8.6 C
Hamburg
Mittwoch, Januar 20, 2021
Start Home Mevsim Değişirken

Mevsim Değişirken

Al sana tarif, tarife ne hacet. Hacettepelileri pek ilgilendiren bir yazı olmayacağı başından belli. Yine de üniversiteliler bile okuyabilirler, bir sakıncası yok. Bu kış kaç yazarın kitabı çıkacak kaç ocak sönecek, kaç bebek hayata gülümseyecek kimbilir? Isınmak için ateş şart. Parasız ateş de yok. Hava beleş ama su da yok. Allahın kullarına sunduğu daha nice nimet, kâr ve kazanç sağlamadığı sürece bir işe yaramıyor. İktidarın bile kârlısı makbul. Yağma ve talanda insanlar dünyanın her yerinde birbirlerini yiyor, bir tek bizde değil.

Sırf bunu yazmak için yazar olanlar da var. Tersine davranıp hiç mi hiç bu konulara değinmeyenler de. Yazarlar başkalarına neden bu konulara değinmiyorlar diye sormaya başladıklarında artık kalitelerindeki değer düşürme enflasyonu başgöstermiş demektir. Yazar adamın kalbi geniştir, kalça ve göbeği gibi. Tahammül edilecek onca zibidi varken kendisinin sabit fikir haline getirdiği konulara değinmiyorlar diye başkalarını karalamak fikir fukaralığıdır. Fikir fukaralarından da yazar olur ama adam olur mu, onu da kült roman diye yutturulan yeraltı romanları yazarlarına sormak lazım. Romanı bile yerin altında yazıyor böyleleri, kodumlu, geçiririmli, kütletirimli, takarımlı laflar ettirip, kahramanlarına ve kendilerine o biçim oy olmasa da sempati ve ilgi topluyorlar.

Yüksek edebiyatta argo olmasın diyenler ancak ve ancak kravatlı gömlek giyenler olabilir. Sana, size ve bana ne, kimin kahramanlarını eserlerinde nasıl konuşturttuğu? Küfürden ucuz terapi mi var? Hem edebiyatın adapla ilgisi olmadığına inanan nice genç nesil okur var. Ne okudukları önemli değil, kendi romanını bilmezken böyleleri klasik ve modern batı romanı hakkında tez yazacak kadar bilgi verir ama belge veremezler. Yüzeysel cahildir bunlar, altlarını kazısanız hemen hepsi kof ya da boş çıkarlar. Bir de içlerinde siyasi takıldığını zannedenler yok mu, orasıyla gülesi gelir insanın.

Kış gelirken yani soğuklar kafadan bacaklılar, tek hücreliler, köse sakallılar, kısır babalar, aseksüel kazanovalar ve ahmak okurlar el ele işbirliği etmişlercesine cama, alışverişe, işe, sosyal medyaya üşüşürler. Paylarına bir şeyler düşsün hevesiyle sinir bozar, mürekkep yalamadan kendileri gurbette ecnebi değillermiş gibi üst perdeden attıkça artarlar. Örneğin okumadıkları bir kitap ya da yazar hakkında bilirim, tanırım, harbi adamdır, lavuğun tekidir gibi laflar edip sosyal medyada taraftar keybetmenize neden olurlar. Yapmayın etmeyin, böyle davranmayın, dedikodulara inanmayın demek bir anlam taşımaz.

Kış gelince günler kısalır, karanlıkta işe, okula, sokağa çıkılıp yine karanlıkta kendi dört duvarlarına dönülür. Yayınevleri yeni yıl programlarını hazırlarlarken yazarlar hesap kitap işlerine girişirler. Kiminle etkinlik, kimsesiz etkinlik, nerede gibi sorulara kafa yorarlar. Sanatçı adamın politik insan gibi düşünmeyeceğini bilmeyenler hâlâ ondan slogan atmasını beklemenin hayal kırıklığı ve aslı astarı olmayan, defalarca aksi ispatlanmış dedikodulara sımsıkı sarılmışken, kendi bildiği yolda korksa da tek başına giden aynı zamanda atını da seven yalnız kovboy misali, yazar, yazmaya devam eder. Onun gelip geçen mevsimler, o biçim cazibeliler pek umurunda değildir. O kitaplarıyla orgazm olanlardandır.

Saftirik bir dünyada kısa bir an için gelip geçen hancı, yolcuvari misafir olduklarını bilirler. Geriye anlatılar, yazılanlar kalır diyenler arada bir de olsa haklıdırlar. Kış da gelse, yaz da, rüzgâr da esse, sis de olsa insan okumadıkça anın, zamanın ve o mevsimin tadına varamaz.

21.11.2014

Vorheriger ArtikelAhmet Ümit: Kavim
Nächster ArtikelSolomon Kane

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular