21.2 C
Hamburg
Dienstag, September 22, 2020
Start Bücher Erdal Öz: Odalarda

Erdal Öz: Odalarda

Odalarda ilk defa 1960 yılında basılmış. Erdal Öz gençlik yıllarında kaleme aldığı ilk romanını bastırmak için çok uğraşmış. Hatta bugünkü toplumumuzun dahi ahlaki değerlerini, maneviyatının sınırlarını zorlayan ciddi bir edebiyat eseri aslında geride bıraktığı. Özünde hakaret etmeksizin iki gavatın öyküsü de denilebilir. Adı sanı olmayan memur I. Gavat´ın annesi ölmüştür. Geceleri karanlıktan korktuğundan lambayı açık bırakarak uyuyanlardandır. Roman biraz Fransız varoluşçuluğu, biraz Rus edebiyatının güçlü bireyci anlatımı koksa da yerli bir başyapıttır.

Olayların akışı, topu topu anlattığı kurugusu hiçlik sınırında bir yerlerde olsa bile, Erdal Öz´ün ustalığı anlatımındaki durulukta, yalınlıkta, dingin üslubunun sadeliğinde yatar. İfade zenginliği anlatımın stilinde yatar, olayların akışı yada tekdüzeliğinde değil. Annesini kısa bir süre önce kaybeden gizemli şahıs (I. Gavat) kendisini sokaklara vurur, rahmetlisinden yadigar kalan ne varsa elden çıkarıp, anılarını dahi silmek onu unutmak arzusundadır. Cenazenin ardından kahveye gider. Varlığına alışamadığı annesinin, yazarın tabiri ile şimdide yokluğuna alışamaz.

Küçük bir geriye dönüş ile annesinden kalanların eskiciye satılmasından sonra dahi elindekilerle cenazeyi kaldıramayacağını anlayan kahramanımız daha önce hiçbir samimiyeti olmadığı dairedeki müdüründen sonra gerçektende geri ödediği, bir miktar borç alır. Ve defini gerçekleştirir. Sonrada kahvelere takılır. Nihayet I. Gavat bir kahvede otururken habire tırnaklarını yiyen II. Gavat ile tanışır.

Erdal Öz´ün 23-24 yaşlarındayken yazdığı bu romanını yayıncı Yaşar Nabi müstehcendir diye yayınlamamış. Ancak yazarın o bölümü değiştirmesiyle roman basılmış. O bölümlerin neler olabileceğini kim ne bilebilir bugün? II. Gavat kahvede ilk tanıştıkları andan itibaren gelir memrun yanına oturur. Ona kendi gözünde kim olduğunu, engin, doğru ve derin bir karakter analizi ile gösterir. Bizimki darmadağın olur. Utanır, kız gibi mahcup olur, kızarır vs.

Ertesi gün daireden çıkar çıkmaz kahveye yeni tanıştığı arkadaşını görmeye gider. Ama göremez onu gizli polis sanır. Zira kendisi ve kahvedeki diğer insanlar hakkında anlattıkları, derin gözlem ve analizlerinden oldukça etkilenmiştir. Eve gider yatar. Gece yarısı evsahibi yaşlı kadının kendisini artık bekara dahası ahlaksıza ev yok ağır hakareti ve muhabbetiyle kovulur. İşyerinde kiralık daire veya oda aradığını iş arkadaşına söyler.

Aynı gün kahvede tırnak yeme hastası yeni arkadaşını görür. Laf lafı açar, kovulduğunu anlatır. Arkadaşı oturduğu evin bir odasının onun için bulunmaz bir yer olduğunu anlatır ve ikna eder. Oturduğu evin sahibi kocası evliliklerinin yedinci ayında kuduz bir köpek tarafından ısırıldığından ölmüş, dul bir kadındır.

Ve annesini yeni kaybetmiş, kaldıkları evden kovulan kahramanımız bu eve taşınır. Sonra dul kadın ile kısa sürede yakınlaşır ve onunla evlenir. Kadını ama arkadaşı ile paylaşır. Yazıldığı yılları göz önünde bulundurduğumuzda Erdal Öz´ün tabu tanımaz edebiyatı ve provokasyonu seven yanları hemen göze batar. İki gavatın ortak paylaştıkları kadın, ki onun herhangi bir itirazını nafile roman boyunca ararar okur, sonra doğacak ortak çocuğun hayali ve sevinci, bu mutluluğun bir park bekçisi ile paylaşmaları dışında romanda hareket ve kurgu yok. Yine de “Odalarda” yerli edebiyatta yıllarca kendisinden bahsettireceği aykırı ve güçlü romanlardan biridir.

25.06.2010

Vorheriger ArtikelHâllerimiz
Nächster ArtikelTemple Grandin

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Fenerbahçe ile Hatayspor yenişemedi

Rizespor deplasmanında 3 puanı 87'de kurtaran Fenerbahçe, sahasında Süper Lig'in yeni ekibi Hatayspor ile 0-0 berabere kaldı. Konuk takım 73 ve 81. dakikalarda gördüğü...

Investitionen für eine digitale Verwaltung in ganz Deutschland

Bund und Länder einigen sich auf die Umsetzung der 3 Mrd. € aus dem Konjunkturpaket In einer Sondersitzung hat der IT-Planungsrat sich heute über den...

4 Ekim Hayvanları Koruma Günü Yaklaşırken

Bugün sizlere yaklaşmakta olan önemli bir günden bahsetmek istiyorum. Hayvanlara karşı duyarlı olup da böylesi bir günü bilmemek olmaz. Gerçi bazılarınız biliyor olabilir ama...

İÇİMİ TİTRETEN SES

Onu memleketimin sakıncalı yıllarında, sesine hayran olarak tanıdım, tanımama vesile olan ise nur içinde yatsın edebiyat öğretmenim, Huricihan Kadirbeyoğlu idi. Yıl 1979 İstanbul'da lise ikinci...