ALMANYALILAR

Büyük Cellatlar

Büyük Cellatlar

Filmin başında izleyiciye kendisinden kısaca bahseden ve Kerim amcasını öven Lale (Nilüfer Koçyiğit) isimli genç bir kızla karşılaşırız. Anlattıklarından amcasının hem bir müzisyen hem de bir işadamı olduğunu öğreniriz. Kerim bey sık sık Avrupa´ya iş gezilerine çıkar. Genç kız ise yetimdir, amcasının yanında büyümüştür.

Genç gözükmesine rağmen artık saçlarına ak düşmüş Şamil (Yılmaz Güney) kiralık bir katildir, müşterisinin birine işi alabilmesi için öldürülmesi gereken kurbanın cemiyete zararlı biri olmasının şart olduğunu anlatır. Prensipli bir katildir. Bir de parayı peşin istemektedir, şartları öyledir. Bahsedilen kurban çok zararlı olmasına rağmen adama iltimas geçer ve öldürülecek zararlı şahıs için yüzbin lira talep eder. Müşteri o halde kralların fiyatını sorar. Şamil kralına göre değiştiğini, örneğin bir İngiltere Kralı´nın 8-9 milyon dolar edeceğini, diğerlerinin fiyatlarının daha değişik olduğunu bilgiççe anlatır. Söylediğine göre uluslararası çalışmaktadırlar. Adama fiyatın neden o denli yüksek olduğunun gerekçelerini anlatır uzun uzun. Akrep´in öldürülmesinin şart olduğundan bahseder karıncayı dahi ezmeye uzak, narinden öte ürkek müşteri. Tam istenilen parayı çantasından çıkarıp uzatırken Şamil´in ters bakışlarıyla kendine gelir. Önce adı geçen şahısın tahkikatı yapılmalıdır. Yüzde onluk bir ek payla olumsuz durumda müşterinin parası geri ödenecektir, tahkikat Akrep´in lehine çıkarsa adı geçen yüzdelik miktarı kiralık katil masraflar için talep edecektir. Müşteri destelerle paraları uzatır, Şamil işlerin yolunda gideceğine dair yatıştırıcı sözler söyler. Sirketi Paris, Roma, Münih ve Beyrut´ta şubelere sahiptir. Şamil diğer prensiplerden bahseder. Verilen emir asla geri alınmaz, Akrep hakkında verilen karar yürürlüğe girer gibi. Müşteri araştırma sonucunu bir hafta içerisinde öğrenecektir. Şamil beraber kadeh tokuşturur ve adamla vedalaşır.

Şamil arabasına biner evine gider. Müşteri ise bir köşede onun arabasına binip uzaklaşmasını ister, sonrada bağıran bir küçük gazeteciden Akrep Ahmet´in öldürüldüğünü bildiren bir gazete alır. Şamil´i evde filmin başındaki Lale hoşgeldin amcacığım diye karşılar. Demek ki Kerim Şamil´dir. Şamil yeni aldığı arabayla bir gezinti önerir. Lale reddeder misafir beklemektedir. Lale amcasını över de över, bize de inanmak düşer. Lale Kırım´da doğmuştur, fakirlere ve yetimlere yardım eder. Çevresini o tür insanlarla doldurduğu için Kerim amcası tarafından alaya alınır. Lale amcasına hayır değil de ticari işlerle ilgilenmesinden yakınır. Amca ise ticaretten kazandığı para ile Lale´nin aslında hayır işlerini yaptığını, kendisinin kazancı ve emeği ile yeğeninin bu işleri yaptığını anlatır. Amcası kalkmak üzereyken Lale ona sevdiğinden, onunla tanıştırmak isteğinden bahseder. Cumartesi günü Kerim amcası ile sevdiğini tanıştıracaktır. Kerim ona hayran kalacaktır Lale´ye göre.

Kerim ya da Şamil gider, Lale´nin saat 16:00´daki ziyaretçisi sevdiği Cengiz gelir. Tam olarak ne iş yaptığını söylemeyen Cengiz çok meşgul biridir. Hafta sonu edildiği daveti de zamanı olmadığından reddeder. Cengiz büyük bir cinayet şebekesinin başkanının izi üzerindedir. Uygun zamanda amcasına iki gününü vereceğini söyler Lale´ye. Lale konuşur Cengiz dinlemez, aklı gazetelerde yazan öldürülme haberindedir. Akrep´in hikayesini Lale´ye anlatmaya başlar. Istanbul´da büyük bir cinayet şebekesinin varlığını yakın bir akrabasının intihar süsü verilerek ölmesiyle araştırmaya başlamıştır. Şimdi elinde bir sürü ipucu vardır. Cengiz benzer başka cinayetlerden, öldürülen ünlü güçlü ve varlıklı şahıslardan ama bir türlü yaklanmayan faillerinden bahseder. Cengiz adı geçen teşkilatı bulmuştur ve bir tek kapısını çalmak kalmıştır. Lale´nin sorusu üzerine çalması gerektiği kapıyı dahi bulduğunu söyler. Gazeteye şifreli bir ilan vermelidir birinin öldürülmesini isteyen şahıslar. Bunu da meçhul bir yaşlı motosiklet sürücüsünden yolda duymuştur. Lale bunun çok tehlikeli olduğunu söylese de Cengiz iplemez. Konu Kerim amcaya ve onunla tanışmaya gelir. Lale onu yine över.

Amca ise o anda ekibi ile müzik yapmaktadır. Orkestrası ile modern jazz çalışmaktadırlar. Uzun parça biter, Şamil odasına gider, odada onu Cengiz beklemektedir. Sohbete başlarlar. Şamil bir yandan kravatını takmaktadır. Şamil onbir yıldır bu işleri yaptığını, kendisini genç bulup bulmadığını sorar Cengiz´e. Karşısında bambaşka bir adam bulduğunu itiraf eden Cengiz hiçte o türlü adamlara benzemediğini söyler. O da Cengiz´e hiç böyle bir teşkilattan yardım isteyen birine benzemediğini. Şamil onun dürüst ve korku bilmez biri olduğunu gözlerinden anlamıştır. Adamlarına caniler değil cellatlar denmesini tercih etmektedir. Kanun dışı işler yaptıkları için dürüst olmak zorundadırlar. Prensiplerine uymayan işleri geri çevirdiklerini, vicdanen inandıkları işleri üzerlerine aldıklarını söylerken, Cengiz sonucun aynı olup olmadığını sorar. Vicdandan bahsederler, Cengiz sorar Şamil yanıtlar. Bayağı kapsamlı bir bilgilendirme olur görüşme. Şamil infazcı değil hüküm verir. Karar verir o uygulamaz. Şamil detaylıca prensiplerini aktarır, cemiyete kısaca zararı olan herkes onların potansiyel kurbanları arasındadırlar. Nihayet Cengiz´in öldürtmek istediği şahısa sıra gelir. Meçhul bir başkandır ve fiyat ellibin lira olur. Mevzu uzayınca Şamil gelin birlikte yukarı terasa çıkalım der.

Terasa çıkarlar, Cengiz bilmece bulmaca sorularına devam eder. Verilen emir geri alınmaz, işlemeye başlayan mekanizma durdurulmaz der Şamil. Kerim Kırayı´dır Cengiz´in öldürtmek istedigi, Kırım Türklerinden biri, yani namı diğer Şamil beydir. Şamil güler şaşkınlığından. Canının neden alınmasını istediğini sorar Cengiz´e. Cengiz dinden imandan, kitaptan bahseder, öldürmeyeceksin denildiğini dindar Şamil´e hatırlatır. O ise tezinde ısrarlıdır, cemiyete zararlı kişileri öldürmektedirler. Cengiz´den hoşlanmıştır, yine de onun kendisini neden kendisine öldürtmek istediğini anlayamaz. Cengiz masum ve merhum Rasim Dağ örneğini verir. Şamil onun nasıl bir adam olduğunu, neden vurulması gerektiğini anlatır. Şamil onun yaptıklarını ve çalıp çırptıklarını anlatır, ortağı Kasım beyi nasıl intihara sürüklediğini. Cengiz başka örnekler verir. Şamil neden ölümü hak ettiklerini anlatır birer birer. Benzeri şahısları neden haklı olarak öldürdüklerini vesikalarıyla ispat edebileceğini öne sürer. Cengiz bu vesikaları görmek ister. Yarın öğle yemeğinde uygun olacağını söyler Şamil. Cengiz parmağıyla onu işaret ederek elinden kurtulamayacağını haykırır.

Şamil Cengiz ile arabasının önünde bir tepenin başında belirir, doğanın güzelliğinden, müzikten bahseder. Cengiz ilgiyle cellatların nasıl tiplemeler olduğunu sorar. Şamil ise onların sıradan kişiler olmadığını örnekleriyle anlatır, akademisyen, bürokrat, bilim adamı, vb. dir, hepsi de insanlık hizmetinde ki şahsiyetlerdir. Cengiz böyle sayılı insanların cellatlar olmasına şaşırır. Sonra manzaranın çekiciliğine kapılıp Istanbul´un güzelliğine değinir. Şamil ise iyi insanların azlığını kötülerin çokluğunu anlatır. Cengiz gezinirlerken kanunları onların değiştiremeyeceklerini, diktatörlük yaptıklarını öne sürer.

Lale kimsesiz çocuklara yardıma gelmiştir. Etrafını sarar çocuklar çepeçevre. O da onlar kadar sevinçlidir. Sahne değişir Cengiz Şamil´e diktatörlük ile demokrasinin kanunlarını okuyup anlatır. O da kravatını çözmüş haliyle onu dinler. Şamil pes eder, siz kazandınız dostum der. Esner, saatine bakar, saat sabahın dördü olmuştur. Ölüm anlaşmasının koşullarına uyacağı sözünü verir Şamil. Ama cellatlarına emir vermeden önce şahsi işlerini düzene koymasına izin verilmesini ister. Cengiz müracatını geri almak istediğini, firmayı hemen kapatınca herşeyin olup biteceğini söyler. Söz bir ölüm bir der Şamil, Pazar akşamına kadar mühlet ister. Lale´ye değinir. Onu Cengiz´e emanet etmek ister. Cengiz elinden geleni yapma sözü verir. Ertesi gün onunla buluşacağını söyler, Cengiz´in tuhafına gider, adı geçen yerde o da birine davetlidir.

büyük cellatlar.jpg

Cengiz arabasını sürerken Lale ile konuşur, ona Şamil Kolçaklar´ı sorar. Lale bahsedilen şahısın adını dahi duymamıştır. Kısa sürede amcasının köşküne gelirler. Kapıda onları karşılayan Adem efendi amcasının kütüphanede olduğunu rahatsız edilmemesi gerektiğini söyler. Lale Cegiz´e o halde yemekte görüşeceklerini söyleyerek elinden tutar. Amca bir mektup, anlaşılan vasiyetnamesini yazar. Lale şarkı söyleyerek bir aynanın önünde saçlarını tarar. Cengiz kitap sayfalarını çevirir. Dakikalar sonra aşağıda Cengiz ile Kerim amca karşılaşırlar. Birbirlerine ne işleri olduğunu sorarlar. Şamil Kerim kızının davet ettiği genç ile tanışmak için beklediğini söyler. Cengiz onun kendisini amcası olarak bildigini belirtir. İşin aslını amcadan dinleriz. Aslında Lale öz kızıdır, onu amcası olarak bilmektedir. Uzun bir hikayedir bu, anlatmayı yemekten sonraya bırakmayı tercih eder Şamil. Cengiz´den Lale´yi sevdiğini işitir büyük bir keyifle. Cengiz tam üzüntüsünden bahsederken Lale merdivenlerden aşağı iner, Şamil konuyu değiştirir sonra da yemeğe otururlar.

Yemekten sonra Cengiz´i yanına katar dışarı çıkar Şamil bey. Hikayeyi anlatacaktır. Varlıklı ailesinin geçmişi ile söze başlar, memleketi Almanlar savaş döneminde istila etmişler, önce annesi sonra da babası birden ortadan kaybolmuşlardır. Sonrada kendisini ve kardeşini hapsetmişlerdir. Hapisten kaçmışlar, bir kasabada Şamil gizlice evlenmiştir. Bir kızı olmuştur, bu arada izleri bulunmuş başları bin türlü derde girmiştir. Hanımı ilaçsızlık yüzünden vefat etmiştir. Huduta kaçarak gelirler, devriyeler belirir, çatışma çıkar. Asıl aranmayan kardeşi vurulur. Şamil vurulan kardeşinin kağıtlarını alarak onun yerine geçer. O kağıtlarla gelip Türkiye´ye yerleşir. Ben der Kerim, namı diğer Şamil. Haksızlığa uğraması onun bu büyük tezgahı kurmasına gerekçe olmuştur. Çok para kazanmıştır, son kazanacağı para galiba kendi canının karşılığı olacaktır. Lale´nin para işleri ve size ait vekaletname diyerek Cengiz´e bir zarf uzatır. Vasiyetname kasadadır, şirketin bütün para işleri ile Cengiz meşgul olacaktır. Cengiz yapılanın delilik olduğunu, bu işten vazgeçilmesi gerektiğini yalvarır. Cellat o gün için çağrılmıştır, Cengiz onu doğruluk kralı olmakla suçlar. Yıllarca bir örümcek gibi yaşamıştır, şimdi Cengiz sayesinde vücudu eski işlerliğine yine kavuşmak istemektedir. Yumruklarını sıkar Şamil, garip bir zevk kaplar yüzünü. Mücadele etmek isteyen bir adamın yüz ifadesidir bu. Kendi yetiştirdiği insanlara şimdi ağ dahası yem olmuştur. Kendisinin bir ölüm makinası olduğunu, makineye öldür diye Cengiz´in gösterdiği şahısın kendisi olduğunu söyler. Cellatlarının en iyisi, Cemal gelecektir, Adem efendinin bavullarını toplayıp arabasına konulmasını emreder. Övgülerinden Cemal´in profesyonel bir katil olduğunu anlarız. Cemal o anda gelir. Yapılacak iş için yüzbin lira alındığını, paranın yarısının kendisinin olduğunu Cemal´e söyler patronu Şamil. Emsali görülmemiş bir sipariş olduğunu, yanına birkac yardımcı daha alırsa iyi olacağını ekler. Onlar yetmez ise bütün Avrupa´dakileri seferber etmelidir. Para işlerine bir müddet Cengiz bakacaktır, gerekli raporları ona vermekle yükümlüdür Cemal. Sonunda Cemal sadete gelip öldürülecek adamın kim olduğunu sorar. Şamil ona ettiği yemini hatırlatır. Cemal ise ister anası, babası veya kardeşi olsun kim olursa olsun öldürüleceğini, bu adamın kim olduğunun bir an önce söylenmesini ister. Şamil sırıtır gıcık bir gülümseme ile. Dışarı çıkarlar, ona arabasının kapısını açarken kurbanın kendisi olduğunu söyler. Cemal doğrulaması için bir daha sorar, emin olduğunu öğrenince de fırsat bu diyerek onu öldürmek için atılır. Şamil onu boğar ama öldürmez, sadece bayıltır ve arabasına paketler.

Araba giderken Lale fırlar merdivenlerden dışarı, Cengiz´e amcasının öyle habersiz birden nereye gittiğini sorar, Cengiz ise daha önce kendisine bahsettiği ölüm sendikasının şimdi amcasının peşinde olduğunu büyük bir tedirginlikle anlatır. Lale amcasının o tür insanlarla bir işinin olmadığını bunun bir şaka olup olmadığını, neden polise başvurmadığını sorar. Amcası Cengiz´den söz almıştır ise polis bulaştırılmayacaktır. Ama Lale´nin ona verilmiş bir sözü yoktur, işin içine kanun adamlarını karıştırması kaçınılmazdır. Cengiz ayrıca verilen talimatta ikisinin evlenmesinin istendiğini, hemen evlenmelerini söyler. Lale ise amcası öldürülmek istenirken böyle bir şeyi asla düşünemeyeceğini belirtir ve Cengiz´in amcasını kurtarmasını ister. Cengiz buna imkan yok der, Lale öfkelenerek onu yalnız bırakıp, koşarak merdivenleri çıkıp geri eve girer. Bu arada gece olmuştur, Şamil uyanıp kendisine gelen Cemal´i arabasından indirir. Cemal ona bunu ancak bir defa yapabileceğini bir dahakine sonunun geldiğini ima eder. Şamil ise bir insanın canını ancak bir defa bağışladığını, asla bir daha olmayacağını söyler ve gaza basar.

Yine sabah olur, Cengiz telefonun başında yurt dışı şubelerini arayıp yerine geçtiği reisin öldürülmesi gerektiğini anlatır. Konuştuklarının aklı almaz bu işe. Cengiz´e telefon gelir daha sonra, Ataköy´e gelmesi istenir. Şamil gündüz gözüyle iki celladın silahlı saldırısına, kaçarken ateşle karşılık verir. İlginç bir kovalamaca başlar. İkisini vuran Şamil birden peydahlanan onlarca çocuğun olay yerine doğru koşmasını fırsat bilip arabasına atlayarak tekrar gazlar. Uçakla Istanbul´a uçan cellatlar gelir, yemin ettikleri bir kanun ve gayedir bu.

Şamil Dimitri isimli birini arar, sonra da cellatların savaşı başlar. Ha bire birileri tabancasıyla ateş eder. Bir sürek avıdır başlayan. Istanbul Emniyet Müdürlüğü´ne gelen raporlara göre Istanbul´da yabancı uyruklu dört ceset son iki gün içinde bulunmuştur. Hepsi de aynı silahtan çıkan kurşunlarla öldürülmüşlerdir. Onlar bir ajanların kavgası olabileceği ihtimali üzerinde dururlarken Lale amcasını arar. Şamil en uygun fırsatta kendisini bilgilendireceğini telefonda inleyerek konuşur. Lale üzüntüsünden ölmek üzere olduğunu, görüşmek istediğini söylese de öksüren ve içkisini yudumlayan Şamil ancak onu yarın telefonla arayabileceğini başka türlü olamayacağını anlatır. Lale´ye peki demekten başka bir şey kalmaz.

Şamil´in adamları bir aradadırlar. Biri içlerindeki Cengiz´i gösterip reisleri onu tayin etmiş olsa bile onun ortadan kaldırılması gerektiğini, çünkü cellatlık yapmamış olmasını gerekçe gösterir. Konuşulanlar o zamanın modern bir ses ala cihazına kaydedilir. Cengiz söz verdiğini, artık onlardan biri olduğunu anlatır. Bazıları Cengiz´in elini sıkar, arkadaşları namına özür diler, bazıları onu kutlar. Avrupa´da onsekiz kişiyi öldürdüğünü ve ölümün önemini kaybettiğini rahatça anlatan bir cellat Cengiz´e öldürmek üzerine nutuk çeker. Gece olur toplantı biter, nutku çeken cellat öldürülür. Kimin öldürdüğünü seyirci göremez. Sabah olur, Istanbul´a yeni bir uçak iner. Cengiz arabasıyla Lale´yi evinin önünde koşarken bulur. Lale aklını oynatmak üzere olduğunu, gerçekten de öyle cellatlar şirketi gibi bir şeyin olup olmadığını sorar. Cengiz var der, ben de o şirketin geçici reisiyim. Ve dayanamayıp Lale´ye herşeyi açıklar. Şirketin kurucusunun babası olduğunu. Atışıp tartışırlar, yaralı babasını bulup bir Alman hastanesine bıraktığını anlatır Lale. Bir de yeni bir yere taşındığını ve yeni bir çılgınlığın peşinde olduğunu.

Şamil Kerim evinde elindeki uzunca iple bir planını hayata geçirmektedir. Büyük ve kodaman cellatların yine bir araya geldiğini görürüz. Bir tanesi insanlığın bir gün yok olacağını ama güzelliğin asla yok olmayacağını söyler, diğerleri alkışlarlar bu bilge laf için. Toplantıya Cengiz Lale ile birlikte gelip katılır. Arka planda Cemal´i görürüz sırıtmaksızın. Lale´nin söyleyecekleri vardır cellatlar cemiyetine. Bulundukları yer Şamil beyin evidir. Cellatlar yabancı birini getirdiği için Cengiz´e kızarlar. Yabancı olmadığını evin sahibi olduğunu, yani Şamil´in kızı olduğu anlatınca centilmen cellatlar ayağa kalkıp Lale´ye elini uzatıp selamlaşmak isterler. Lale babasını öldürmek isteyenlerle el sıkışmayacağını öfkeyle dile getirir. Lale ile hoşlanmadığı cellatlar laf gevelerken çekilen bir perdenin arkasından Şamil belirir ve herkese hoşgeldin der. Lale ile Cengiz´in planlarını bozduğunu, aslında hepsini yok etmek için çağırdığını anlatır. Centilmen cellatlar Lale´den gitmesini, bu işten memnunluk duyacaklarını anlatmalarına rağmen, Lale gitmemekte diretir. Şamil mütareke önerir. On beş dakikalık bir mütareke yapılır taraflar arasında. O süre içerisinde hiç bir saldırı olmayacaktır, Şamil o süre içinde kızıyla konuşacaktır. Lale bir şeylere itiraz edecekken babası ağzını kapatıp arka otaya çeker. Kızı babasına korkunç bir rüya gördüğünü söylemesini ister, onun nasıl olupta bir caniler topluluğunun başı olduğunu bilmek ister. Şamil yaptıklarını savunur ve kızına gerekçelendirir. Kızına kısaca hayat felsefesini anlatır. O kötüleri, soysuzları ortadan kaldırtıyordur, kendisi öldürmeyip öldürtüyordur. Verilen ara ve konuşmalar biter, taraflar yeniden bir araya gelirler. Bir kaç dakikaları kalmıştır, misafirlerin alanı terk etmeleri gerekmektedir. Bu arada arka kapıdan Cemal´in sinsice yaklaştığına tanık oluruz. Şamil elini bir aletin düğmesine atar kimsenin kıpırdamamasını eve dinamit döşediğini, dışarıdaki Cemal´in de çağrılması gerektiğini söyler. Şamil birden mütarekeyi geceyarısına kadar uzatıp önce bir klübe gidip yemek yemelerini önerir. Centilmen cellatlar memnuniyetle öneriyi kabullenirler. İçeri giren Cemal´i de selamlar Şamil.

Ve büyük cellatlar uzun bir masanın etrafında yemeğin tadını çıkarırlar. Lale dışında herkesin keyfi ve neşesi yerindedir. O ise dua edip bir felaket arzular. Acaba Cengiz talebinden vazgeçse onlar bu kararı yerine getirmekten vazgeçerler mi diye sorar. Ortak yanıt hayır ve asladır. Cemal bir şeyler söyler kalkıp Şamil´e sarılıp kucaklaşır. Bir dahi cellat Japonya´dan getirdiği oyuncak bombalı arabayı kurar. Gece yarısına az vardır. Lale itiraz eder sonra da kaçıp babasının yanına sığınır. Cellatlar kararlıdır, ölmeyi göze almışlardır, misafirler gitmelidir. Şirket en zor siparişini almış, bu uğurda gerekirse hepsi ölmeye hazırdır. İnsanın ne ulvi cellatlar varmış ya, kiralık katilin de raconu mu olurmuş diye sorası gelir. Cemal ile Şamil itiraz ederler, mütareke sürecinde bombayı kurmakla arkadaşı şerefsizlik yapıp, şirketin ilkelerini çiğnemiştir. Cezası ölümdür, sürenin bitimine daha onbeş dakika vardır. Ve Şamil bombayı kuran celladı pençe gibi elleriyle oracıkta Lale´nin şaşkın bakışları arasında boğar. Adamın işini bitirdikten sonra yine görüşelim kızım, Cengiz´e ona iyi bak der ve oradan hızla uzaklaşır. Davranmak isteyenleri Cemal silahını çekerek durdurur, mütarekenin daha devam ettiğini, saati göstererek oradan daha ayrılamayacaklarını haykırır. Bombanın masum insanlara zarar gelmemesi için atılmasını emreder biri. Sonra da Şamil beyin şerefine kadehlerini kaldırırlar.

Şamil bey Roma´da bir sahilde gitar çalarken karşımıza çıkar. Ya da katilleri Roma´dan gelecektir. Sonradan Büyük Çekmece´de olduklarını öğreniriz. Uzaktan iki kişi görünür, gitarını bırakıp motoruna atlar Şamil. İzini bulan iki cellatta bir motora atlayıp peşine düşerler. Ve Romalılardan kalma bir köprünün altında çatışmaya başlarlar. Birbirlerine silah sıkarlar. Şamil bey motoru ile habire manevra yapar köprünün ayakları arasından. Seyre değer bir takip başlar suda. Uzunca bir takip sonrasında köprüde bir ip belirir. Şamil ipi çeker ve aşağı büyükçe bir ağ düşer. Takipçileri çengelli ağa takılırken Şamil ellerinden kaçacağına geri döner ve ikisini de garip silahı ile vurur.

Gece olur Şamil ha bire tabancası ile ateş eder. Birileri vurulur birileri düşer. Daha önce kimseyi öldürmediğini iddia eden Şamil cellatlarını avlar bir bir. Duvarda Düseldorf´u gösteren bir harita görürüz. Sonra da Lale ile babasını, bu çılgınlığın ne zaman sona ereceğini haklı olarak kızcağız sorar. Kızı babasına ilahi adaletten bahseder, babası ise yaşamın başlı başına bir macera olduğundan ve kimin nerede ne zaman sona ereceğini bilemeyeceğinden. Şirketinin aldığı işi yerine getirememesinin canını sıktığını kızına pişkinlikle anlatır. Kızı ağlayarak babasına yalvarır, gel başka bir memlekete gidelim der. Şamil ise bu işi bitirmez ise inancına ihanet etmiş olacağını, merak etmemesini, kendisine bir şey olmayacağını açıklar. Kızı ise ağlayarak gidelim der başka bir şey demez. Babası hıçkırıklar içerisinde ağlayan kızını bırakıp haşince ondan uzaklaşır.

Sonra ikisini bir tatil beldesinde buluruz. Lale ortalığın sessizliğinden ve sakinliğinden yakınır. Sanki onca ölümler olmamış gibi, insanlar ölmemiş gibidir ortalık. Cellatların iki ustası, Dimitri ile Cemal durum değerlendirmesi yaparken başarısızlıklarını itiraf ederler. Cemal geriye üç kişi kaldıklarını bunu reisin bildiğini, çok daha dikkatli davranmaları gerektiğini, kaza diye birşeyin varlığına inanmadığını söyler. Cengiz, Lale ile reisin yanına gitmiştir. Dimitri onun iyi bir çocuk olduğunu söyler. Büronun bütün idari işlerini Cengiz´e devretmişlerdir. Cemal onun gitmesini doğru bulmadığını itiraf eder. Dimitri onun mantıklı biri olduğunu ama hislerinin esiri olmaktan bir türlü kurtulamadığını söyler. Ve gece vakti dışarıda bir başına sokağa çıktıktan sonra Dimitri Şamil tarafından tek kurşunla öldürülür.

Haritadan Amsterdam´ın üzerindeki son iğne çekilip bir el tarafından alınır. Yine bir uçak bir havalimanına iner. Şamil hızla arabasıyla gider, fonda yarı jazz karışımı eski bir nostaljik parça çalar. Bir tatil beldesinde Şamil kendisine doğru gelmekte olan Lale ve Cengiz ile karşılaşır. Şamil tek laf etmez, şapkasını hafifçe yukarı kaldırarak ikisini selamlar ve yoluna devam eder. Havada bir helikopter belirir. Şamil tedirginlikle yukarı bakar. Sonra da yoluna devam der. Kaldıkları otele bu arada yabancı, takım elbiseli biri gelir. Şamil yeni geleni çabuk fark eder. Cellat sustalısını çıkarıp kapıyı açarak saldırmaya hazırlanırken Şamil pençe gibi ellerini açar. Adam kapıyı açar açmaz, bıçaklı elini havada yakalayıp onu içeri çeker. Amansız bir kavga başlar, yenilenin öldürüleceğini bildigi bir kavgadır bu. Yumrukları artık yetmeyince Şamil bıçağa sarılır, adam yere serildikten sonra da garip bir ıslık tutturur. Galiba zafer türküsüdür bu. Sonrada adamın cesedini sırtlar, dağ bayırda bir yerlere gömer.

Bir el haritadaki Beyrut´un üzerindeki iğneyi yerinden çıkartır. Tarih 27 Eylül 1967´yi gösterir. Görev hala yerine getirilmemiştir. Cemal, seni Şile´de bekliyorum yazılı bir mesaj alır. Şamil garip ıslığı ile kıyıda bir yerde yine karşımızdadır. Ve nihayet galiba final yaklaşır. Uzunca bir sahilde Şamil önce Cemal arkada onu izlerken görürüz. Şamil durur, Cemal yanına gelir. Elini uzatır Şamil, niyeti ölmeden helalleşmektir. İki temkinli ve çok dikkatli el tokalaşırlar. Aynen bilmem kaçıncı yüzyıldaki gibi silahlar çekilir, Şamil tabancasını eliyle fırlatıp atar. Cemal´de aynısını yapar. Bu yumrukların konuşacağı anlamına gelir. Ve yumruklar kıyıda konuşmaya başlar. Bir o vurur, bir diğeri. Lale uzaktan dakikalarca süren bu ölümcül kavgayı hayır hayır diyerek izlemektedir. Şamil bir ara Cemal´i boğar kavga biter. Şamil sonra Cemal´e sarılıp cansız kafasını öper. Bitti diye çığlıklar atar. Lale bu arada orası polis müdüriyeti mi diyerek güvenlik güçlerini arar. Şamil tabancasını yerine koyup olay yerinden uzaklaşır.

Son celladın ölümüyle herşeyin bittiğini sanan Şamil´in peşine bu defa dört beş polis ve jandarma takılır. Şamil yine kaçar, gider deniz fenerinin olduğu bir binaya saklanır. Güvenlikçiler de peşinden dalarlar aynı araziye. Koşarak güvenlik güçlerinin yanına gelen Lale bağırır babasına, Şamil bey elinde tabancasının namlusu yukarı kalkık kendisini gösterir kulenin tepesinden. Babasının inmesini, kendisi için teslim olmasını ister. Şamil şaşırmıştır. Yine baba-kız arasında yine felsefi beni kimse anlamıyor muhabbeti başlar. Şamil öfkelenir, sonrada boğazını tutar, yere devrilir. Burnundan kan gelmektedir. Lale baba diye haykırmaya başlar, bak sana amca değil baba diyorum diyerek ağlamaklı, Şamil´e seslenir. Kızı ağlayarak babasını nasıl sevdiğini anlatırken, Şamil defterine bir şeyler karalamakla meşguldür. Sonra ayağa kalkar, defteri kızına fırlatır. Sonra da hedef olup vurulmak için silahını doğrultur. Güvenlik görevlileri Şamil´i vururlar. Fenerden aşağı düşer Şamil, ağlayan kızının ayaklarının dibine. Lale diz çöküp ağlayarak babasından af diler. Şamil ölür, defterinin yaprakları aralanır. Cesedini görevliler götürürken bir araba yaklaşır. Gelen Cengiz´dir. Lale ağlayarak babasının son satırlarını okur. Mesajda film de Şamil´in üç defa dediği ilahi adalet ile biter.

1967 yılı yapımı filmi oynayanlar Yılmaz Güney, Nilüfer Koçyiğit, Tunç Oral, Naci Erhun, İlhan Hemşeri, İsmet Ertem, Hakkı Kıvanç, Yaşar Şener, Erdoğan Seren, Feridun Çölgeçen, Vasfi Uçaroğlu. Senaryoyu Türkan Duru yazmış, filmin yönetmeni ise Yılmaz Duru.

03.09.2010

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

etik mi?

Başka ve Daha İyi Bir Moda Mümkün

boğaçhan dündaralp

basılı ve dijital medya arşivi “Düşünülen, yazılan, konuşulan, tartışılan, paylaşılan, yayınlanan, yayınlanmayan... mimarlık bilgimizin alanını genişletmek için kullandığımız, biriktirdiğimiz konuları içeren bu medya arşivini elimizin altında olsun, kolay ulaşabilelim ve yeniden paylaşabilelim isteği ile bu mekanda bir araya getiriyoruz.”

Derin Ben

Meditasyon ve Zihin, Denge ve Nefes

Farklipencereler

Biraz oradan, biraz buradan

Serkan Dinç

Kişisel Blog Sitesi

HISSEMUTFAGI

Borsa,Hisse,Yorum,Grafik,Eğitim,stock market,exchange,Hisse Senedi Teknik Analizleri Nasıl Yapılır, Borsa Grafikleri Nasıl Yorumlanır, Borsa Analizi Nasıl Yapılır, Hisse Senedi Grafiği Nasıl Yorumlanır, Bolinger Bandı,hissemutfagi,Borsa Eğitim Videoları,Borsa Eğitim,IBB,İSTANBUL,İMAMOĞLU

Türkçe Malumatlar

Gerçek Bilginin Adresi Zihin Açıcı Site

birfotoğraföyküsü

hayatta öyküsü olmayan tek bir fotoğraf yoktur!

Y Nesil Avukat

X kuşaklarıyla dolu bir dünyada Y nesli olarak hayatta kalmak

arzuberk

profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren

seferkatip.wordpress.com/

gelişmenin karanlık yüzü vardır ve yaratmak için yıkmak gereklidir.

MAVİ YOL

Mavi ; gökyüzü kadar sonsuz, deniz kadar huzurlu, bulut kadar özgürdür.

Fas Hakkında

Fas Hakkında genel Bilgiler

Genç İşsizler Platformu

#MezunİşsizBorçlu

Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü

Türkiye'nin İlk Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü | Turkey's First Archery Research Institute

%d Bloggern gefällt das: