27.6 C
Hamburg
Samstag, Juni 19, 2021
StartBücherMehmed Uzun: Dicle´nin Yakarışı

Mehmed Uzun: Dicle´nin Yakarışı

Mehmed Uzun, Dicle´nin Yakarışı´nda “Biroyê belqityo” nun ağzından, bir dengbêjin yaşamından, gözünden, tanık olduklarından ve yaşayamadıklarından buram buram tarihin izleri ve nefesi kokan doygun bir edebiyat örneği sunar. Uzun yıllara sarkan bir ön çalışma evresinden sonra bu romanın yazılması olgunluğuna ulaştığında yazar, yitirdiği bir yakının belki de bir atası haline getirerek kahramanını bazen de yaratım anının sıkça olduğu gibi bir tesadüfü sonucu meydana gelen bir ölüm olayına denk getirerek Bıro´yu doğurur, yaratır.

Bıro bir Kürt´tür, kördür, uzundur, Ezidi´dir ve en önemlisi romanın kahramanı bir dengbêjdir, sevdası ise bir Keldani güzeli Ester´dir, Mir´i Cizîra Botan Beyi Bedirhan´dır, roman iddialı bir söylem ile unutulmuşların üzerindeki tozu, toprağı silkeleyerek Kürt coğrafyasındaki çok seslilige ve kültürlerin varlığına kendi tarz ve biçimi ile alçakgönüllü, anlamlı ve çok güçlü bir destek sunar.

Yine bu eserinde Uzun´un haklı ve yerinde bir Ezidi hayranlığını görürüz. Onlardan “unutulmuşlar” diyerek bahseder birçok sayfasında romanın. Ama unutulmuşların bir tek onlar olmayıp yine Keldanilerin, Süryanilerin ve Nasturilerin de olduğunu yine kendisi betimler. Bedirhan´dan ve ailesinden de unutulmuşlar diye bahseder. Ki bu ve daha benzeri tanımlamalar bir edebiyatçının ihtiyaç duyduğu malzemeler olabilirler ama tarihsel hiçbir inandırıcı ve gerçekliği olmayan saptamalardır. Zira tarihe mal olmuş toplumlar, kültürler, insan ve inanç toplulukları, hele hele Kürt tarihinde derin izler bırakmış şahsiyetler unutulamazlar, tarih buna el ve izin vermez.

Uzun´un bu romanında usta ve uzman bir teknik ile yola çıktığını daha ilk sayfalarda görür, hisseder ve büyük bir zevk ile sayfaları yavaş yavaş ama yudumlayarak, her bir tümcede koca bir yaşamın izlerini görerek, bularak okursunuz. Edebi bir yapıtta güncelin malum heyecan, akıcılık ve sürükleyici öğelerini arayanların büyük hayal kırıklığı yaşayacaklarını söylemek gerek. Hatta Bıro´nun ifadeleri, tanık olduğu olaylar, yaşadıkları, anlattıklarının herkes için aynı duygu ve düşünceleri çağrıştıracağını söylemek de büyük bir iyimserlik olur. Örneğin bir köy, kır, manzara, dağ, rüzgar ve benzeri gibi muhabbeti arayanlar için sığınılabilecek büyük bir zevk ve tad ortamı olabilir, ama ömründe böyle şeyleri görmemiş, yaşamamış insanlar için de ölümcül olmasa da derin sıkıcı unsurlarının olabileceği de söylenmeli.

Dengbêj Bıro gezdirir bizi Kürdistan´da, tarihi bir yolculuk yaparız onunla, nerelere gitmeyiz ki Bagdat´tan Babil´e, Ninova´dan İstanbul´a. Kimlerle karsılaşmayız ki, Yahudiler´den Ermeniler´e, Yakubiler´den, Türkmenler´e, Keldaniler´den Süryaniler´e. Kürdistan´ın zenginliğinin usta bir tasviridir bu roman, hem de bir Kürt edebiyatçısının güçlü kaleminden. Uzun´un görebildiklerinin çeyreğini Kürdistanlı bugünkü mevcut meşhur ya da bilinmeyen politikacılarımız görse özgür bir ülkeye kavuşmak belki bir iki yıla sığdırılabilir. Ama onlar hâlâ birbirlerine düşmanlıkla, bizi de nasıl eder kendi düşmanlıklarına alet edebiliriz ile meşgüller. Bu yüzden Uzun´un özellikle bu yapıtının “Dicle´nin Yakarışı”nın bu günlerde ayrı bir anlamı, ağırlığı ve önemi var. Okuyun anlayın.

Bu arada eseri Kürtçe´den Türkçe´ye çevirip bu dili bilmeyenler için bu zenginliğin daha yığınla Kürdistanlı ve Türkiyelinin tanışmasına yardımcı olan dahası bu olanağı sunan çevirmen Muhsin Kızılkaya´ya ayrıca teşekkür etmek bir borç. Zira Uzun´un Türkçe kaleme aldığı yapıtları ile Kürtçe´den Türkçe´ye çevrilmiş eserleri arasında göze görünen muazzam büyük farklılıklar var. Kızılkaya bu emeği ile bu farkı başarılı bir şekilde gidermiş.

2008

Vorheriger ArtikelHiçbiryerde
Nächster ArtikelDagmar Fohl: Alma

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular