10.5 C
Hamburg
Mittwoch, Mai 12, 2021
StartKulturKinoRobin Hood

Robin Hood

Robin Hood´un bu en yeni versiyonu diğer benzerlerinden çok farklı. Filmin ana dayanağı Robin Longstride´ın Robin Hood efsanesi olmasından önceki hayatını anlatma üzerine kurulmuş. Ama kendisinden önceki klişelerin hemen hepsinden ustaca yararlanmış olsa bile haddinden fazla flop, başarısız ve boş bir film olmuş. Gerçi diğer Robin Hood´lardan kalan bir yanı olmadığını söylemek yalan olmaz. Ama işin içerisinde Ridley Scott gibi bir yönetmen olunca, hele hele bir de Russel Crowe, Cate Blanchett, William Hurt gibi usta oyuncular oynayınca doğal olarak tarihi film ve sinema hastalarının beklentileri ister istemez haddinden fazla oluyor. Ve tam da bu yüzden film yeten ve doyuran sinemaya uzak.

Kavga sahnelerinin inandırıcılıktan yoksunluğu, son dönem sıkça uygulanan modern sinema tekniklerinden cimrilik yapılarak yararlanılmaması, coğrafyanın göz doldurmaması, başlı başına yaşamı ormanda geçen adını dahi ormandan alan bir adamın finalde birde deniz kıyısında savaşa bulandırılması düpedüz insanı isyan ettiriyor.

Eş benzer klişelerin en benzeri kralın (Danny Huston) İngiltere´ye dönmesi ve bir savaşta ölmesi, aslında yaralanması en doğrusu olacaktı. Zira öbür türlü Robin Hood kralla bir daha hiç karşılaşmayacak demektir bu. Garip bir biçimde kralın ölmeden önce cezalandırdığı savaş gazileri ki, Robin Kudüs´e kadar gittiğini ve onun savaş suçlusu sayılması gereken katliamlarına tanık olduğunu kralın yüzüne anlatacak kadar korkusuzdur, büyük yerden gelen emir yüzünden hapsedilirler. Kralın ölüm haberi gelincede tabanları yağlarlar.

Yolda saldırıya uğrayan Nottinghamlı şovalye Robert Loxley´e, hayata gözlerini yummadan önce kılıcını onun babası Walter Loxley´e (Max von Sydow) götürme sözü veren Robin Hood kendisini nasıl bir maceranın beklediğinden habersizdir. Walter Loxley´in emri tavsiyesi ile artık eşi ölmüş gelini Marion Loxley (Cate Blanchett) ile Robin´in evlenmesini arzulayan yaşlı lordun isteği geri çevrilmez. Zaten birbirlerine ilgileri olan ikilinin bildiğimiz Holywood aşkı başlar. Filmin sonuna kadar da sürer. Aile terapistine ihtiyaçları yoktur bu ilişkide.

Kara Şerif´i görebilene aşk olsun, Robin Hood´un arkadaşlarının öylesine zayıf çizilen karikatür misali eşbenzerlerinin üstlendikleri tartışmalı roller yine eleştirilmeli. Kötü kral rolündeki vatansız olması gereken John (Oscar Isaac) yine bir o kadar başarısız, hele hele halkına verdiği sözü yerine getirmek yerine büyük saldırının atlatılması sonrası Robin´i sahtekarlıkla suçlayıp Nottinghamlı RobertLoxley´in yerine geçmesini mazeret göstererek onu bir numaralı devlet düşmanı ilan etmesi yine oldukça basit ve oldukça yapmacık bir kurgu.

Gladyatör´ün başrolünü oynadığı bu Robin Hood´un gelmiş geçmiş en başarısız ama otantik, sıradışı bir tekrar olduğunu söyleyenler hiçte haksız sayılmazlar. Ama Robin Hood kolleksiyoncuları için izlenmesi, el altında bulundurulması gereken filmlerden. Robin Hood derken insanın aklına Spartaküs gelir, Che Guevara, İnce Memed. Bu filmde aklınıza ne zaman direnecekler, zenginden alıp fakire verecekler diye film boyunca boşuna beklersiniz. An gelir film biter, hayal kırıklığı ile gizleyip saklamaksızın kalayı basarsınız: Böyle iğdiş edilmiş Robin Hood´un kalıbına, bu son haline vs. diye.
03.06.2010

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular