17.1 C
Hamburg
Donnerstag, Oktober 1, 2020
Start Kultur Kino Kan Gövdeyi Götürdü

Kan Gövdeyi Götürdü

Film denizden yapılan bir eroin sevkiyatı ile başlar. Karaya mal çıkaran şahısı ve yanındakileri, malları alanlar öldürürler. Daha ne olup bittiğini anlamadan gazeteler Istanbul´un dehşet içinde olduğuna dair manşet atar. Bir kadın dövülür nedensiz ve amaçsız filmin bu yanına serpiştirilmiş haliyle. Bir eroin laboratuvarında şef kılıklı bir adam çalışanın birini tokatlar daha fazla ve hızlı çalışması için. Onlardan habersiz kendi başına iş yaptı diye çakalın birini kurşunlarlar başka çakallar. Bir polis amiri yanındakine olayların ve öldürmelerin birbiriyle ilişkisi yokmuş gibi gözükmesine rağmen tersine aralarında bir bağ olduğundan bahseder. Bir arabada şoförü öldüren iki gangster vitesi boşa alıp arabanın uçuruma düşmesine vesile olurlar. Ertesi gün gazeteler olayı manşete taşır. Polis işlenen cinayetlere karşı aciz bir konumdadır. Genel kaotik ve anarşik bir ortamdır yansıtılmaya başarısızca çalışılan.

Gazeteyi okuyan Münir Çabukçakar (Münir Özkul) kimsenin bu olaylar yüzünden yakalanamamasına şaşmaz, piposunu tüttürerek, kimsenin ondan iyi polis hafiyesi olamayacağını yüksek sesle çevresine haykırır. Hatta kendisi Sherlock Holmes´ten bile zeki ve ustadır. Biri takılır çeşme başındaki Naciye isimli sevdiğine bile sahip çıkamayan adamdan hafiye olmaz diye. Çeşmenin başındaki genç kıza iki bıyıklıdan biri bıyıklarını burarak takılır. Sana çeşme başında su taşımak yakışmaz der. Kız laf atanları terslerken Çabukçakar adlı hafiye kılıklı şahıs çeşme başına damlar. Ve asılanlarla atışıp kavgaya tutuşur. Bir anda kendisini yerde bulur.

Yerde kendi haliyle meşgulken meçhul bir şahıs (Yılmaz Güney), sonradan adının Metin olduğunu öğreniriz, elindeki kağıdı gösterip yazılı adresi bilip bilmediğini sorar. O ise o anda kendi adresini dahi bilmediğini söylerken laf atanlarla meçhul şahıs arasında kavga çıkar. Saldırganların sayısı artsa da meçhul ve şapkalı şahıs hepsini karate benzeri darbelerle safdışı bırakır. Naciye ile Hafiye meçhul şahısın çantasını eline verip tanışırlar. Sonrada Çabukçakar onu adı geçen adrese doğru götürmeye dahası yanında gitmeye başlar. Metin´e mesleğini soran zehir hafiye özentisi Çabukçakar onun eski polis olduğunu ögrenince onunla berber çalışmayı önerir. Meçhul şahıs kovulduğum işe geri dönemem diyerek reddeder.

Büyük patronun karanlık adamları Hayri Bora Bey´in yazıhanesini basıp ondan son gönderdiği malların haracını isterler. Adam yanaşmasa da korkuturlar. Büyük patronun her yerde gözü ve kulağı olduğunu iddia ederler. Sonrada fabrikatörden bir çanta dolusu parayı alırlar. Tam çıkmak üzereyken patron, evet efendim gibi hitap ettikleri birinden oraya telefon gelir. Parayı kararlaştırdıkları yere bırakacaklardır. Büyük patron gölgede kalır yüzü belirmez. Adamlar çıkınca Hayri Boya telefona sarılır yeğenini arayıp bu akşam ortalıkta görünmeyeceğini haber verir.

Pavyonun birinde dönsözün iyi kıvırtmamasından dolayı kavga çıkar. Kavgacılar arasına Çabukçakar ile Metin´de vardır. Kimin kimi dövdüğü belli olmayan tehlikesiz hatta Patrick ile Sponge Bob´un ki kadar zararsız bir kavgadır ama katılımcıların çokluğu şaşırtır. Daha sonra Hayri Boya´nın yazıhanesine gelen haydutların başını telefon ettiği yeğeni ile birlikte görürüz. Sarışın yeğen onlar hesabına çalışmakta, amcasını ispiyonlamaktadır. Onun ertesi günkü planlarını bir bir yerli gangstere anlatır. Ve milyoner Hayri Bora gündüz vakti yolda giderken yapılan suikast sonucu öldürülür. Gezeteler olayı manşet yaparlar.

Meçhul büyük patron adamlarına telefon edip yarına çok büyük mala ihtiyacı olduğunu, yetiştirilmesini ister. Haydutlar bunu yapıp hazırlayacak adamın peşine düşerler. Marmara Kıraathanesi´nde iki kişi arasında son olaylar, işlenen cinayetler, çetenin gücü tartışılırken içeriye zehir hafiye Çabukçakar damlar, elindeki piposu ve büyüteci ile komikten öte güldürücü biridir. Bu günkü espri anlayışımıza yetmeyecek seviyede de olsa neşelendirir izleyicisini. Ve felsefi sohbetleri başlar. O esnada içeri giren iki esrarengiz tip sohbet eden üçlüden İrfan Usta´yı kafa işareti ile dışarı çağırırlar. Zehir hafiye bugünkü çetelerin eski çeteler gibi olmadığını (tam da bugünkü çeteleri duyup işitse dudakları uçuklardı belki) anlatırken yan masadan içen üç kişi laf atıp onu alaya alarak, palavralar atmaya devam etmesini söylerler. Şapkası yarıya kadar inik, nereye baktığı ve gözlerinin rengi kesinlikle görünmeyecek şekilde Metin çıkar birden ortaya, laf atan adamlara laf atıp sorduk mu geyik der. Kavga çıkar Metin üçünü de döver.

İrfan Usta karanlık bir sokakta uzun merdivenlerden aşağı iner. Köşeden çıkan karanlık tiplerden biri elinde çakmağı ile Usta´nın sigarasını yakar. Konuşulanlardan Usta´nın eski bir çete üyesi olduğunu o işleri bıraktığını anlarız. Kendisini bekleyenler ona iş teklif ederler. İrfan Usta redderek aniden kaçmaya çalışır, kısa sürede yaklanır ve bıçaklanır. Evlerine giden Çabukçakar ile Metin onu yerde yatar halde bulurlar. Sonra da İrfan Usta Metin´in kollarında ölür.

İki polis son cinayeti ve çetenin başarılarını konuşur. Naciye ile zehir hafiye kır gezisindedirler. Metin lotto totto oynamaktadır. Naciye onun ne zaman gelip kendisini ailesinden isteyeceğini sorar. Çabukçakar topu Metin abisine atar, o gelip ne zaman isterse der. Naciye yakınır, hafiye saçmalar. Akşam bir pavyonda bir kadın mendilini yere düşürür, Metin eğilip yerden alarak kadına verir. Kadın nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Metin hızlıdır birlikte bir kadeh içmelerini teklif eder. Ama sonraya ertelemek zorunda kalırlar. Zira kadının sahne alma sırası gelmiştir. Kadın ne dansözdür ne de şarkıcı, daha çok bugünün gogo danscılarından biridir denilebilir. Dans eder hareketli bir müzik eşliğinde. Tam ilgisiz ve beklenmedik bir anda arkasını dönüp elbisesini çıkartmak üzereyken sahne değişir. Metin yine birilerini pataklamaya başlar. Sonra da deminki bayan ile kibar bir şekilde açtığı kapıdan çıkarlar. Kadının adı Gülsüm´dür. İçeri damlayan meşhur şapkalı ve kara gözlüklü haydutbaşı yerden kalkan ikiliyi tekrar tokatlayarak oradan uzaklaştırır.

Metin Gülsüm ile önce onun arabasında görünür, verilen kadeh sözünü konuşurlar. Gülsüm bize gidelim der. Orada ne yaptıklarını bilmeyiz, ama Metin giyinip evden çıktığına göre birşeyler olmuştur kesin. Dışarıda yüzleri mendille kapatılmış elleri silahlı dört kişinin saldırısına uğrar. Metin adamları çocuk oyunuymuş gibi pataklar serer yere. Karanlıktan zehir hafiye koşarak olay yerine damlar. Kavga bitmiş o gelmiştir, ama nasıl da tam zamanında yetiştigini ileri sürer. Metin onu hafiyelikten şerifliğe terfi ettirir. Olayı haber alan haydutbaşı adamlarına onun bulunması için kesin talimat verir.

Metin eski Istanbul filmlerinde olduğu gibi manzaranın güzel olduğu bir yerde bir ağacın altında akşam tanıştığı Gülsüm ile sere serpe oturmuş öpüşmektedirler. Gülsüm´ün güzellik kraliçesi, patronu haydutbaşının Cerrah yada Cellat Nuri isimli biri olduğunu konuşulanlardan öğreniriz. Bir dikizci ikiliyi görür. Hemen akşam olur, Metin dönüşte kendisine dargın yeni şerifi yolda görür. Barışırlar. Sabah olunca bizim ikili tamirci kılığında Hayri Bora´nın villasına giderler. Hayri Boya´nın sarışın yeğeni damlar. Yarı giyinik kadın adamların motordan da anlayıp anlamadığını sorar. Metin oldukça anlamlı laf ederek yeni şerife ben hanımın motoruna bakmaya gidiyorum, sen de hizmetçiyi kastederek hanımın dolabına bakiver der ve evden çıkarlar. Suya yakın bir yerde yarı giyinik kadın bikinisiyle kalır, uzanır ve Metin´den sırtına güneş yağı sürmesini ister. Metin büyük bir maharetle bu işi yaparken meslek aşkının kabardığından bahseder.

Metin uyanık davranıp kadını yağlarken bir yandan bir yandan ağzından Hayri Bora´nın yakın dostu olduğunu söyleyerek laf almaya çalışır. Kadın tepki gösterir, lafın açılmasını istemez. Ve çapkın Metin kadına sarılıp öpmeye başlar. Yeni şerif işi bozar ve Metin abisini çağırır. Villaya neden geldiklerini kendi kendinize sorabilirsiniz. Metin öpüşmesini gene gelirim diyerek yarım bırakır ve gider. Meçhul çetebaşı yine gölgede kalan görüntüsü ile Cellat Nuri´ye talimat verir. Güzellik Kraliçesi Gülsüm´ü arabasına atıp onu şefin istediği yere götürürlerken zehir hafiye iz sürer. Eski polis Metin elinde silahı merdivenleri çıkar, bir yazıhaneye girerek bir şeyler aramaktadır. Bir masanın çekmecesinde uyuşturucu bulur. Tam büroyu terk edecekken içeriye Cellat Nuri ve adamları damlarlar. Bir yerlere saklanan Metin onlar kaybolunca sıvışır, geldiği merdivenlerden geri döner.

Cellat Nuri Güzellik Kraliçe´sini sakladıkları yere damlar. Kadın yakınır, adam rakip firmanın Beyrut´taki yarışmaya katılmaması için onu kaçırmaya niyetli olduklarını söyler. Polis şefleri bu arada büyük bir operasyon hazırlığındadır. Bütün yollar, kavşaklar, havayolları tutulacaktır. Metin´e haber gönderilip kendilerinden talimat almadan harekete geçmemelidir. Bu arada Cellat Nuri ile adamları Gülsüm ile zehir hafiyeyi yakalayıp sandalyelerine bağlamışlardır. Kahvede kumar oynayanlara saldıran Metin birini tokatlamaya başlar, hafiyenin nerede olduğunu söylemesini ister. Adam bilmiyorum der ama sonra söyler.

Gülsüm ile hafiyenin elleri bağlıyken ve haydutlardan biri ikiliye eziyet ederlerken dışarıda eli tabancalı Metin belirir. Önce kendisini dışarıda gören birini haklar, sonrada içeride elleri silahlı iki haydutu. Gülsüm ile hafiyeyi kurtarır. Yanlış kesilmiş filmde önceki sahnelere sıçrarız birden, örneğin Metin Naciye´ye hafiyenin nerede olduğunu sorar, Gülsüm Cellat Nuri´ye kendisini nereye getirdiklerini sorar, dışarıda hafiye onları izler, adamlar Gülsüm´ü döverken hafiye dışarıda gevezelik ederek dinlerken orayı bekleyen birinin saldırısına uğrar ve yakalanır. Yeniden Metin´in kendilerini kurtardıkları sahneye döneriz. Bağlı eller çözülür ikili kurtarılır. Gülsüm tam Metin´e teşekkür ederken karanlıktan gelen bir kurşunla devrilip yere düşer. Atik davranan Metin ateş edeni vurur. Gülsüm ölmeden Metin´e olan aşkını ilan ederken, hafiye ölen adamın üzerinden maça kralı iskambil kağıdını bulur. Hep gölgede kalan meçhul başpatron olduğu anlaşılır. Kadın intikamımı al derken ölür ve film biter.

Filmin o yılların en kalitesiz filmlerinden biri olduğunu belirtmek en doğrusu. Konu, çekim, kesim, hikayedeki basitlik, oynayanlardaki oldukça düşük performans hemen göze batar. Sanırım yine o yıllarda bolca çekilen çok az ve dar bir bütçe ile çekilmiş olması ve o meşhur sinema furyasının malum kurbanı bir film. Enis Olcayto´nun senaryosunu yazdığı 1965 yılı yapımı filmi Yılmaz Atadeniz yönetmiş. Oyuncular ise Yılmaz Güney, Gülsün Kamu, Münir Özkul, Suzan Avcı, Gülbin Eray, Ergun Köknar, Kemal Kan, Asim Nipton, Selma Durmuş, Enver Dönmez, Ahmet Karaca, Hüseyin Zan, Haydar Karaer, Ali Seyhan, Mete Mert, Alp Arslan.

28.08.2010

 

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Burun estetiği operasyonlarına ilişkin uyarı

Medicana Avcılar Hastanesi Op. Dr. Ali Divil, "Burunda pek çok farklı nedenden dolayı yapılabilen rinoplasti, travmalara bağlı olarak oluşan şekil bozukluklarının estetik ve işlevsel...

DHL Paket erhöht Paketpreise für Geschäftskunden ab 1. Januar 2021

Stark gestiegene Transportkosten, höhere Personalkosten sowie nochmals gestiegene Investitionen machen die Preisanpassung erforderlich. Schwere Pakete besonders von Preiserhöhung betroffen DHL Paket erhöht ab 1. Januar...

Oya Pervin Pelit: EMEK SAHİPSİZ İSE SAVRULUR

Binbir emekle gurbette tam da gurbetçilerle çekilmiş filmin kara yazısı ''Savrulan Emekler ''adlı filmde bütünleşir. Film, Almanya’da yaşayan Türk ailelerinin hikâyesini konu edinir. Türkan,...

Pestizideinsatz geht auf Kosten von Mensch und Umwelt – Verbindliches nationales Reduktionsprogramm muss kommen

Anlässlich der heutigen Vorstellung der Studie „Pestizidbelastung der Luft“ des Umweltinstituts München und des Bündnisses für eine enkeltaugliche Landwirtschaft erklärt Olaf Bandt, Vorsitzender des...