12.8 C
Hamburg
Mittwoch, Oktober 21, 2020
Start Kultur Kino Azrail Benim (Büyük Örfi)

Azrail Benim (Büyük Örfi)

Azrail Benim (Büyük Örfi)

Azrail Benim bıktırıcı bir araba sürme faslından sonra nihayet başlar. Ağır yaralı birini acilen hastaneye getirir Yılmaz Güney. Hemşire hemen doktora haber verir, sedyede yatan adam kalkar, yaralı Kabadayılar Kralı Büyük Örfi (Yılmaz Güney)´dir. Recep´den beş kurşun yemiştir. Yine de hemşirenin iğnesinden öcü gibi korkar. İlginçtir, demek ki o zamanlar anestezi değil iğne ile hastalar bayıltılıyormuş diye hayıflanırsınız. Polis ameliyat öncesi ifadesini almak istese de, Örfi kendisini kimin vurduğunu bilmediğini söyler. Recep´in adamı Bekir hastanede nöbet tutup gelişmeleri sahibine aktarmaktadır.

Örfi komaya girer, onu vuran çocukluk arkadaşı Recep üzülmektedir, zira sağ kalırsa ya o Örfi´yi öldürmek zorunda kalacaktır, ya da Örfi onu. O zamanlar kabadayıların kendi aralarında konusulmamış yasaları, belirli raconları, kendilerince onurları ve şerefleri vardır. Recep´ten Örfi´nin yetim çocukluğunu öğreniriz. Kahveci Ali Rıza´nın annesinin her kahvenin önünden geçerken ki laf atışını ve küçük Örfi´nin buna içerlediğini anlatır. Ali Rıza bir gün ona kahvede anasını sorduğunda Örfi bıçağı çeker ve onu öldürüp kahvesinde milletin gözü önünde yere seriverir, ceza alır. O içerideyken annesi vefat eder, küçük kız kardeşi bir yere evlatlık verilir. Örfi daha çocukken arkadaşları tarafından yaptığı yiğitlikten dolayı Büyük Örfi olarak adlandırılmaya başlar. Cezası dolar, bırakılır. Recep ilk defa o gün kıskanır Örfi´yi, krallığının temelleri o gün atılmaya başlamıştır ve o artık lider pozisyonunda bir plan adamıdır.

Örfi büyük bir çakal olur. Sevilen biri olmak yerine korkulan, çekinilen biri olmak için işlemediği suç bırakmaz. Gittikçe zalimleştikçe ve korkuyla nam saldıkça arkadaşları etrafından çekilmeye başlarlar. O ise yalnızlığıyla gurur duyar. Kardeşini bulur onu kendisinden ama uzak tutar. Kardeşinin kendi çirkefliğini, kriminal dünyasını bilsin istemez, kızı okutur, büyütür kızı evlatlık alan aileye gizli yardımlarda bulunur.

Haber gelir hastaneden Örfi ölmek üzeredir artık, akşamı zor çıkaracak bir haldedir. Hastanede simsiyah gözlüklü bir kadın ziyaretine gelir. Israrla diretir ve komadaki Örfi ile görüşür. Gazeteler manşet atmışlardır, kral komada diye. Polis şefi Enver İstanbul gibi bir yerde bir serserinin kahramanmışcasına basında bu denli yer kaplamasına öfkelenir. Büyük Örfi o güne kadar dokuz defa vurulmuş, vücudunda oniki kurşun, yedi bıçak yarası taşımaktadır.

Komiser Enver´in küçük oğlu Yusuf gazeteden okumuştur haberi. Annesine hastaneye telefone ettirip onun ölmemesi için dua eder. Ona diğer arkadaşları gibi hayrandır. Babası eve gelir bundan hiçte memnuniyet duymaz. Hastanenin önü dolup taşar, Örfi komadan uyanır ve kendisine gülümseyen bir hemşireyle karşılaşır ilk ve ona kaç numara ayakkabı giydiğini sorar. Zira ayakları küçük, elleri beyaz, köprücük kemiği sağlam ve iyi salata yapmayı bilen bir kadın aradığını söyleyecek kadar espritüelliği üzerindedir Örfi´nin. Recep kutlama kartını bir demet çiçekle gönderir.

azrail benim.jpg

Recep kendini önce içkiye verir, Örfi´yi bir Alaman tankı ile vurmanın hesabını yapar, sonrada Naciye isimli bir kadınla üst katlarda kaybolur. Büyük bir sürpriz kendisini beklemektedir. Yatağında Büyük Örfi elinde tabancasıyla ateş ederek borcunun ilk taksidini verir, ilk kurşununu sıkar ve onu hastanedeki boş yatağına göndertir. Recep oyunu bozulan çocuklar gibi yaralı haliyle yeniden görüşme tehdidinde bulunur. Örfi ise daha dört taksidinin kaldığından bahseder. Öyle kolay kurtuluş yoktur, kendisi Örfi´ye beş el sıkmıştır, Örfi´de ona beş el sıkacaktır. Ama hepsini birden değil, her ay bir kurşun der Örfi. Recep hastaneye götürülür.

Örfi önce vurduğu Recep´in viskisini içer, sonrada akşama Avukat Cevdet Bey´i, uzun boylu tebdil gezen Zeki Müren olarak görmeye gider. Avukat Cevdet Bey, kız kardeşi Cemile´yi evlatlık olarak yanına alan şahıstan başkası değildir. Cemile, esi polis komiseri Enver Bey ve oğlu Yusuf ve annesi ile yemektedirler. Cevdet Bey ile görüşen Örfi ona durumu iyi görmediğinden bahseder. Çok yakında öleceğini hissetmektedir. Biraz konuşurlar ve Örfi orayı terk eder. Enver Bey´e Örfi hastaneden kaçmış diye telefon gelir, masayı terk eder. Küçük Yusuf bu habere sevinir.

Evine bir kaç parça elbise almaya giden Örfi´ye Recep´in adamları Sinan ve arkadaşları tuzak kurarlar ve onu öldürmek için beraberlerinde götürmeye yeltenirler. Örfi büyüklüğünü gösterir Sinan´ın adamlarından ikisini peş peşe haklar ve çekip gitmelerini tavsiye eder. Sinan tırsar, onu cehennemin dibine kadar izleyip intikam alma sözü verir ve yaralı adamlarını alıp kaybolur, Örfi´de hastenden çıktığından beri yanından ayrılmayan kadınla.

Hastanede polisler Recep´e onu kimin vurduğunu sorarlar. Recep Örfi´yi ele vermez. Kendisini vuranı görmemiştir. Komiser Enver tam çıkmak üzereyken bir demet çiçek gelir Recep´e, Hain Papaz imzalı. Büyük bir ironi ile Recep kim olduğunu bilmediğini komisere yanıtlar. Örfi yanındakileri arabadan uzaklaştırır dahası atar ve ölüme yalnız gitmek ister. Mezarını kimselerin bilmesini ve üzerine tükürmelerini istememektedir.

Polisler Komiser Enver´in öncülüğünde Örfi´nin evini basarlar. Komiser karısı Cemile´nin resmini orada görünce şaşırır. Sabah eve gidince ilk işi Cemile´yi uyandırıp sorguya çekmek olur. Böyle bir insanın evinde resminin ne aradığını sorar. Cemile ise Büyük Örfi´nin sadece adını duymuştur, kendisini tanımamaktadır. Cemile tanımadığına yemin eder, Komiser Enver karısına inanmaz, bu adamın korkunç bir katil olduğunu anlatır. Enver, Cemile´yi gerçeği bulmakla ve işlerin tahmin ettiği gibi olmasıyla dünyayı başına yıkmakla tehdit eder ve gider. Cemile´ye sadece ağlamak düşer.

Sinan ve adamları Örfi´nin dostunun evini basarlar. Kadını silah tehdidi ile konuşturmak için zorlarlar. Kadınla Rus ruleti oynarlar ve Sinan onu öldürür ve çeker giderler. Bu sırada Avukat Cevdet Bey, Cemile´ye hayatının gerçeğini onun öz babası olmadığını anlatmaktadır. Onu evlatlık olarak yanına almış ve büyütmüştür. Yaralı ve kaçak Örfi çöle benzer sıcak bir tarlada çöker yığılır kalır. Galiba ölmek için aradığı uygun yeri sonunda bulmuştur. Büyük bir insan avı başlar.

Recep hastaneden kaçmıştır, Örfi´nin peşine takılanlar artmıştır. Recep, en son Örfi´nin dostu ile yanından uzaklaştırdığı adamını bir ağaca konuşturmak ve yerini söyletmek amacıyla kurda kuşa yem gibi asar ve kaybolup gider. Büyük Örfi gözlerini kendisinden güzel bir bayanın yanında açar ve kendisini kadınlar hapishanesinde sanır. Baba Aziz Bey ve baytar kızı Ayşe onu tarlada görmüş, eve getirmiş ve yatağa iki ellerinden bağlamışlardır. Yaraları çuvaldızla dikilen Örfi iki gün sonra kendisine gelmiştir. İtalyan asıllı cüppesiz bir papaz olduğunu iddia eder Örfi. Ama baytar hanım onun kim olduğunu çok iyi bilmektedir. Ona gazeteleri gösterir.

Jandarmaya tarlasında köstebek arar iken Büyük Örfi´yi bulduğunu anlatmaya giden Aziz Bey Komiser Enver´e bulduğu şahısı anlatacakken telefon gelir. Nihayet komiser gelir ve Aziz Bey olup biteni anlatır. Bu arada Sinan ve adamları takip sürerken Örfi´nin kan izlerini bulurlar, arabasını yolun kenarında park etmiş halde bulduktan sonra onun kanlı izini takip ederler. Polisler eve gelirken Örfi baytar hanımdan kendisini çözüp bırakmasını ister, ona kimseye söylemeden gidip bir yerde ölmeyi heveslediğinden bahseder. Kadına kendisini bırakması için yalvarır yakarır. Kadın bu davranışlarından pişman olup sonra üzülecektir ona göre. Ama Ayşe´yi bir türlü ikna edemez, zira o hayvanları bile yaşatmak için uğraşan biridir, ayrıca yaptıklarının cezasını Örfi çekmelidir, öyle kolay ölmemelidir.

O esnada iz süren Sinan ve yanındaki üç adamı damlarlar. Uzaktan ilk adamı atlatan baytar hanım sonunda ikna olur ve Örfi´nin bağlarını çözer. Ama adamlardan birine gözükürler. Ve yerleri belli olur. Baytar hanım Ayşe Örfi´nin sakladığı silahını getirmemekte inat eder. Örfi öldürüleceklerini kendilerini savunmaları gerektiğini anlatır, yoksa gidip gözlerinin önünde kendisini kurşuna dizdirtecektir. Çember gittikçe daralır, kaldıkları ev silahlı adamlarca çepeçevre kuşatılır.

Aziz Bey polislerle kestirmeden gelmektedirler. Örfi kötü adam Ramazan´ı etkisiz hale getirir ve silahını alır. Diğerleri tetiktedirler, onu proveke etmeye çalışırlar ki ortaya çıksın ve onu kolayca avlasınlar. Onun krallığını yıkıp Azrail kendileri olacaklardır. Ve tam o esnada Recep çıkagelir, Ayşe´yi saklandığı yerden bulmuştur. Sinan aradan çekilmesi için Recep´i uyarır. Örfi´yi o ortadan kaldırmak istemektedir. Recep ise isterse yazı tura atmalarını önerir.

Ve silahlar patlar. Herkes birbirini vurmaya çalışır. O esnada Aziz Bey ve polisler damlarlar. Recep ile Öfi önce Sinan´ı öldürürler. Şimdi ikisi de yaralıdırlar. Örfi Recep´i elinden vurur, onu öldürmek istemez, taksidinin kalanını başka zaman ödemek istemektedir. Zira o çocukluk arkadaşıdır. Kabadayıları çembere alan polisler kanun namına teslim olmalarını bağırırlar. Recep ile Örfi artık kıstırılmışlardır ve kaçmaları imkansızdır. Örfi, Ayşe´ye yakınır, daha önce bıraksaydın böyle olmazdı der. O ise tam da daha önce Örfi´nin söylediği gibi çok üzgün olduğunu ifade eder. Örfi çuvalı kurtarırsa tekrar görüşeceklerini söyler.

Polislere ateş eden Recep vurularak öldürülür. Komiser Enver, Örfi´ye düşünmesi için bir dakika mühlet verip teslim olmasını emreder. Yoksa o da Recep gibi öldürülecektir. Vakit dolar karşılıklı ateş başlar. O esnada koşarak Cemile gelir. Örfi´de ateşi keser. Tam o esnada polislerden biri ayağa kalkan Örfi´yi ateş ederek vurur. Enver´e öğrendiği aile gerçeğini anlatan Cemile, onun öz ağabeyi olduğunu, yıllarca kendisine zarar gelmesin diye uzak durduğunu çabucak gözyaşları içerisinde aktarır. Örfi ölür, baytar Ayşe üzülür, polisler silahlarını geri kılıflarına koyarlar, Cemile kardeşinin cesedi başına çöküp ağlar ve film biter.

1968 yılı yapımı filmi oynayanlar, Yılmaz Güney, Esen Püsküllü, Nihat Ziyalan, Ünsel Ayberk, Meriç Başaran, Sami Tunç, Gülgün Ok, Alp Aslan, Tuncay Torun, Zeki Sezer, Kenan Tüzer, Osman Baş, Ahmet Koç, Ramazan Yaşınhak, Hayrunisa Demirel, Jilet Turan, Savaş Eşici, Selahattin Ersoy, Aşkın Dilek, Sezgin Polat, Cezmi Kahraman, Güler Sürer. Senaryoyu Yılmaz Güney yazmış, Azrail Benim´i Yücel Uçanoğlu yönetmiş.
19.07.2010

Vorheriger ArtikelÖykü: Trende
Nächster ArtikelAtilla Tokatlı: Devrimcinin Ölümü

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası bin fidan bağışladı

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO), "Yarına nefes ol" kampanyası kapsamında, Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğüne bin fidan bağışında bulundu. KMTSO, geçtiğimiz hafta çıkan orman yangınlarında...

Şanlıurfa’da „en lezzetli isot“ yarışması yapıldı

Şanlıurfa'da kadınlar tarafından hazırlanan en lezzetli isotu belirlemek amacıyla yarışma yapıldı. Büyükşehir Belediyesince, Vali Kemalettin Gazezoğlu Kültür Merkezi'nde "Dünyanın En Lezzetli Acısı Urfa İsotu" sloganıyla...

„Almanya Otomotiv Dijital Sektörel Ticaret Heyeti“ programı gerçekleştirildi

Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, pandeminin, dünyanın 4. büyük otomotiv üreticisi olan Alman otomotiv endüstrisini arz ve talep şoklarıyla vurduğunu belirterek, "Almanya'da ağustos-eylül...

Coronakrise: EU-weites System zum Austausch von nationalen Warn-Apps startet

Nach einer erfolgreichen Pilotphase geht Montag das EU-weite System für Interoperabilität von Kontaktnachverfolgungs- und Warn-Apps in Betrieb. Es verknüpft eine erste Reihe nationaler Apps...