13.4 C
Hamburg
Freitag, Oktober 23, 2020
Start Home Göçmenin Konser Zevki

Göçmenin Konser Zevki

Yerli müzik konseri var, gelir misin dediler, dahası biri telefon etti. Evden işe, işten eve yol boyunca, yemek yerken, giderken, otururken, yürürken, yatarken kitap okumaktan bıkıp usanmış biri olarak hemen evetlemedim. Karşımdakinin benim kitap manyağı olduğumu bilmesini tasdikleyecek halim yoktu. Şahsen manyaklığın her türüne karşıydım, pozitif ayrımcılık da buna dahildi. Birileriyle bir yerlere gitmeyeli birkaç yüz yıl olmuştu. Kırmızı çizgilerimi aşmaya benim bile gücüm yetmiyordu. İyi bir şarkı dinlemeyeli epey olmuştu sahiden, ne youtube, ne filmler, ne romanlar gerçek bir şarkının tadını imkanı yok vermezdi. Kendimden bile gizlediğim bir kararla konsere gideceğimi anladım. Hem bir tane Edirne´den, bir tane de Kars´tan şarkıcı gelecekti. Kaçmazdı, kaçıramazdım. Her ne kadar binlerce kilometre uzakta da olsak, oralar ata topraklarıydı, her gelen hoş gelir sefa gelirdi. Başımızın gözümüzün üzerinde yerleri vardı gelenlerin.

Ömrümün ilk yarısında, dahası memlekette geçirdiğim ilk yarısında birkaç sanat müziği konserine gitmişliğim vardı. Serde bir sürü özlem, o günleri anımsamak, eskiyi koklamak, geçmişi yad etmek de olabilirdi. Bilinçaltıma bakacak ne zamanım, ne niyetim, ne de cesaretim vardı. Dün maziydi ve orada bırakılmalıydı. Müzik ruhun gıdasıydı, arada bir paslı görüş ve düşünceleri insan kendisinden uzaklaştırmayı bilmeliydi. Bazıları son günlerin moda deyimiyle kendi kendilerini updatelemeliydiler. Hem giriş biletleri o kadar pahalı değildi, hem de adı geçen saatler oldukça uygundu. Ayrıca konsere gitme isteğimi kendimden dahi gizlemeye çalışmam yine çok gizli bir hoşnutluk veriyordu. Kırk yılda bir de olsan insan rutinin dışına çıkabilmeliydi.

Acaba nasıl gitsem diye düşünmeye başladım. Gençlik yıllarımda traşlı, grand tuvaletli gitmeye özen gösterirdim. Kızları kafalamak için mi öyle iki dirhem birkaç çekirdek giyinirdim, sanata saygı, sanatçıya hürmet için mi, yoksa herkes öyle davrandığı için mi, erken başlayan bunama belirtilerim yüzünden bunu bir türlü anımsayamadım. Birkaç günlük sakalımı kesmeye hiç niyetim yoktu, fazla abartmak da anlamsızdı. Ne takım elbiseye, ne de kravata ihtiyaç duydum. En son verdiğim dul bekarlar partisinden sonra kılık kıyafetimi hiç kimse için değiştirmeme kararı almıştım. Canım gözlerimi kapayıp şarkı dinlemek, meldonin beni uzaklara, eski günlere götürmesini istiyordu.

Epeyce bir konsere nasıl gidilmeli sorusuna olumlu yanıt ve örnek olabilecek insanlara rastladım. Papyonlu, takım elbiseli, şık giyimli kadın ve erkekleri görünce oldukça şaşırdım. Demek ki müzik hâlâ o denli önemli ve etkiliydi, bizi hizaya getirebilecek kadar maneviyatı güçlüydü. Konser başladı, öncesinde kendime uygun rahat bir yer buldum. İlk parçada anlayış gösterdim. Baktım ikinci üçüncü parçada da yanımdaki, önümdeki, arkamdaki yırtına yırtına sanatçıya eşlik ediyorlar, rahatsız oldum. Oradan kalkıp başka bir yere oturdum. Henüz ne gözlerimi kapayabilmiştim, ne de müziğin tadını çıkartabilmiştim.

Yeni oturduğum yerdeki izleyiciler de farklı değildi. Millet sanki konsere değil, milli bir koroya eşlik etmeye gelmişlerdi. Ara verilene kadar canım burnumda zor ettim. Üst kata çıkmak daha iyi olur dedim. Ara oldu. Dışarıdaki yüzlere baktım. Biri birinden daha şık görünmek için özene bezene giyinip kuşanmış, süslü püslü insanlara baktım. Hepsi de normal sade vatandaş gibi görünüyorlardı. İçerideki görgüsüzlüğe, zevksizliğe, garip uzaylı davranışlarına dair en küçük bir iz bulamadım. Hatta tersine herkes karşısındakine ne kadar kibar, uygar, efendi ve sosyal biri olduğunu ispat etmek için uğraşıyor ya da öyle görünüyor gibiydi.

Başlama gongu çaldı. Kararım karardı ve davasından dönmeyenlerdendim. Üst kata çıktım. İçimden bildiğim her dininin, inancın, kültürün dualarından bildiklerimi ettim, ne olur parçaları rahat rahat dinleyeyim bencilliğinde bireysel isteklerde bulundum. Işıklar söndü, konser kaldığı yerden büyük bir coşkuyla devam etti. Üst kattakiler de aynıydı. Aynı, vatan sevgisini ispat etmek istemek gibiydi. Konsere gelenler musikiye olan aşklarını ispat etmek için sanatçıyla adeta yarışıyorlardı. Ses yukarı çıkar derler. Yetmez gibi şimdi alt kattakilerin ırlanmaları, şarkılara eşlik etmeleri de eklenmişti. Daha fazla dayanamayıp konseri terk ettim. Bir daha hiçbir zaman öyle bir konsere gitmeyeceğimi biliyordum. Yıllar göçmenlerin konser kültürünü mü etkileyip değiştirmişti, yoksa ben mi Alman toplumuna asimile olup halkımızın gerçekliğinden fersah fersah uzaklaştırılmıştım yanıt veremedim. Yerli musiki denilince şimdi aklıma sadece dinlemeyi bilmeyen, şarkıya eşlik etmek zorunluluğu ve borcu varmış gibi davranan, bağırıp çağıran insanlar gelir. Göçmenlerin konsere tam da bunun için gittiklerini öğrenmem birkaç yılımı aldı.

06.11.14

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Emlakçılık faaliyetlerinde yeni düzenlemeler

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, taşınmaz ticaretine ilişkin yönetmelik değişikliğiyle, emlakçılık faaliyetlerinde hizmet kalitesinin artırılmasını, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını ve kayıt dışılığın önlenmesini amaçladıklarını belirterek,...

Patrick Schmeing verlässt die Bonner Bundeskunsthalle

Patrick Schmeing verlässt die Kunst- und Ausstellungshalle der Bundesrepublik Deutschland in Bonn zum 1. April 2021, um als neuer Geschäftsführender Vorstand und Direktor die...

Tiyatro yönetmeni Ayşe Emel Mesci: Kürtçe oynanınca mı sorun oluyor?

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) bünyesinde faaliyet yürüten Teatra Jiyana Nû tarafından Nobel ödüllü yazar Dario Fo’nun eserinden Kürtçeye uyarlanan ‘Bêrû’ isimli oyunun, Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı’nca...

BUND: Beschlüsse des EU-Agrarrats und Europaparlaments zur Zukunft der EU-Agrarpolitik sind enttäuschend

Die heutigen Beschlüsse des EU-Agrarrates und die Ergebnisse der ersten Abstimmungen im Europäischen Parlament von Dienstag Abend zur künftigen Ausrichtung der EU-Agrarpolitik (GAP) kommentiert...