16.1 C
Hamburg
Montag, Juni 21, 2021
StartKulturKinoYüreğine Sor

Yüreğine Sor

Hükümetin Kürt, Alevi ve Roman açılımları son sürat devam ederken bundan Lazların pay almak istememelerinin nedenini insan bu film sayesinde daha bir kolay anlıyor. Lazlar düşmüş, düşürülmüş bir azınlık. Türklük ve İslamiyet ile o denli asimile olmuşlar ki kim ve ne olduklarını kendi tarihçileri bile unutmuş. Şükür sinemada bir tane de olsa insanı kalmış ve bu kimliği farkına varmadan dahi olsa sorgulama ihtiyacı hissetmiş. Bunu bir sevda öyküsü ile bayağı başarılı ve saygılı bir dille gündeme getirmiş. Yüreğine Sor bu anlamda tarihi ve oldukça onurlu bir film. Ergenekonun bilerek, Kürtlere karşı sürdürdügü kanlı savaşın önemli üslerinden biri olan Laz illeri, eminim bu film sonrası halkların düşman değil kardeş, komşu, dost olduklarını daha iyi görecek ve anlayacaktır.

Mart 2010´da vizyona giren Yüreğine Sor´u Yusuf Kurçenli yazmış ve yönetmiş. Tuba Büyüküstün, Kenan Ece, Hakan Eratik, Aliye Esra Salebci, Ayla Algan, Alp Öyken, Şevval Sam, Tomris Oğuzalp, Nihat İleri, Hakan Karahan, Cihan Canova oynamışlar. Görsel anlamda haddinden fazla doğal zenginliklerle göze batan derecede süslü film, bir aşk öyküsü dedik. Bir Hıristiyan genci Mustafa ile Müslüman Esma´nın sevdalarını konu almış. Mustafa ve ailesi ve benzeri bir çok komşuları ve tanıdıkları gibi Müslüman görünüp aslında gizli Hıristiyanlardandır. Evlerinin gizli bir bölümünü bir Ortodosk ibadethanesine çevirmişler, en azından çocuklarını burada vaftiz ettirebilecek kadar dinlerine düşkündürler. Zaman eski zaman, Müslüman olmayan tabaanın hakir görülüp ağır vergilerle donatıldığı, angarya ve zulmün gündemde tartışıldığı bir dönemdir. İslamiyetin o meşhur, olmayan hoşgörüsü Lazların memleketine de uğramıştır.

Birbirlerini delice seven bu iki aşığın bir araya gelmeleri hep küçük kaçamaklarla mümkündür. Mustafa, Esma´ya başka bir dinden olduğunu, başka bir peygambere inandığını henüz söyleyememiştir. Bunu kaçıp bir araya geldiklerinden sonra söylemenin daha uygun ve doğru olacağını düşünmektedir. Bu arada Tanzimatın verdiği getirdiği yenilikçi rüzgar ile artık Osmanlı yeni yasal düzenlemeler yapar, dahası bunu yapmak zorunda bırakılırlar. Hıristiyanlar Müslümanlarla eşit haklara sahip olurlar, artık inançlarını saklamaları gerekmeyecektir. Dile kolay yıllarca herkesin Müslüman sandığı konu komşuya çık ben Müslüman değilim de. Buna insanlar temkinli ve mesafeli bakarlar. Belki de Osmanlıda oyun çoktur lafının etkisidir, ya da o dönemki Rusların etkilerinin güven vermemesine. Yasal ve toplumsal baskı yüzünden bir araya gelemeyen iki aşık için geriye kacmaktan başka çare kalmaz.

Bu arada uzun zamandır yatalak olan Mustafa´nın yaşlı dedesi “Hacı Süleyman” vefat eder. Ki o da inancını gizleyen yani Müslüman görünen gizli Hıristiyanlardan biridir. Cenazesini de yine sünnetli olmadığı açığa çıkmasın diye kendi gibi gizli bir Hıristiyan yıkar. Defin esnasında hoca Kuran okumak üzereyken yaşlı eşi artık dayanamaz, onun Müslüman değil Hıristiyan olduğunu, adının Hacı Süleyman değil Johannes olduğunu haykırır. Bari öldükten sonra rahat bırakılması için bir Müslüman mezarlığına değil, Ortodoks mezarlığına gömülmesine vesile olur. Bu sonun başlangıcı olur.

Esma bir kaza sonucu sevdiği Mustafa´nın Müslüman olmadığını, daha doğrusu evlerindeki gizli odayı öğrenir. Ve kendi ve aşkının sonunu daha önce duyduğu benzer efsanelerden biri gibi trajik bir şekilde sonlar. Son yılların en kaliteli, en yeşil, en doğa ile içiçe yaşayan insanları bir arada yansıtan, en utangaç politik söylemi olan yine de kaliteli bir film. Kişilikli yönetmeni kutlamak adeta bir borç.

13.07.2010

Vorheriger ArtikelÖykü: Çekilen Araba
Nächster ArtikelErdal Öz: Yaralısın

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular