13.4 C
Hamburg
Freitag, Oktober 23, 2020
Start Kultur Kino At Avrat Silah

At Avrat Silah

At Avrat Silah

İki yaşlı eş çiftlikliklerinde eski günleri yad ederek geçmişe maval okurlar. Baba tam bir maçodur, at dedim, avrat dedim, silah dedim, bir de erkek oğul hepsi oldu, ne mutlu bana, ölsem de gam yemem, diyen sıradan bir köylüdür. Hanımı ise onun avradı. İki dünyası küçük sıradan insanın ortak oğlu Yusufcuk (Yılmaz Güney) günlerdir gidip nihayet geri döndüğü avdan eli boş gelir. Fırçayı da bir güzel işitiverir. O hiç bir canlıya kıyamayacak kadar yufka yüreklidir, yine de ham atı hem de elinde uzunca bir tüfeği vardır.

Babası Yusufcuk´u önce beceriksizlikle suçlasa da sonra onunla aydınlatıcı bir konuşma yapar. Her ne kadar bugün alaya alınıp gülünecek laflar etse de, dönem ve yurt itibarı ile bambaşka yasaların egemen olduğu bir toplumdur yansıtılan. Yusufcuk´un hem atı, hem de silahı vardır. Erkek olabilmesi için artık bir de avrada ihtiyacı vardır. Yusufcuk iyi ya bulun birini hemen evet diyeyim, kolaycılığına kaçsa da babası itiraz eder. Çünkü o kendi avradını kendi bulmuştur. Aynısını Yusufcuk´a da tavsiye eder, kendi eşini kendi gidip gezip bulmalıdır. Atı ve silahı ile şehre inen Yusufcuk´un oluşturduğu tezat kayda değer ironilerle süslüdür. İlk işi bir hamama gitmek olur Yusufcuk´un. Kadınlara mahsus yazısını görmez ve dalar içeri. Sonrası karakolda biter. Yusufcuk Almanya´ya yeni gelen Türkiyeli gibi ilk beş yılında eşsiz entegrasyon sorunları olan yabancıyı oynar. Yan bakanı döven, yanlış söyleyenin gözünü patlatan biridir. Karakolda komiser bir sürü kurbanlarına inanmaz ve şikayetçi olunan suçlu Yusufcuk´u serbest bırakır.

Yusufcuk kadın avlama peşindedir, karşılaştığı kadınları derin içsel analizlerle anlatır. Hangisi işine yarar, hangisinde iş yok diye. Gittiği pavyonda ömründe ilk defa belli, kafayı bulup dans eden bir adamı (dahası turisti ki herhalde yerliler o zamanlarda dans etmezlerdi) görmenin, sevecenliğine yakalanır. Gülmekten alamaz kendini. Striptizci bayanın gösterisiyle şok olur, yan masada ağlayan kadını tokatlayan adamı bir tokatta serer, uzatır. Olay çıktı diye müdahale eder görevliler. Yusufcuk kendisine saldıran sekiz kişiyi görülmeye değer bir kavga ile safdışı bırakır. Yine karakolluk olup aynı komiserin karşısına gelir. Baba komiser yine dayak yiyenleri azarlar, masum kuzu rolündeki Yusufcuk´u yararsız nasihatlerle serbest bırakır, oralardan aradığı eşi bulamayacağını, geldiği yerlerde araması gerektiğini, köy adamına köy kızının yaraştığını bu kadar kibar olmasa da ona söyler. Yusufcuk´un atı o karakoldayken çalınmıştır, biri ardından ona birde mektup bırakarak atı alıp gitmiştir.

atavratsilah.jpgPalavracının biri etrafına topladığı çoluk çocuğa eski günlerine dair masallar anlatmaktadır. Elinde tüfek olan genç bir kız (Nebahat Çehre) ona habire can sıkıntısıyla, atma, atma der durur. Çocuklar acımasızdır, tüfek patlayınca korkudan yerinden sıçrayan geçmişte bin eşkiyaya karşı savaşmış bu palavracıyla (sonra adının Musa dayı olduğunu öğreneceğiz) alay ederler. Adam onları yanından kovar, eli silahlı kızıyla atışırken Yorgansız Hakkı isimli biri bir müjde getirir. Ünlü kardeşi kabadayı Abidin (Aydemir Akbaş) o gün hapisten çıkmıştır, eli tüfekli kızı ona ister. O ise alay eder bu teklifle, sonrada tam bir erkek gibi giyinerek kasabaya iner ve doğru erkeklerin buluşma ve zamanı anlının çatından vurma mekanı bir kahveye dalar.

Herkes bu erkek gibi görünen eli silahlı genç kız ile alay ederler. Alicik derler tam bir erkek, kimisi başlarına taş yağacağından korkar. Alicik babasına sekiz yıldır borcu olan Çakıroğlu´ndan alacakları parayı ister ve adamın dayılanmasının hakkından gelir. Parayı alır. Babaları Alicik´in tüfeğinin önündeyken oğulları içip sızmış sobayla ısıtılan bir başka kahvede kalmışlardır. Sarışın bir bayan tarafından pek de kibar olmayan bir şekilde uyandırılırlar. Dursun´un kahvesinde Alicik´i babasından aldığı 350 lirayla pişti oynarken bulurlar. Kahve bir anda onca kardeşleri birarada görünce olay çıkılacağı anlaşılarak boşalır. Alicik ve Çakıroğulları dışında kimse kalmaz. Babasından alınan parayı geri ister yiğitler. Alicik tersleyince beş-altı erkek bir bayana saldırırlar. Alicik yamandır ama kalabalıktırlar. Amansız bir kavga başlar, kavga dışarıya taşar.

Tesadüf bu ya onlar kavga ederken yolda duran minibüsten yolcular iner. Bunlardan biride Yusufcuk´dur. Uzaktan kavgayı serinkanlılıkla izler. Alicik zorda kalınca müdahale eder ve erkekliğe leke sürmez. Alicikle sırt sırta beş kardeşi yer yer altı olurlar, haklarlar. Bir jandarma ağaçların altından çıkar ve olaya müdahale eder. Kasabanın başına bela olmuşları kavgayı kesmedikleri taktirde içeri atacağı tehditinde bulunur. Alicik´e nasihati elinin hamuruyla erkek işine karışmaması gerektiği olur. Yusufcuk ise yabancıysa yabancılığını bilmelidir. Jandarma ve Çakıroğulları kaybolunca Alicik Yusufcuk ile tanışır ona yardımı için teşekkür eder ve birgün borcunu ödeme sözü verir.

Yusufcuk kasabanın oteline yerleşmeye giderken durum değerlendirmesi yapan Çakıroğulları kardeşler yedikleri dayağın suçunu milli felaket ilan ettikleri içkide bulurlar ve tövbe ederler içmeye. Oteli basar belalı kardeşler, Yusufcuk´u bulurlar. Yine bol bol kavga ederler. Yusufcuk adamları pataklarken, ünlü kabadayı Abidin iki kardeşiyle Alicik´i ziyarete gelirler. soytarılık yaparlar, galiba ettikleri dans onu direk olmayan yeniden isteme merasimidir. Alicik´in canı sıkkındır, yüz vermez çeker giderler. Alicik elinde baltayla odun kırmaya başlar, yorulup mola verirken çitlerin arasında ilerideki çeşmede su içen ve sonra yoluna devam eden Yusufcuk´u görür, heyecanlanır. Çalınan atını arayan Yusufcuk ileride bir tarlada dinlenirken Alicik gelir onu selamlar ve yemeğe evlerine götürerek borcunu ödemek ister. Yusufcuk babası sayılan Musa dayı ile yemek yerken onun yetim büyüdüğünü, anne babasının olmadığını, bu Çerkez kızının gerçek hikayesini, neden bir erkek gibi yetiştirildiğini anlatır. Ve sonrada gelmişken birkaç gün kalmasını ister yaşlı adam.

Ve iki silah düşkünleri birbirlerine aşık olurlar. Bol bol tüfek sıkılır, kurşun atılır bu beraberlikte. Aşk başkadır, ama silah aşkı keza yine öyle. Yusufcuk palavracı ihtiyara Alicik´in ona varıp varmayacağını sorar. O dünden razıdır Alicik´i alıp götürmesine. Alicik he keza yine öyle. Ayrılık günü geldiğinde veda, Musa dayıyı ağlatır. Her ne kadar atını çaldırsa da, sonunda aradığı avradı pardon eşini, diğer yarısını bulan Yusufcuk, Alicik ile evine doğru yolculuğa çıkar. Önce bir otelde kalırlar, burada ilk defa Alicik bir kadın elbisesi giyer, berbere gidip saçlarını yaptırır. Yusufcuk´un tabiri ile en güzel Çerkez kızından daha güzel olur. Ertesi gün Yusufcuk bir at meslesi yüzünden çağrıldığında odalarına sarışın bir bayan gelir. Alicik´e yığınla yalan söyler, Yusufcuk´un asıl eşinin kendisi olduğunu, onu sürekli başka kadınlarla beraber olarak aldattığını, kendisini üç çocuğundan sonra yine hamile bırakıp tekrar diğer kadınlarla beraber olmak için kaybolduğunu iddia eder.

Alicik anlatılan yalanlara inanır, yıkılır. Dünyası altüst olur. Geri Musa dayıya döner. Olanlardan habersiz Yusufcuk nihayet atını ve atını çalanı bulur. At hırsızı kahvede kumar oynayıp yutmadığı kasaba sakini bırakmaz. Yanındakiler bizim Çakıroğullarından bir kaçıdır. Yusufcuk´a dayılanır silah çeker. Attığını vuramayan kör nişancılardandır yani. Yusufcuk tabancası ile küçük bir gövde gösterisi yapar, çevredeki kasabalılar çil yavrusu gibi oraya buraya dağılırlar. At hırsızına kendisinin olmayan eğeri bırakan Yusufcuk ona başka bir at bulmasını söyler.

Alicik kırılmış biridir artık. Her yenik kadın gibi sevmediği biriyle evlenmeyi mutluluk sanır. Gidip Abidin´e hala teklifinin geçerli olup olmadığını bir elinin içini diğer eliyle kaşıyarak sorar. Abidin ise treni kaçırdığını söyleyerek gururlanır. Zira o dünyanın en güzel kızı Filizle evlenmiştir. Kapı açılır Filiz ortaya çıkar, gerçekten herkesin eşi kendisine en güzelidir misali boy gösterir. Abidin´in kardeşi Yorgansız Hakkı´ya soran Alicik ondan da hayır yanıtını alır. Üçüncü kardeşte hayır diyince Alicik´e gerisin geriye dönmek kalır. Bahçelerinde Yusufcuk´un önce atını sonra kendisini gören Alicik sevinir, dahası mutluluğa boğulur. Olası her türlü tehlikeyi unutur ve koşarak sevdiğine sarılır. Musa dayı öğüt verir bir daha öylesi çocukluk yapmamaları için. Kafalarınada şakacıktan birer şaplak indiriverir.

Atının terkisine aradığı ve nihayet bulduğu avradı atan Yusufcuk istikameti ana babasına doğru dörtnala koşturur ve film biter. At Avrat Silah, Yılmaz Güney´in masum bir aşk filmidir. Dönemin erkekliğine uygun bir filmdir. Öylesi bir filmin bugün ne izlenme, ne eleştirilme, ne de kayda değer üzerinde durulmayı hak edecek bir yanı olabilir, çünkü bir çok ayrımcı seksist öğelerle yüklüdür. Filmi o günün koşulları içerisinde anlayıp değerlendirmeye çalışmak en adili olur. 1966 yılında büyük sanatçı hem yapıtı yazmış, hem yönetmiş, hem de oynamış. Adını bilmediğimiz ya da unuttuğumuz diğer oyuncularla beraber, Nebahat Çehre, Sedef Türkay, Cahit Irgat, Nezihe Güler, Aydemir Akbaş, Cevat Kurtuluş, Mümtaz Ener de birlikte oynamışlar.

2010

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Emlakçılık faaliyetlerinde yeni düzenlemeler

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, taşınmaz ticaretine ilişkin yönetmelik değişikliğiyle, emlakçılık faaliyetlerinde hizmet kalitesinin artırılmasını, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını ve kayıt dışılığın önlenmesini amaçladıklarını belirterek,...

Patrick Schmeing verlässt die Bonner Bundeskunsthalle

Patrick Schmeing verlässt die Kunst- und Ausstellungshalle der Bundesrepublik Deutschland in Bonn zum 1. April 2021, um als neuer Geschäftsführender Vorstand und Direktor die...

Tiyatro yönetmeni Ayşe Emel Mesci: Kürtçe oynanınca mı sorun oluyor?

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde faaliyet yürüten Teatra Jiyana Nû tarafından Nobel ödüllü yazar Dario Fo’nun eserinden Kürtçeye uyarlanan ‘Bêrû’ isimli oyunun, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı’nca...

BUND: Beschlüsse des EU-Agrarrats und Europaparlaments zur Zukunft der EU-Agrarpolitik sind enttäuschend

Die heutigen Beschlüsse des EU-Agrarrates und die Ergebnisse der ersten Abstimmungen im Europäischen Parlament von Dienstag Abend zur künftigen Ausrichtung der EU-Agrarpolitik (GAP) kommentiert...