ALMANYALILAR

İkisi de Cesurdu (Beş Kurşun İki Adam)

İkisi de Cesurdu (Beş Kurşun İki Adam)

1963 yılı yapımı (Beş Kurşun İki Adam) İkisi de Cesurdu´yu yazıp yöneten Ferit Ceylan. Oyuncular ise, Yılmaz Güney, Samim Meriç, Semra Sar, Ali Şen, Ersun Kazançel ve Yaşar Tunalı. Yalçın (Samim Meriç), kabadayıdır, hakkında ileri geri konuşanları kahvede döver. Sevdiği Figen (Semra Sar) onu yola getirip uysallaştırmıştır, yoksa herhalde dövmediği adam kalmazdı şehirde. Babasını arkadan vurmuşlardır zamanında kalleşçe hemde. Sonunun babasınınki gibi olmasını istemeyen Yalçın kız arkadaşı Figen ile çekip gitmenin rüyalarını kurar, beraber bunun planlarını yaparlar. Sahibi olduğu kıraathaneyi kardeşine ve arkasında da bir isim bırakarak gitmeyi arzulamaktadır. Beklenen kardeş gelir ve arkadaşı Hamaloğlu´ndan selam getirir. Yalçın şehre gelecek olan Ali Duran (Yılmaz Güney) ile atışmamalıdır.

Böylece Ali Duran daha gelmeden namı şehre kendisinden önce gelir. Cinayetler işlemiştir, ondokuzunda adam vurmuştur, cezaevlerine girip çıkmıştır. Herkes Yalçın´ın Ali Duran ile atışmasının beklentisi içerisindedir. Yalçın sevgilisiyle konuşur, başka bir şehire daha sakin bir ortamda yaşamlarına devam etme planlarını ertelediğini anlatır. Zira o Ali Duran geliyor, Yalçın kimseye, korktu, Ali Duran´ın önünden kaçtı dedirtmek istememektedir. Ve nihayet Konya Hapishanesi´nden sürgün maksadıyla Ali Duran iki candarmanın eşliğinde şehre, ilerleyen sahnelerden arabaların plakasından Adana olduğunu anlarız, gelir. Büyük bir insan kalabalığının, daha çok meraklı kitlenin bakışları arasında ağzında cuğarası, elleri kelepçeli iner trende aşşağı. Doğru o kalabalıkla polis karakoluna getirilir. Dokuz yıl yatmıştır. Komiser Hüseyin çocukluk arkadaşı çıkar ve ona kimselerle dalaşmaması tavsiyesinde bulunur. Bir telefonla eski arkadaşı sürgün mahkum Ali Duran´ın altı ay boyunca hergün merkez karakoluna gidip imza vermesi talimatında bulunur.

Bu arada şehirde dedikoduların haddi sonu yoktur. Ali Duran´ın Yalçın ile kapışmasını bekleyenlerin dışında meşhur bir kabadayıyı vuranın da meşhur olacağı tezi epey bir yandaş ve hevesdaş bulur. Ali Duran´ı hedef tahtasına oturtanların sayısı hızla artar. Ali Duran´ın ilk icraatı kaldığı odanın duvarına anasının resmini asmak olur, sonrada girdiği bir meyhanede şehrin Yalnız Adam´ının hikayesini öğrenir. Bu arada Yalçın´ın kardeşi Ali Duran´ın ne yapıp ettiğinin haberini Yalçın´a getirir. Ali Duran bir Şişko´nun Meyhanesi´ndedir, bir Tahir´in barında. Ha bire içmektedir, ama ölçüyü kaçırmadan. Yalçın, Ali Duran´ı bulur ve onu provoke eder. Ali Duran kalkar gider. Alttan alır Yalçın´ı, o ise Ali Duran´ın tırsdığını, kendisinden korkup kaçtığını sanır. Yolda peşinden gizlice gelen bir saldırganı döver elinden silahını alır. Öfke ile oteline döner. Duvarda asılı annesinin resmine, kendisini hiçbir yerde rahat bırakmadıklarına dair dert yanar. Koskoca adam hatta namlı kabadayı olmuştur ama derin Ödipus komplexleri ile haşır neşirdir Ali Duran.

 

Ertesi gün Yalçın´ın kahvesine giden Ali Duran, dövdüğü adamdan aldığı tabancayı Yalçın´ın masasına atar ve onu suçlayarak belki adamlarının o silaha yine ihtiyaçları olabileceğini söyler, postasını koyar ve orayı terk eder. Sonra da Yalçın, Figen ile tartıştığı bir anda öfkesine kapılarak sevdiğini tokatlar. Ali Duran ise günlük koşturmacanın peşinde dolanır durur. İstasyonda giden trenlerin ardından bakar evini düşünür, bir parktan geçerken peşine takılan kız çocuğundan kaçar, çocukluk arkadaşı Komser Hüseyin´le yolda giderken karşılaşır, bir berberin gevezeliğine maruz kalır, bir barda olay çıkaran üç serseriyi döver, anasından mektup alır hüzünlenir.

Bu arada Ali Duran şehre geldiği andan beri küçük bir kız çocuğunun dikkatini çekmiştir. Otelin karşısında oturan çocuk annesine ha bire sorar, onun ailesinin olup olmadığını, ne yiyip ne içtiğini, söküğünü kimin diktiğini vs. Çocuk Ali Duran´ı şehirde seven tek insandır, bunu filmin sonunda döktüğü gözyaşlarından anlarız. Ali Duran annesine mektup yazıp günah çıkarır, artık haylazlığa paydos edecektir. Ali Duran´ın şehire gelişinden üç ay sonra çocukluk arkadaşı Komiser Hüseyin bir gün gelip onu alır, arkadaşlığının gereğini yerine getiremediğinden dem vurarak acısını çıkartmak istediğini söyler ve onu içmeye götürür. Konuşup dertleşirler. Ali Duran nereye gitse oranın kabadayılarının üzerinde güç gösterisi yapmak istediklerinden yakınır. Komiser Hüseyin Yalçın´ı anlatır bu arada. Çekip gitmek üzereyken neden şehirde kaldığını aktarır. Yolda Yalnız Adam´ın cesedini bulurlar.

Figen artık Yalçın´la buluşmamaktadır. Dertli dertli kuşları izler Figen. Bir gün Ali Duran her zaman yaptığı gibi istasyonda oturup gelip geçen trenlere bakarken komşusu küçük kız çocuğu gelip ürkerek ama merakla yanına oturur. Onun öldürüleceğini duyduğunu söyleyerek kaygılarını dile getirir. Ali Duran ise bir gün orada hareket eden trenlerden birine binip üç yıldır görmediği annesinin yanına gideceğini, kimsenin kendisini vuramayacağını anlatır.

Yalçın gittikleri meyhanede Figen´i özler, yağmur altında gelip camına taş atar. Camdan kendisini gören Figen´in tavrı perdeyi yüzüne indirmek, Yalçın geri dönüp gittiğinde ise arkasından bakmak olur. Kadını anlayana helal olsun dedirten feylesofik sahnelerden biridir. Ali Duran ise yaşlı annesinin yıllardır takma dişlerini yaptırmak için biriktirerek kıymayıp kendisine gönderdiği paraları o pavyon senin, bu meyhane benim yemekten adam gibi bir iş güç peşine düşmeyi akıl edememektedir. Yolda karşılaştığı Yalçın´ın dövüşme önerisine sıcak bakar Ali Duran. Ama der ayıldığında dövüşelim, sarhoşken değil.

Ve o gün gelir, Ali Duran son günün imzasını atar. Kendisine artık serbest olduğu söylenir. Yani artık günlük imza verme mecburiyeti yoktur, o hür bir vatandaştır. Gitme hazırlıkları yapar, bavulunu hazırlar. Komşu kız çocuğu camdan bakar ve Ali Duran gideceğinden ağlar. Otelci Ali Duran gitmeden bir bayanın kendisini görmek istediğini söyler ve Figen´i onun odasına getirir. Figen ondan nefret ettiğini söylemek için gelmiştir. Ona kendisinin gittiği yere kötülük götüren bir yılan olduğunu haykırır, gelişiyle hayatını altüst ettiğini, Yalçın ile aralarını bozduğunu, kendisinden nefret ettiğini kusar. Daha fazla dayanamayan Ali Duran Figen´i kollarından turar ve annesinin resmi önüne getirir. Kendisini bekleyenlerin varlığını, onun da bir insan olduğunu anlatır. Onun kimseyle bir hesabı yoktur, düşündüğü bir tek anasıdır. Hepsi o kadar.

Yalçın´a Figen´in otelde Ali Duran´ı ziyaret etmesi farklı aktarılır. Onun Ali Duran´ı sık sık ziyaret ettiği, şerefinin ayaklar altına alındığı anlatılır. Yalçın tongaya düşer, tabancasını alıp Ali Duran´ı vurmaya gider. Ee şeref bu, bir de namus, her memleket erkeğinin her an temizlemek için hazır olda beklediği. Yalçın´ın kardeşi arabasıyla gider Figen´i alır, yolda Yalçın´ı bulsalar dahi onu durduramazlar. Kimseyi dinlemeyen Yalçın´ın kafasında bir tek Ali Duran´ı vurmak vardır. Sonunda Yalçın, cezası artık bitmiş ve anasına gitmek için son hazırlıklarını yapmış Ali Duran´ı bir barda içki içerken bulur. Treninin kalkmasına yirmi dakika vardır. Çek silahını diyen Yalçın´a ayılıp ayılmadığını soran Ali Duran, silahının olmadığını söylese de onun kendisine saldırmasına engel olamaz, dahası olmaz.

Ali Duran Yalçın´dan darbe üstüne darbe alır, karşılık vermez şu kadar dakikam kaldı bırak gideyim der. Ama Yalçın´ın durmayacağını anlayan Ali Duran onu pataklamaya başlar. O esnadan arkasından ateş eden bir çakal tarafından vurulur. Çakalın diğer hedefi Yalçın´dır. Figen için söylediklerinin yalan olduğunu itiraf eden çakal iki kabadayıyı yan yana getirmek için plan yaptığını ve hesabının tuttuğunu anlatır, şimdi ikisini de öldürüp meşhur olacaktır. Yalçın´ı kolundan vursa da Yalçın onu etkisiz hale getirir. O esnada önce polis, sonrada Figen ile kardeşi damlar. Ali Duran o yaralı hali ile trene yetişmek için olay mahalini terk etmiştir. Yaralı haliyle istasyonda koşarken, ki bu sahneler nam yapmıştır, küçük kız çocuğu koşar ona yetişir. Çocuğun önceden söyledikleri doğru çıkmış, Ali Duran vurulmuş, annesine söz verdiği treni kaçırmıştır. Ölmeden çocukluk arkadaşı Komiser Hüseyin´de yetişip gözlerini kapar, adeta bir güvenlik görevlisi olduğunu unutup cesedi küçük bir ağlayan çocukla başbaşa bırakır, büyük bir trajedi ile film biterken ortadan kaybolur. Bu film bir mitosun başlangıcı sayılır.

07.07.2010

 

 

 

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

Şeker Portalı

Portakallı Paylaşımlar

yedi orman

Yapraklarıma ve çiçeklerime, meyvelerime ve dallarıma, köklerime ve toprağıma doğru bir keşif yolculuğu.

Karikatüristan.Wordpress.com

Karikatür Alemi, Alemin Karikatürleri

Varlık Ergen

"ben kötüyüm bu düzen için ama değilim asla kötülük"

YARIŞBİLİMİ

Atyarışı ve İstatistiğin buluştugu yer

ZÎZNASE

bilgelik sevgisi...bilgi aşkı

Sema'nın İzleri

Mutlu olmanın izlerini bırakın..

Bir Acayip Mühendis

Her şey Mutlu bir son için...

SEYAHATDELİSİ

Seyahat delisi bir çiftin hatıra defteri...

BİLGİSAYAR VE YAZILIM

Bilgisayar ve Yazılım Dünyasına Ait her şey

ARTHROTEC MEDİKAL SİSTEMLER

'SİNGJOİNT, HYDROGEM, TIBBI ALETLER, TÜMÖR CERRAHİSİ

%d Bloggern gefällt das: