6.9 C
Hamburg
Donnerstag, Januar 21, 2021
Start Home Hamburg Üniversitesi’nde Irkçılık

Hamburg Üniversitesi’nde Irkçılık

“Hamburg’da Hayat” isimli Almanya’daki günlük hayatta karşılaştığımız her türden ırkçılığı anlattığım ilk Türkçe romanımda, Hamburg Üniversitesi’nde yer yokluğundan dolayı Latin Amerikalı bir öğrenci adayının hikâyesine değindiğimde, yerleştirme olayındaki seçmeciliği oldukça abarttığım suçlamasıyla karşılaşmıştım. Halbuki hikâyenin benzeri benim de başıma gelmiş, üç-dört sömestr boyunca bekleyip yer yokluğu nedeninden dolayı belli bir süreden sonra pes edip teslim olmuş, adı geçen üniversitede öğrenimin nasıl olacağını kendimce tahmin edip yargılamış ve akademik yola veda etmiştim. Yıllar geçtikçe reddedilenlerin sayısı arttıkça arttı, istatistiklere bakılabilir; bunların yüzde kaçının göçmen, reddedilenlerin kaçının Alman olduğu karşılaştırılabilir. Bunun adı düpedüz kurumsal ırkçılık denilmese bile ayrımcılıktı. Şikayetler o denli artınca, sürekli yer olmamasından dolayı red yanıtı alan öğrenciler bu defa sorunu hukuki yoldan halletmeye başladılar. Bu yöntem tuttu, yerleştirmeler şimdi daha adil.

Gündem Türkçe öğretmenlik için başvuruların yetersiz olmasından dolayı hoca yetiştiren bölümün kapatılması. Gerekçeler cepte hazır: Talep yok! Herkes öğretmen olmak istemiyor! Bütçe elvermiyor! Bu konuda hemen hergün yarım, eksik ama yine de yeni bilgiler ediniyoruz. Örneğin bölüme giriş için beklenen not seviyesi oldukça şaşırtıcı. İyi bir araştırmacı-soruşturmacı gazetecimiz olsa olaya sırf Türklere ve Türkçeye yapılan bir saldırı olarak değil, bir bilim yuvasında yapılan ırkçılığın pis bir türevi ile karşı karşıya olduğumuzu kolayca teşhir edebilirdi. Onca konuyla ilgili haber arasında gerçekten de üniversitenin gerekçelerini açıklayan üniversite yönetiminin görüşlerini yansıtan ne bir söyleşi, haber, resim gördüm, ne de okudum. “Hamburg Türk Basın Birliği” bu anlamda artık buluşup geleneksel kahvaltılarını ettikten sonra olaya en azından sıradan gazetecilik düzeyinde bakıp konuyu sürekli gündemde tutabilirler. Bir iki internet gazetesinin habercilikleri diğerlerine kıyasla tabiki takdire değer, ama yetersiz ve eksik oldukları aşikâr.

Üniversitenin Türkçe öğretmen yetiştiren bölümüne değin gerçekleştirilen protesto etkinliklerindeki simaların birçoğu kamuoyunca da biliniyorlar. Kabaca sorulsa, ana dilde eğitim hakkı konusu Kürtçe olunca neden aynı duyarlılığı sergilemiyorsunuz, Kürtçe üzerindeki yasaklar, ırkçı ve nefret söylemleri hakkında ne düşünüyorsunuz, eminim üniversite idaresinden daha da ırkçı olduklarını görürüz. Bunu soran ve kıyaslıyan eleştirel tek bir gazeteci yine yok. Türkçeye saldırı vatana, bayrağa yapılan saldırı mentalitesinde olaya yaklaşmak bu camiayı komik duruma düşürüyor sadece.

Gerzeklerin idare ettiği bir üniversite olayın on-yirmi yıl sonrasını düşünse, biraz beyinleri olsa Türkiye’den gelecek, getirilecek sözde öğretmenlerin çocuklarımıza hangi doktrini nasıl öğreteceklerine kafa yorsalar, aslında burada öğretmenliği teşvik yasaları çıkartırlardı. Ama serde ırkçılık olunca zihinler uyuşuyor, beyin yaratıcı düşüncede tökezleyiveriyor.

Olgu bu şehirde şairler, öykücüler, edebiyatçılar olduğu sürece bu dilin yaşayacağı. Kaldı ki bu bir avuç insanın dışında radyolar, tiyatrolar, onlarca dernek, yandaş ya da karşıt nice sivil toplum kuruluşu varken Türkçenin tehdit altında olduğunu sanmak ve iddia etmek oldukça abartılı bir söylem. Irkçılığa karşı sesimizi yükseltmek, buna karşı mücadele edenlerle dayanışmak hayatın her alanında ve her türlü ötekileştirmeye karşı sürdürülmelidir. Ki samimiyet ve inanılırlığımız o zaman rengini belli etsin.

04.07.2014

Vorheriger ArtikelAşkın Son Mevsimi – The Last Station
Nächster ArtikelBeş Şehir

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular