11.9 C
Hamburg
Samstag, Oktober 24, 2020
Start Bücher Mehmed Uzun: Dengbêjlerim

Mehmed Uzun: Dengbêjlerim

Kendi tanımıyla sese biçim, ruh, beden, nefes kısaca yaşam veren ustaların edindiği bir meslek olan dengbêjliğin izlerini Antik Yunan edebiyatına kadar götüren Mehmed Uzun bu savında o kadar da haksız değil. Zira en eski zamanlardan beri yan yana yaşayan bu komşu ülkelerin bir birlerinden etkilenmemeleri birbirlerine ilham kaynağı olmamaları mümkün değil. Abartı sananlar binlerce yıldan bu yana Kürdistan´da yağma, talan, yakma ve yok etmenin canlı tanığı bir dilin, edebiyatın ve kültürlerin hala hayatta kalma mücadelesi verdiğini ve yok olmayışlarını sadece ve sadece bu sözlü çağın tanığı anlatıcılarına, edebiyatçılarına borçlu olduğumuzu rahatça görebilir ve söyleyebiliriz. Bu Kürtlerin kesinlikle hiç bir daim yazıp çizmedikleri anlamına gelmiyor, tersine yazılanlardan yakılıp, yok edilip kurtulanların çok azının günümüze kadar gelebildiklerini, çok önemli ve ciddi bir kısmınında çarpıtılıp bozulduğunu kanıtlıyor. Ama sözlü edebiyatın cılız da olsa her daim var olduğunu onlara dilimizden öte Kürtlüğümüzü borçlu olduğumuzu beyinlerimize kazıyor “Dengbêjlerim”.

Eser Mehmed Uzun´un Türkçe kaleme aldığı uzun bir denemesi özünde. Apê Qado ile, yani ilk dengêbeji ile çocukluğunda kendi aile çevresinde tanışan yazar bu anlatıcının öyküsünü otuz beş yıl sonra üzerinde bıraktığı derin edebi etkilerle süsleyerek bizlere sunar. Uzun´un ifadelerinden Apê Qado´nun sadece büyükler için değil çocuklar için de anlatılarda bulunduğunu, dinleyicilerinin daha televizyon, kaset, plak gibi henüz piyasaya çıkmamış pasif uğraşılara bulaşmadığı gibi henüz radyonun dahi o kadar yaşadığı bölgede yaygın olmadığını anlatır, bu anlamda böylesi bir insanın dillendirdiği hikayelerin anlam ve önemini az çok kestirebiliriz. En azında Uzun üzerinde derin izler ve etkiler bıraktığı kesin, ki nihayetinde yazar hem dengbêjlere dair böylesi bir çalışmayı ele alıyor, hem de buna ilk dengbêji ile başlıyor.

Kürt dengbêjlerinin piri Evdalê Zeynikê ile denemesine devam eden yazar yine çocukluk yıllarında babasının dinlediği, yasak ve gizli radyo istasyonun Erivan Radyosu Kürtçe Bölümü´nün yaptığı yayınlardan tanık olduklarına ve bu yayınlarının babasının ve kendisinin üzerinde bıraktığı etkileri ve izleri ustaca okuyucusuna yansıtır. Babasının her günkü ve saatte ki düzenli ritüallerine detaylı yer veren yazar sıkça bu radyodan seslendirilen Kürtçe sohbetlerin birinde ilk defa Evdalê Zeynikê´nin adını duyar. Serhatlı Evdalê Zeynikê adı ilerleyen yaşlarda sürekli karşısına çıkar ve sonunda bize “Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê (Abdal´ın Bir Günü)” romanı ile bir şölen sunar ve Evdalê Zeynikê´yi Uzun ölümsüzleştirir. Ve ikisinin bu ölümsüz sohbeti benim gibi iki kelime Kürtçe bilmeyen ve bunun ezikliği ile habire yazmaktan başka kurtuluşumuz yok diyen ve bunun icin çabalayan sıradan bir Kürt yazarı Kürdistan´dan binlerce kilometre uzakta Hamburg´da gelir, bulur ve alt üst eder. Bu sihirin adı edebiyattır.

Bir sonraki dengbêj Alihan´dır. Her ne kadar bilinen klasik dengbêj tanımına pek uymasa da Uzun onda bu bin yıllardır süregelen, sürdürülegelen geleneğin derin ve köklü izlerini görür. Alihan ile cezaevi yıllarında tanışan Uzun ona ayrı bir yer ve önem verir denemesinde. Ondaki dengbêj saflığını ve temizliğini, çaresizliğini klamlarına günlerce vurup dillendirmesine tanık olur. Alihan Uzun´u çok etkiler, Siyabendè Silîvî´yi anlatışı, babasının cocukluğunda sıkça söylediği Siyaben û Xecê olarak da bilinen bu aşk öyküsünü farklı bir zaman ve mekanda farklı koşullar altında yeniden duyar, ve ona yakınlaştırır, hatta Uzun´a usta, öğretmen olur. İlişkileri Uzun´un bir başka askeri cezaevine gönderilişiyle sona erer ve bir daha ondan haber alamaz.

Uzun´un bir diğer dengbêji Küçük Güneyli Rıfatê Darê´dir. Yazarın Suriye´de kaldığı yıllarda tanıştığı bu dengbêj ile on yedi gün beraber kaldığını ve Darê´nin sıradan bir dengbêj olmadığını, yılda iki defa bir gelenek haline getirdiği baharda ve güz günlerinde köylere gittiğini, geçimini sağlamak için hala dengbêjlik yaptığını sürükleyici ve insanı heyecanlandıran bir merakla anlatır. Darê aslında Serhatlı bir direnişçinin oğludur Kuzey´den Güney´e gelmiş, gelmek zorunda kalmıştır.

Mehmed Uzun´un denemesinde son anlattığı dengbêj Ehmedê Fermanê Kiki´dir. Onun 1935 yılında Şam´da çekilmiş bir fotoğrafıyla başlar anlatısına, Kiki daha Uzun doğmadan sonsuz ölüm yolculuğuna çıkmıştır, Uzun onunla ilk defa 1980´lerin başında gittiği Girit adasında tanışır. Aslında izini sürdüğü şahıs ataları Cizîra Botan´dan bu adaya sürgüne gönderilen Bedirhanlar´dır. Uzun burada yaptığı araştırmalarda saygıdeğer ve soylu Kürt aydını Mir Celadet Ali Bedirhan´ın büyük bir titizlik ve itina ile bu dengbêji dinlediğini ve çıkardığı yayınların sayfalarına aktardığını saptar. Bunların arasında eline geçen dergilerden Kiki hakkında çok önemli bilgilere sahip olan Uzun en sonunda bize yine “Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê (Abdal´in Bir Günü)” ile Ehmedê Fermanê Kiki´nin anlatımlarından dengbêjlerin piri Evdalê Zeynikê´yi verir, Uzun kendi ifadesi ile bu romanı Kiki ile beraber yazar. Mir Celadet Ali Bedirhan´ın eşi Ruşen Hanım ile günlerce görüşen Uzun başka eserlerde kullanacak sayısız malzeme ve bilgiyi yine burada alır. Uzun için Mir ile dengbêji Ehmedê Fermanê Kiki ayrılmaz bir bütündür.

Eserin bitiminde Mehmed Uzun dengbêjlerin öldüğünü saptar ve bundan yakınır, ama bu aslında çok önemli ve ciddi bir yanılgıdır. Belki bu gelenek çağın değişimlerine ayak uydurarak farklı bir biçime bürünerek karşımıza çıkacaktır, zira insan var oldukça ve tabi Kürtlerde var oldukça insanın insana anlatacağı, süsleyip püsleyerek güzelleştirerek altın bir tepside sunacağı derin ve anlamlı ifadelerin sonunun geleceğini, geldiğini iddia etmek gibi bir tespittir bu. Kim bugün Evdalê Zeynikê´nin öldüğüne bir Kürdü inandırabilir, ya da onun gibi binlerce ölümsüz değere Kürtlüğümüzü borçlu olduğumuzu yadsıyıp inkar edebilir? Dengbêjler ölümsüzdür. Kürtler var oldukça bu yaşamda onlar da bizimle birlikte her daim yanımızda yakınımızda olacaklardır, geçmişimize yapılan her bir yolculukta köprünün başında bekleyip sonsuza kadar eşlik ederler bize. Bu anlamda Uzun´da farkına varmadan dengbêjleşmiştir göçüp giderken.

2008

Vorheriger ArtikelAy Lav Yu
Nächster ArtikelKahreden Kurşun

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Ministerien vereinbaren Vorgehen zum besseren Schutz der Schweinswale in Nord- und Ostsee

Gutachten des Bundesamtes für Naturschutz belegt Gefährdung der Schweinswale durch Sprengungen im Meer Das Bundesamt für Naturschutz hat ein Gutachten veröffentlicht, das die Auswirkungen der...

Herbalife Nutrition Kadınlar Basketbol Süper Ligi

Birevim Elazığ İl Özel İdare: 68 - Büyükşehir Belediyesi Adana Basketbol: 56 Salon: Elazığ İl Özel İdare Hakemler: Semih Vural, Yücel Çilingir, Nazlı Çisil Güngör Birevim...

„2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri“ sahiplerini buldu

Attila İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı tarafından, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları desteğiyle düzenlenen "2020 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri" sahiplerini buldu. Vakıftan yapılan açıklamaya...

Der Wirtschaftsstabilisierungsfonds sichert jetzt auch Anleihen mit Garantien ab

Der Wirtschaftsstabilisierungsfonds (WSF) bietet neben individuellen Strukturierungen ausgewählte Instrumente mit weitgehend standardisierten Konditionen. Ziel ist ein möglichst zügiger und effizienter Prozess von der Antragsstellung...