11 C
Hamburg
Montag, September 28, 2020
Start Kultur Kino Güneşi Gördüm

Güneşi Gördüm

Mart 2009´da vizyona giren Güneşi Gördüm´ü ben de sonunda gördüm, yazan, yöneten ve oynayan Mahsun Kırmızıgül. Filmi daha görmeden hakkında yazılanlardan karşımda eften püften bir şey bekliyordum. Bu eleştirilerin haklı haksız yanlarına gelmeden önce filme dair bir kaç anekdot: Mahsun Kırmızıgül bu ikinci yönetmenlik denemesini yaptığı filminde son Kürt isyanın milyonlarca madurlarından biri olan, kalabalık bir Kürt aileyi, Altunları ele almış. Oyunculuğu daha bir oturmuş ve olgunlaşmış. Film gerillaların bulunduğu mağaraya kobra helikopterlerin saldırısı ile başlıyor. Savaşın canlı ve kanlı yanlarını hissederek, algılayarak bir yöre filminde olduğunuzu hemen anlıyorsunuz.

Ramo (Mahsun Kırmızıgül) beş kız çocuğun ardından sonunda istediği bir oğula kavuşur. Ramo´nun kardeşi Mamo, bir Kürt filminde cesurca işlenmiş kadınımsı Kado ve daha sonra Norveç´e sığınacak olan Davut emmi ve kendi ailesi filmin ana unsurları. Oldukça kibar bir şekilde köylerini terke zorlanan kalabalık aile üylerinin bir kısmı İstanbul´a bir kısmı Norveç´e maceralı bir yolculuk sonunda gelir. Ve buralarda yaşadıkları sorunlar üzerine kurgulanmış, ucuz ağlama, ağlatma edebiyatına cömertce bulanmış bir film. Türk askerinin gerçek yüzünü göstern bir filmin yapılmasına o cografyada kimse izin vermez, az biraz dahi olsa koruculaşan Kırmızıgül adeta askerlere, elimden bir şey gelmez sizin köyünüzü yakacağız, kaybedeceğiz, faili meçhula kurban edeceğiz kusura kalmayın dedirten bir pişkinlik ve aptallıkla farkına varmadan katil ruhlu askerleri şirin göstermiş.

Köy yakmalar, yıkmalar, yerinden yurdundan edilmiş milyonlarca insanın yaşadığı acılar, sorunlara bu denli yüzeysel değinmek Kırmızıgül´ün bir çok haklı eleştiriyi almasına neden olmuş. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var, devlet terörünü anlatabilmek için, anlayabilmek için, bu savaşın neden çıktığını, insanların neden silaha sarıldıklarını yanıtlayabilmek için Mahsun´da bir donanım ve altyapı gerek. O henüz bu bilince uzak. Herkesin barış, kardeşiz, bizi kaybettiniz, öldürüp asit kuyularına attınız, yine de elimizi tutun, barışalım muhabbetine sarıldığı bu günlerde, ondan sağlam bir duruş beklemek haksızlık. Kaldı ki geldiğimiz son noktada savaşanlar da Mahsun´da bu filmiyle aynı şeyi söylüyorlar. Bitsin kardeş kavgası, yaşasın barış gibi. O kadar da keskin olup hoşgörüsüzlüğe bulanmak yanlış.

Kürt düşün dünyası zengin ve esnektir, kimlere tahammül etmiyor, kimlere katlanmıyor ki, Mahsun Kırmızıgül birçoklarına göre oldukça masum ve iyi niyetli. Filmde öykü içinde öykü var gibi gözükse de tek bir öykü. Sıradan insanların bu savaştan etkilendikleri kendi dünyaları. Bir babanın dramı, kardeş katili bir ağabeyin trajedisi ve olayı Kürdistan sorunundan uzaklaştırıp eşcinsellerin haklarını da savunayım saçmalığı (en azından böylesi bir filmde) Kırmızıgül´ü oldukça zorlamış. Bu çıkışı ile Türk filmlerinde dahi bu denli cinsel ayrımcılığa karşı sağlam bir duruş sergilemediler, Mahsun bir ilkdir. Türkiye´ye demokrasiyi Kürtlerin getireceği habire söylenir, ezilen ve ayrımcılığa uğrayan her kesime özgürlüğü de getirmeyecekleri ne malum?

Güneşi Gördüm her ne kadar koruculuk statüsüne yakın olsa da bir Kürt filmidir. Zırt pırt affa uğrayan, affedilen koruculara gösterilen tahammül, sabır ve anlayışı ona da gösterilmek zorunda. Mahsun Kırmızıgül´ün Kürt duruşu ne kadar beyaz olursa olsun sinemacıdır, sanatçıdır, her daim kendisini yenileme, değiştirme, donatma, bilgilendirme özellikleri ile yüklüdür. Ondan radikallik beklemek, siyasetçiler gibi düşünmesini beklemek ve istemek yanlıştır ve haksızlıktır. Bu güne kadar neredeydi sorusu artık bıktırmaktadır, bu güne kadar olayın içinde ve ortasında olanların genel görünüşü orta yerde, dünya alem görüyor. Güneşi Gördüm yaşadığımız Kürt realitesinin sıradan yansımaların bir ürünüdür. Kürtlük kimsenin tekelinde değildir, onun Kürtlük algısı demek ki bu kadar. Filmdeki Kürtleri gösteriş biçimi yine de eleştirilmelidir, ben öyle konuşan Kürt tanımıyorum, aşırı farklılaştırma, başkalaştırma, zorlama bir Kürtleştirme ortaya çıkmış.

Film uluslararası arenada, milyonlarca Türkün de dünyasında az da olsa soru işaretlerine neden olacak, dikkatleri Kürtlerin sorunlarına çekecektir. O bir sanatçıdır, politikacı değil. Pozitif düşünmek gerek. Mahsun Kırmızıgül´e küfür ve hakaret edip sövmek yerine, yol göstermek, dostluk ve ikna ile samimi perspektifler sunmak gerek. O da bizim bir gerçeğimiz, insanımız, sanatçımız ve sinemacımız. Yani başka bir delimiz. Hem de çok büyük potansiyeli olan, arayışları olan, heyecan taşıyan üretken bir yetenek. Bir çok Kürdistanlı siyasetçiden daha açık, net, samimi ve dürüst anlatımı var. Ona sahip çıkmak ve bu çalışması için canı gönülden kutlayıp başarılarının devamını dilemek gerek.

2009

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Kış Avrupa’ya erken geldi

İsviçre, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya, Almanya ve Çekya'ya kar yağdı Hava sıcaklıklarındaki keskin düşüşün ardından Avrupa'da İsviçre, Fransa, Avusturya, İtalya, İspanya, Almanya ve Çekya'ya kar...

Europäischer Tag der Sprachen: Die sprachliche Vielfalt Europas in vielen Live- und Online-Veranstaltungen entdecken

Mit der Kampagne #DiscoverTranslation und einer Online-Konferenz „Bildung beginnt mit Sprache“ startet die Kommission eine Reihe von Veranstaltungen zum 20. Europäischen Sprachentag am 26....

FIBA Şampiyonlar Ligi’ne 18 farklı ülkeden 32 takım katılacak

FIBA Şampiyonlar Ligi bu sezon 18 ülkeden 32 takımla oynanacak ve son 25 yılın ülke çeşitliliği anlamında en geniş katılımlı basketbol organizasyonu olacak. Türkiye'den...

Tourismus als Entwicklungsmotor – TUI Care Foundation startet virtuelles „Linking & Learning“-Diskussionsformat

Sieben Wochen lang kommen wöchentlich Tourismus-Experten zusammen um über die Neugestaltung des nachhaltigen Tourismus zu diskutieren Im Rahmen des Welttourismustags 2020 startet die TUI Care...