27.8 C
Hamburg
Mittwoch, Juni 16, 2021
StartKulturKinoÖzgürlüğün Rengi (Goodbye Bafana)

Özgürlüğün Rengi (Goodbye Bafana)

Bob Graham ile James Gregory´nin yazdığı ve Bille August´un yönettiği film 2007 yılı yapımı. Irkçılık çağımızın en büyük hastalığı, “Kara Kıta”da örneğin Güney Afrika´da en azından yasalar karşısında az veya çok bir takım eşit hakların alınması, ve siyahların özgür katılımcılığı ANC´nin uzun yıllar verdiği silahlı mücadeleye borçlu. Mandela bir lider, ama liderliğini eşitlik ve özgürlük isteyen hareketinin uzun yıllar boyu izlediği kararlı ve istikrarlı ne istediğini bilen politikaların var ettiği bir insan. Filmde bunun izlerini çok derinden görmek mümkün. Ama filmin ortaya attığı mesaj çok yönlü.

Gardiyan James  küçüklüğünde bir siyah ile arkadaşlık yapmış, yerel bir oyun olan sopalarla dövüşü ve çok az kişinin konuştuğu yöresel dili öğrenmiş, kendisi de beyazda olsa Afrikalı biridir. Belki ırkçı biri olduğunun farkında bile değildir, çünkü herkesin ırkçı olduğu bir ortamda yaptıklarının doğal ve normal olduğunu düşünmektedir. Bir atama sonucu Nelson Mandela´nın esir tutulduğu adaya ailesi ile birlikte gelir ve yerleşir. Özellikle gizli servisin Mandela´nın konuştuğu dili bilmesinden dolayı onun kaldığı cezaevine atanması ve ardından mahkumlardan elde ettiği bilgileri üstlerine rapor etmesi, akabinde terfi ettirilmesi ile karısı mutlu olur.

Gregory çok değil kısa bir süre sonra elde ettiği başarıların insanların ölümlerine sebebiyet vermesinden geçtiğini görür ve bir vicdan hesaplaşmasına girer. Bunda Mendala´yı tanıması, onu gözlemlemesi ve ondan etkilenmesi tabi ki önemli bir rol oynar. Mandela ile kurduğu azçok dostluğa benzer ilişki yakın çevresinde hemen göze batar. Bedeli izole edilmek, aşağılanmak, dıştalanmaktır. Bundan ailesi de epeyce nasibini alır. Kimlikli, kişilikli ve onurlu bir tavır koyar, koşulların dayanılmaz boyutlara gelmesiyle istifa eder.

ANC´nin kararlı ve başarılı mücadelesi ile on yıllardır hapishanede bulunan Mandela´nın koşulları gittikçe iyileşmeye başlar. Gregory´de bundan pay alır, yine Mandela´nın gardiyanı olur. Dostlukları dahası mahkum-gardiyan ilişkileri farklı boyutlara bürünür ve ortaya keyifle izlenecek siyasi içerikli ciddi bir film çıkar. Güney Afrika´nın Mandela´nın o sürecini dünyayı az çok izleyen hemen herkes biliyordur.

Film sayısız dersler dolu. Bir kere demek ki haklı olduğun bir davada silahlardan başka özsavunma seçeneği kalmayan insanların ahlak ve yaşama bakış açıları bazen normalden farklı olabilir. Hak verilmez alınır. İnsan düşmanı da olsa ondan bile sürekli bir şeyler öğrenebileceği gerçeği ile haşır neşirdir. Yaşam sürprizlerle doludur, Mandela barış diye ağzını bile açıp bunun dilenciliğini yapmıyor, tersine bu teklif uluslararası baskı, koşullar, silahlı mücadelenin dayattığı başarıların verdiği yılgınlık ile ırkçı beyazlardan gelmiş, açıkçası barışı dilenmek zorunda kalanlar Mandela´nın hasımları olmuştur. Mahkum hangi koşullar altında olursa olsun insandır, onun da onuru, değerleri vardır, ve o da bunları korumak ve kollamakla yükümlüdür, bu siyasi birinin omuzlarında hele hele onların önderlerinde kat be kat daha büyük ve yüksekdir. Özgürlüğün rengi yoktur, o bütün insanlar için vardır. Dili, dini, müziği, kesintili, kırpıntılı tanımı ve anlamı mevcut değildir. Evrenseldir, insanlığındır, bunu en iyi köleliği yaşamış ama sonra özgürlüğün verdiği ateşin kıvılcımını görmüş, yalamış, yakalamışlar anlar.

2009

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular