film bu mantıktan az çok etkilenmiş.

Yaşananlardan Almanya tarihinin en büyük yolsuzluk olayının bizzat devletin tepesindekilerce örtbas edildiğini en azından biz burada yaşayan kurbanlar biliyoruz. Yani filmi yapan ve kurtarıcı rolü üstlenmeye heves eden Alman güvenlik görevlilerinin kamuoyunun bildiğinden çok bilgileri olduğu mutlak. Sırf bu olay bile Almanya´da gazeteciliğin olmadığına ciddi bir örnektir. Tarihlerindeki en büyük uluslararası bir dolandırıcılık olayının örtbas edilmesine sessiz kalmışlardır. Böylesi bir karikatür filmle de olayın üzerine gitmiş ve arkalarında zavallı tek adam Hüseyin´i bulmaları olayda izlenen genel mantığı yansıtmış, yine de örnek olarak sanatın propagandaya ne kadar uzak olduğunun bir kanıtı olmuştur çalışma. Film tutmamıştır, sanat yememiştir ucuz propagandayı.

Ucuz, basit, sıradan, insanların nefsini, neden daha fazla kar ve daha çok para hırsını, gerçekten de Allah ile sevgi ve muhabbetini sorgulamaya uzak multi-kulti, cacıkımsı bir film.

15.08.2010

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular