0.4 C
Hamburg
Montag, Januar 18, 2021
Start Home Havaya Ateş

Havaya Ateş

Yazmak ya da yazmamak, asıl mesele bu. Okumak, incelemek, tartışmak, eleştirmek, sorgulamak, öğrenmek yan meseleler denilebilir. On kişi aynı yapıtı okusa ortaya on farklı okumanın çıkacağı bilinir. Okuyanın bilgi birikimi, hayat tecrübesi, edebi anlayışı, estetik algısı, sanatsal bakışıyla mı ilgili bu durum? Hepsinden biraz evet.

Okumanın türleri ve teknikleri hakkında ahkam kesmek anlamsız. İnsanın doğası, beyni, daha doğrusu yığınla bilgiyi bir anda anlayıp kavrayacak kapasite ve donanımdan yoksun. Zamanla, uzun süreçlere sarkarak, biraz öğrenerek, biraz da yaşayarak anlamaya, sindirmeye yatkın. Yoksa günümüz insanının ayaklı kütüphane olması lazımdı. Bakın çevrenize hiç deha diye tanımlayabileceğiniz iş, okul, mesai, hayat arkadaşınız var mı, komşular, akrabalar, tanıdıklar arasında var mı öyle birileri? Herkese dozuna göre bilgi lazım, fazlası terk tepki yapar.

İnsanın olduğu gibi yaşaması neden bu kadar zor gelir, gözükür anlamak kolay değil. Olmadığı gibi kendisini göstermesi. Ucuz bir tiyatro oyunundaki gibi aslı astarı olmadığı rollere bürünmesi şaşırtıcı. Can çıkmayınca huy çıkmazmış derler, kim böylesi tipleri değiştirebilir. Böyle gelmiş böyle gidenlere akıl fikir vermek isteyenlerde kabahat. Yazarlığı herhangi bir sanatçının gözlüğünden görmeyenler ona aslı astarı olmayan misyonlar yüklemeye devam ederler. Ettikçe de haksız yere hayal kırıklıklarına kapılıp yazılanları tersinden anlamaya meyilli hale gelirler. Zihin jimnastiğini akıl verme alma babında değerlendirip dar dünyalarını daracık düşünceleriyle sıkar, boğarlar.

Düşman her türden karanlık ve cehaletten başka kimse değildir. İdeolojisi ne olursa olsun. Hiç faşist devrimci olur mu, ya da ülkücü ilerici diye bir tabir var mı? Hayatın nelere kabil olduğunu çok gezen, gören ve okuyanların bildiğini söylerler. Hamburg koca bir okul, kalın bir kitap, yaşa, oku yapabilirsen, okuyabilirsen. Kimler geldi kimler geçti öykülerin penceresi önünden. Anlatılmayan kim, hangi meslek, hangi tür ve boydan insan ve cibilliyet kaldı?

Yazmak anlık huzur ve mutluluktan başka birşey değildir. Tabii ki herkes okumayacak yazdıklarımızı. Edebiyat bir avuç insan içindir. Elitist olmaları veya olmamaları önemsiz mevzu. Hayattan olmasa da yazıdan tad alanların avlandığı bir arena. Onca yazılanı herkesin okuyacağını sanmak enayilik. Burada başlar en iyi yazar kırılmaları. Sıradan okura, popülist söyleme uzak durup, mesafeli arayışlara bürünmüşlük. Nitelikli okur için yazanlar da var, en heyecanlısı kendisi için yazması insanın. Nasılsa hepsi birgün birileri tarafından okunacaklar. Okunmasalar da dünya yıkılmaz.

Elinden gelse bizimkiler insanların kafasına silahı dayayıp “sıkıyorsa okumayın ülen” diyecekler. Oysa kim kime dum duma, sana bana ona, diye boşuna dememişler. Yaza okuya hayat daha da çekilir hale getirilirken, bahar yorgunlarını kış yorgunları takip etmiş. Eski giden yıllarla yeni gelecek yıl birbirine girmiş, “seni de göreceğiz böbürlenme, sen de bizden farklı olmayacaksın” öngörüsünde bulunmuşlardır. Yer demirse gök bizim buralarda çoktan bakır olmasa da kurşuniyken göğe ateş etmenin hiçbir anlamı ve önemi yoktur.

04.12.2014

Vorheriger ArtikelKilometre Zero
Nächster ArtikelEsmahan Aykol: Kitapçı Dükkanı

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular