ALMANYALILAR

Öykü: Emekli Öğretmen

Öykü: Emekli Öğretmen

Kapının zili uzun uzun çaldığında yerinden kalktı. Şeker hastalığının yanı sıra birde astması vardı. Yatakta yatarken öksürük nöbetlerinden birine tutulur boğularak ölürüm korkusuyla geceleri de oturma odasındaki tek kişilik koltuğuna oturur, dahası gömülür orada yatar, orada kalkardı. Yıllar ve hastalığı ilerledikçe Karin Südmann’ın yatağı koltuklaşmış, koltuğu yatıp kalktığı, gece gündüz kullandığı evinin en sevdiği köşesi ve eşyası olmuştu.

Emekli öğretmen Karin 83’ünde olmasına rağmen ruh ve beyin sağlığı oldukça yerindeydi. Bulmaca çözmekte hâlâ üstüne yoktu. Kimi kimsesi ise hiç yoktu. İki evlilikten sonra da tam bir kitap kurdu olmuş çıkmıştı. Ama yaşı ilerledikçe artık gözlüklerinin yerini iri büyüteçler almış, birkaç yıl sonra onlarında ipliği pazara çıkmıştı.

Doğum gününde kendisini günde üç defa ziyaret eden hemşire Marta bir dvd hediye etmişti. En sevdiği kitaplardan birini adamın biri kitaptan okuyordu düpedüz. Ama bir dvd oynatıcı aleti olmadığından aylarca paket açılmadan rafında kaldı.

emekli.jpeg
O gün de kapıyı her zamanki gibi sabah 06.00’da Marta çalmıştı. Sabah kahvaltısını hazırlayıp yapacak, iğnesini alacak, normal kontrollerini yapacaktı. Kapının zilinin çalması ile geceden beri yattığı koltuğundan korku ve aniden ortaya çıkan bir panikle ayağa kalktı. Ne kadar hızlı davranmaya çalışırsa çalışsın hareketleri oldukça yavaştı. Koridora varmadan nefret ettiği meşhur öksürük nöbetlerinden birine yeniden tutuldu. Ayakkabılığın yanına geldiğinde öksürük kendisini iki büklüm etmiş dizlerinin üzerine çökertmişti bile. Kapıya uzandı ama açamadı. Eli kapının koluna uzanmıyordu bugün.

Kolları kısalmış, hareketleri yavaşlamış, elleri öksürük nöbetinin getirdiği şiddet ile kapıyı açmak dışında herşeyle meşgullerdi. Panikle tutunacak bir yer ararken en uygunu yerin, zeminin beton sertliği kendisini belli etti.

Aynı anda kapının öbür tarafında Marta, Karin öğretmenin yedek anahtar vermeme konusundaki inadını hatırlayarak içinden lanetler okudu. Yine de sabırla beklemekten başka çaresi olmadığını biliyordu. Kadıncağızın koridorun sonundaki oturma odasında bulunan koltuğundan kalkması, yavaş hareketler ve adımlarla kapıya kadar yürümesi her geçen gün biraz daha zorlaşıyordu. Yine de inadındaki sertliğe anlam veremiyordu. Hergün her geldiğinde yedek anahtar konusuna en az bir defa değiniyor, her defasında ısrarlı bir hayır yanıtını alıyordu.

Kafasını dahası kulağını kapıya dayayıp içeriyi dinlerken Karin öğretmenin zayıf ve güçsüz tonlarla bezenmiş öksürüklerini duymaya başladı. İçinden bir an önce kapıyı açması için dua ederken anın sonsuza kadar sürebilecekmişçesine uzun olduğu hissine kapıldı ve çok sürmeden yere düşen birinin ortaya yaydığı gürültü patırtıyı o da duydu. Karin öğretmene seslendi. Ama yanıt alamadı. Kadıncağız birşeyler demiş olsa bile duymuyordu. Kalın duvarlar ve kapının ardından birbirini duymak imkansızdı. Hemen bir durum değerlendirmesi yapan hemşire, kendi kendine hızlı ve çevik adımlarla telefonuna sarılarak dış kapıya yöneldi. Dış kapı hiçbir zaman kilitli değildi. Telefonunun çekmeme, hat ya da baz bulamama gibi bir sorunu yoktu. Şefine önce durumu haber verdi. Karin öğretmen öksürük nöbetine yakalanmış ayrıca da düşmüştü kapının arkasına. Böylesi durumlarda olağan davranışlardan biri olan polisin aranması ve haber verilmesi gerçekleşti.

Polisler birkaç dakikadan az bir sürede olay yerindeydiler. Birbirinin zıddı iki memur, biri zayıf ve uzun, diğeri filmlerdeki gibi kısa ve şişman ikili, kendi kişisel çabalarından sonra hemen itfaiyeyi aradılar. Kapının arkasındaki şahısın hangi durumda, kiminle, nasıl olduğunu bilmiyorlardı. Devlet ve yasalar onu koruma ve kollama görevini oradaki hemşireye değil güvenlik görevlilerine vermişti. Buna uygun davranmak zorundaydılar. Ağızlarında tek bir yakınma ve şikayet çıkmaksızın haddinden fazla kaygılı ve sahip çıkan davranışlarla itfaiye gelmeden hemşireden birçok bilgi edindiler.

Karin öğretmen öksürüklerine hakim olmazken artık ölüm vaktinin geldiğine inanmaya başladı. Demek ki hepsi bu kadardı. Buraya kadardı. Yüzlerce çocuğa, bilgilenmelerine, aydınlatılmalarına, öğretilmelerine adadığı yaşamı kapalı bir kapının arkasında zavallıca sona erecekti. Kızıp ağlamanın ne yeri ne de zamanıydı. Mutluluk veren yıllardı o yıllar. Mesleğine aşık bir insanın elinden gelenin en iyisini yapma hırsı, arzusu, gerçeği idi yaptıkları, yaşadıkları. Metanetli olmalıydı.

Bir yandan öksürüklerine hakim olmaya çalışmak, diğer yandan düşünmeye, düşüncelerini toparlamaya çalışmak haddinden fazla güçtü. Demek ki bir hayat, kendi hayatı böyle bitecekti. Neden inat edip Marta’ya yedek anahtarını vermemişti artık bilmiyordu. Çocukluk yıllarından kalan bir inattı belki. Yıllardır kendisine bakan, ilgilenen birine güvenmeye yanaşmayacak kadar insana yabancı ve uzak kalmıştı. Çok uzun yıllardır yalnız yaşayan birinin kolay kolay birine güvenebileceğini sanmak ne büyük saflıktı. Ölmek istedi o an, hemen, öbür türlü lanet öksürüğün artık duracağı yok gibiydi. Dizlerinde derman kalmamıştı. Demek ki yaşlılık buydu, bir noktadan sonra beynin vücuda söz geçirememesi, bacakların isteğe, beyine isyan edip kendi bildiklerini okumalarıydı. Kalkıp doğrulmamakta direniyorlardı. Ciğerler körük gibi inip kalkıyorlar, kalp atışları tavan yapıyordu.

Acaba nerede hata yapmıştı? Köpeği Peter öldükten sonra bir daha köpek edinmeme sözünü vermişti kendine. On yıl sonra insanın canından çok sevdiği hayvanını görememesi ne demekti, ancak hayvan severler onu anlayabilirlerdi. Birçok hayır kurumuna, kiliseye, yardımsever kuruluşa maddi destekte bulunmuştu son yıllarda. Gönüllü hizmetlerde bulunmuş, okullarda çocuklar için kitaplar okumuş, yurt ve huzurevlerinde yaşlılarla zaman harcamış, onlarla oyunlar oynamış, kültürel etkinlikleri ziyaret etmişti. Yardımseverlik, iyilikseverlik herşeyin anahtarı değildi.

Marta’da artık sinir diye bir şey kalmamıştı. İtfaiyenin polisten talimat alması ve Karin öğretmenin evine gelmesi ikibuçuk dakika sürmemişti. Korkunç ve gürültülü sirenleri, her bir yana dönen mavi ışıklarıyla dev bir itfaiye arabası ve hemen önünde yine itfiyeye ait ambulans geldiğinde Marta içinden dualar ediyordu. Bayan Karin kesin gitmişti. Bu kadar uzun süre öksüren biri böylesine bir faciayı mümkünü yok atlatamazdı. Birkaç aydır onu severek ziyaret ediyor, elinden gelidğince kibar, sıcak, sevgi ve şefkat dolu yaklaşıyordu ona. Gerçi şu anahtar meselesi yüzünden birkaç defa ciddi olarak bozulmuştu ama onu çok iyi anlıyordu. Kendisi de evinin anahtarını tanımadığı, bilmediği birine mutlaka vermeyecekti. Yine de öfkeliydi hemşire.

Hayata, mesleğine, yalnızlığa itilen insanlara, onların bu denli insanlardan, insanlıktan uzak yaşam koşullarına içten içe içerliyor ama elinden bir şey gelmiyordu. Kaşla göz arasında hızlı ve atik hareketlerle arabalarından inen itfaiyeciler, polislerle konuşup kapıyı uygun aletlerle müdahale ederek kırmadan açtılar. Birkaç dakika içerisinde bir sedyeyle cankurtarana konularak hastaneye götürülen Karin öğretmen son anda kurtarılmıştı. İlerleyen günlerde kendisine uygun bir bakımevine zorunlu olarak yerleştirilen emekli öğretmene yine devlet baba, düzenin yasaları sahip çıkmıştı.

Öğretmenin sonunu öğrenen hemşirenin kalbi sevinçle doldu. Ona orada nasıl bakılırsa bakılsın artık yalnız olmayacağını biliyordu. Bir daha öksürük veya şeker nöbeti geldiğinde yanında mutlaka biri olacaktı. Sevinen hemşirenin gözlerinden birkaç damla döküldüğünde Karin öğretmen bakımevinde tekerlekli bir sandelyede camın önünden dışarıya bakıyordu.

One Reply to “Öykü: Emekli Öğretmen”

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

Şeker Portalı

Portakallı Paylaşımlar

yedi orman

Yapraklarıma ve çiçeklerime, meyvelerime ve dallarıma, köklerime ve toprağıma doğru bir keşif yolculuğu.

Karikatüristan.Wordpress.com

Karikatür Alemi, Alemin Karikatürleri

Varlık Ergen

"ben kötüyüm bu düzen için ama değilim asla kötülük"

YARIŞBİLİMİ

Atyarışı ve İstatistiğin buluştugu yer

ZÎZNASE

bilgelik sevgisi...bilgi aşkı

Sema'nın İzleri

Mutlu olmanın izlerini bırakın..

Bir Acayip Mühendis

Her şey Mutlu bir son için...

SEYAHATDELİSİ

Seyahat delisi bir çiftin hatıra defteri...

BİLGİSAYAR VE YAZILIM

Bilgisayar ve Yazılım Dünyasına Ait her şey

ARTHROTEC MEDİKAL SİSTEMLER

'SİNGJOİNT, HYDROGEM, TIBBI ALETLER, TÜMÖR CERRAHİSİ

%d Bloggern gefällt das: