8.6 C
Hamburg
Mittwoch, Januar 20, 2021
Start Bücher Nedim Gürsel: Boğazkesen Fatih'in Romanı

Nedim Gürsel: Boğazkesen Fatih’in Romanı

Boğazkesen postmodern bir roman, yazarı Nedim Gürsel´in de romanın akışı içerisinde romanın kahramanı yazara dedirttiği gibi eserini aşırı ve gereksiz ayrıntıya boğduğu, olayların akışı belirli ve bilinen bir bütünlemeden yoksun olan, kurgusu çok kötü hazırlanmış Fatih´i mi, onun Boğaz muhabbetini mi, İstanbul´un alınışını mı, 12 Eylül´ü mü, kitabın hazırlanması dönemindeki hazırlık ve araştırmaların seyrini mi, padişahın boğazkesen olmasa da boğaz kestirdiğini mi, neyi anlattığı, kısaca ne olduğu belirsiz bir anlatı.

Kötü roman satmaz veya birden çok baskı yapmaz diye bir şey yok. Fatih ile ilgili yazılıpta memlekette satılmayacak bir romanın varlığına, birazda içinde tarihi birkaç doğru varsa hiç bir edebiyatçı herhalde ihtimal vermez. Fatihin romanının anlatılmak istenmesi bir yandan, bir yandan 12 Eylül vesilesiyle aranan ve yazarın koynuna düşüp yazarın kiraladığı yalısında tatilini bir hafta daha uzatarak bağırta bağırta işini gördüğü metresi Deniz´in yazmak yerine sevişmesiyle ona engel olması öbür yandan, bugün ile dünü buluşturmaya çalışan yetkinliğe uzak, kısır, amatör, yarım kalmış bir çalışma.

Nedim Gürsel’in Sultan Fatih´i tabiki bir roman kahramanı, pek o kadar derinleştirilerek verilemeyen, biraz tarihi gerçeklik kokan, biraz yazarın yetersiz kurgusu ve istediği hamur verilmeye çalışılıp kimselerin dişinin kovuğuna yetmeyen bir kahraman. Boğazkesen mi, Boğazkesen semtinin anlatımı mı romanın akışı içerisinde ne demek istediğini unutmuş yazar. Yer yer İstanbul´un alınışını Konstantinopel´deki katliamın ve yağmanın binde birini ancak birazda utanarak verebilmiş. İstanbul´un fethi din adına insanlık tarihinde inkar görmeyecek denli büyük katliamların ve oldukça büyük bir yağmanın adıdır, Fatih´i anlatıp buna değinmemek büyük eksikliktir, utangaçlıktır.

Konudan konuya bilmeden ve pek de öyle ustalığa bulaşmadan daldan dala gibi atlayan üstat ilk bölümde kitaba isim olan Boğazkesen´in nasıl yapıldığını anlatmaya başlasa da bölümler değiştikçe anlatmak istedikleride değişmiş. Bir Venedikli Kaptan´ın öyküsü, bir Vezir´in sonu, şehrin kuruluşuna dair efsaneleri, seyir katibi içoğlan Selim´in öyküsü, Fatih´in kendisine ait olan külliyesinin hikayesi, şehrin kuşatılıp alınması bölümlerinden oluşan romanda okuyucunun bir bütünlük görebilmesi için haddinden fazla iyimser ve romandan anlamaz olması şart.

Osmanlı zor bir konu, hele hele Fatih gibi tarihi yeri ve anlamı ağır biri konuyu daha bir hassas kılıyor. Osmanlının olduğu gibi padişahlarda henüz yerli edebiyata ne reel anlamda ne de hayali ve kurgusal anlamda henüz misafir olabilmişlerdir. Onları anlatan hemen her yapıt böyle hemen her ideolojiye sonuna kadar açık polemik ve tartışmaların odak noktalarına gelip oturacaklardır. Amayerli  edebiyatın o olgunluğa geldiğinde yazamayacağı, irdeleyip ele alamayacağı bir büyüğün kalmayacağına emin olmak gerekiyor.

Boğazkesen kötü araştırılmamış ama kötü hazırlanıp kurgulanmış, sanki yarım kalmış bir roman. Avrupalıya, yada Osmanlıya hayranlara yetmiş, ilginç gelmiş, sıradışı gözükmüş olabilir. 1996´da yazılan romanda Fatih´i 12 Eylül´le birleştirmeye çalışmak yazarı gülünç ve acemi bir duruma düşürmüş ayrıca. Konu bütünlügüne uzak bu romanın yeteri kadar tartışılıp anlaşılmadığı ortada. Ama Nedim Gürsel üretken ve çalışkan bir yazar. Daha iyilerini yazacağı kesin.

2010

Vorheriger ArtikelRobin Hood
Nächster ArtikelRıfat Ilgaz: Karartma Geceleri

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular