ALMANYALILAR

Mehmet Eroğlu: Belleğin Kış Uykusu

Mehmet Eroğlu: Belleğin Kış Uykusu

Eleştiri geleneğinde eseri değil yazarı ele alan yazılar oldukça bol oranda göze batar. Burada yazarla kurulan empatiden tutalım yine ideolojik yakınlık veya uzaklık bir yapıtı değerlendirirken maalesef geleneksel anlamda önemli rol oynar. Yani yazarın neci olduğu eserinin eleştirisinde sanılandan fazla belirleyicidir. Bu geleneğin yıkılması ancak eleştirinin devrimci, devinimci, değiştiren gücünün kavranılıp anlaşılmasıyla doğru orantılıdır. Yazar birden çok eser vermiş olabilir, her bir yapıtı bir diğerinden değişik bir dünyadır. Birinde görmezden gelinmeyecek bir seviye tutturan yazar, bir diğer eserinde havaya sıkmış, çuvallamış da olabilir. Bir yazar tek bir roman, şiir, kısaca tek bir kitap demek değildir. Yazara, yazarlık dünyasına yapılan haksızlıktır diğer yöntem.

Mehmet Eroğlu edebiyatın üretken ve çalışkan bir kalemi. Onuncu romanı “Belleğin Kış Uykusu” yazarın en başarısız yapıtı. Belki fantastik edebiyatı sevenlerin büyük bir ilgi ve merakla okuyacakları Stephan King benzeri bir saçmalık. Oldukça rahat ve akıcı okunan romanın hikayesi yıllar önce yazdığım bir öykümü hatırlattı. Hafızasını kaybeden adam. Benim konum bireyin yalnızlığıydı, Eroğlu’nun ki saçmalıklar demeti. Solcu bir yazarın abuk subuk abstrakt bir anlatıyla felsefe yapmaya çalışmasının romanımıza ne kadar ihtiyacı var tartışılır. Yazar en azından bu çalışmasında sembollerle çalışmayı bilmeyen biri olarak karşımızda.

bellek

Adı M olan şahıs birden uykusundan uyanır, adını, kim olduğunu, nerede olduğunu bir türlü hatırlayamaz. Bir süre sonrada mistik şehirin yine öyle bir garında trene biner. Yazarın kendisinin de garipsediği biçimde G isimli bir başka şahısla karşılaşır. O da kendisi gibi hafızasıyla birlikte her şeyini yitirmiş biridir. İkiliye MD isimli sonradan Palyaço denilen bir de deli katılır. Ha arada bir yurtsever subayın tekiyle karşılaşırız, laf olsun torba dolsun misali bir tane işkenceci bile vardır. Bebek, müzisyen gibi yan unsurları saymıyorum. Ekip tamamdır yani. Trende yapılan seyahatte atmasyon bu ya gençleşirler üstelik. Palyaço hayatları kaymış bu ikilinin düşüncelerini okuyabilecek kadar yeteneklidir. Romana zoraki sokulan onca figür de romanı kurtarmaya yetmez. Yanıtlanması gereken soruların varlığı da romanı ilginç dahi kılmaz.

“Belleğin Kış Uykusu” her türlü gerçekçiliğe mesafeli, soyut, hatta gerçeküstü, her türlü olgunluğa ve doygunluğa uzak bir romandır, edebi değildir. Daha çok Osman Aysu’nun yapıtlarından biri gibidir, yani oku unut türünden. Ben yaptım oldu dedirten cinsinden, kimseye bir yararı olmayacak, zaten soyut yaşayan bir halkın bireylerinin, olağan hayatın malum gerçekliklerine daha da uzaklaşmasını sağlayabilecek geçici bir avuntudur. Roman iyi roman değildir. Çünkü abstraktır, zorlamadır, aptalsıdır. Zihinsel özürlü dar bir edebiyat ve okur kitlesinin oluşmasına yol açabilecek potansiyel tehlikeleri bağrında taşımaktadır. Toplumsal gerçeklikle zerre kadar ilgisi yoktur. Ee yazar solcuydu madem ben sol roman isterim arkadaş, korkak ve balık hafızasıyla meşhur bir toplumun az okuyan bireylerini ne idüğü belirsiz bellek sorunu olan biriyle oyalamak istemek neden?

Trende yaşananlar, yolculuk boyunca karşılaştıkları, felsefe yapıcam diye yumurtlananlar, saçmalıkların en azından bir yerinde tutulabilecek yanları olsa belki anlatının bir değeri, ciddiyeti, ağırlığı olurdu. Yıllardır yazan bir yazarın doymuşluğu, bıkkınlığı ve bunalımı kokar ifadeler. Marifetin çok yazmakta olmadığını hatırlarız. Hem geçmişe hem geleceğe yapılan yolculukda saçmalığın daniskası olarak bir yerlerde trenin yarısının ısırılıp yenmesi örneğini verebiliriz. Bir de herşeyin bir rüya olduğunu söyleyen sonunu. Rüyayı görmek değilde okumak isteyenler için iyi bir kitap. Ama roman okumak isteyenler için, hele hele övülen bir kalem için oldukça soyut, başarısız ve yetersiz bir çaba. Şahsen yayıncı olsam basılamayacak kitaplar listesine şüpheye kapılmaksızın rahatça alırdım. Topluma herhangi bir yararı olmayan sıradanın altında bir çalışma.

 

20.06.2012

https://pirtukweje.wordpress.com/2017/06/21/sueleyman-deveci-mehmet-eroglu-bellegin-kis-uykusu/

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

birfotoğraföyküsü

hayatta öyküsü olmayan tek bir fotoğraf yoktur!

Y Nesil Avukat

X kuşaklarıyla dolu bir dünyada Y nesli olarak hayatta kalmak

arzuberk

profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren

seferkatip.wordpress.com/

gelişmenin karanlık yüzü vardır ve yaratmak için yıkmak gereklidir.

MAVİ YOL

Mavi ; gökyüzü kadar sonsuz, deniz kadar huzurlu, bulut kadar özgürdür.

Fas Hakkında

Fas Hakkında genel Bilgiler

Genç İşsizler Platformu

#MezunİşsizBorçlu

Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü

Türkiye'nin İlk Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü | Turkey's First Archery Research Institute

yogikbeslenme

Doğanıza Uygun Yaşama Rehberi

Ulucinar

Gönülden gönüle...

ŞİİR İKİZ

BİZ BİRİZ

Farklı Bakış Açıları!

tartismaci.com olarak genellikle gündemde olan konuları farklı bir bakış açısı ile ele alır, tartışırız. Çünkü tartışmak ve sorgulamak doğru bilgiye ulaşmanın en şeffaf yollarından biridir. Buna ek olarak sadece gündem de olan konuları değil ilginç ve unutulmaya yüz tutmuş konuları da ele alırız.

VERİMLİLİK VE BAŞARI STRATEJİLERİ

Başarı Tesadüf Değildir

turuncumtrak

Truncumtrak'ın Dünyasına Hoşgeldin

Damladan, Ummana... Mustafa Murat GÜNGÖR Şiirleri

Merhaba Şiir Yürekli Dostlara/ Damladan, ummana, giden hayat yolculuğumuzda/ Şiir yağmurlarıyla ıslanmaya / hoş geldiniz, yol arkadaşlığı yapmaya ....

%d Bloggern gefällt das: