ALMANYALILAR

Reşat Nuri Güntekin: Miskinler Tekkesi

Reşat Nuri Güntekin: Miskinler Tekkesi

Romanın adı olmayan kahramanı daha çocukken yaşama dışarıdan bakan, katılımcı olmak yerine gözlemciliği ve seyirciliği miskin bir biçimde içselleştirmiş sıradışı biridir. Diğer çocukların zalim olduğunu gözlemler, kavgadan kaçar, onun yerine diplomasinin dilini kullanmayı seçecek kadar akıllı biridir. En sevdiği oyun dilencilik oyunudur, bir dilenciyi taklit etmektir. Bu oyuna en çok kızıp bağıran yetişkinlerin arasında Sudanlı dadısı Gülfidan gelir. Köklü bir aileden gelen kahramanımızın atalarından Şemsettin Molla ki kendisine padişah sofrasında yemek yemişliği olduğundan Kocabaş Kazasker derlermiş, bu atası ailedeki en önemli dilencidir, padişah dilencisi. Gel gör ki kahramanımız bu atasına bir tek kendi kafasının aynen onun gibi aşırı iriliğiyle değil dilencilik huyunu edinmesiyle de çok benzer. Ya da yazar bunun böyle olması için haddinden fazla zorlar satırlarını. Yani kısa anlatılardan kahramanımızın ailesinin Sultan Mahmut´tan belli padişah yanlısı bir topluluk olduğunu öğreniriz.

miskinler.jpg

Çocuk kahramanımız aynı zamanda anlatıcı, başka boyutlu bir dünyada yaşar. Kahraman olur hayallerinde, kurtarıcı postuna bürünür. Konaklarını civarda çıkan bir yangından dolayı yitirdiklerinden başka bir semtte Cinci Meydanı taraflarında bir konağa taşınırlar. Kahramanımız birden genç bir delikanlı ve dolayısıyla aşık olur. Mesrure´ye olan aşkı vesilesiyle ud çalmayı öğrenir, kızın babası ile ortak ilgileri olan şiir sayesinde ahbablık kurar. Ama Mesrure böylesine koca kafalı biri ile elalemin içerisine nasıl çıkarım diyerek bu aşka önceleri karşılık vermez. Ondan utanmasına rağmen yazar kahramanımız bunu kendisini sevmeye başladığına yoracak kadar kadını tanımaktadır. İnat eder, direnir, becerip başararak ilk aşkı ile mutluluğunu yakalar ama dayısının müdahalesiyle yuvası çabuk dağılır.

Kısa bir süre sonra “Evkafta Sakallı Talât” ile tanışır, çabucak dost olurlar. Roman bu ya padişahcı ailenin üyelerinden olan kahramanımız Meşrutiyet´in ilanı ile padişah dilencisi bir gelenekten geldiğinden dolayı bir de arkadaşı memur Talât yüzünden edindiği yeni çevresi sayesinde Sinop´a sürgüne gönderilir. Cezası bitince yeniden İstanbul´a dönen kahramanımızı arkadaşı Talât karşılar. Geçici işlerde çalışır, önceleri kafasının iriliğinden dolayı reddedildiği askerliğe alınarak Mısır´a yola koyulur. Yolculukta bir levazım katırından aldığı darbe ile askerliğini yazıcı olarak yaptığından, en verimli uzvu olan olan sağ bileğinin birkaç yerinden kırılmasıyla bizim miskin kahraman malûl gazi olarak askerliğe daha yeni başlamışken İstanbul´a geri dönme planları yapmaya başlar. Ve memleketine yürüyerek geri dönmek amacıyla yola koyulur. Gele gele önce Konya´ya bir süre sonrada İzmir´e gelir, kapağı bir hastaneye zor atar. Yolculuğu boyunca karşılaştıkları ilginç olaylar tam bir masallar silsilesidir. Hastanede hiç parası kalmadığı için taburcu edilemeyen kahramanımızı başhekim ölmüş biri hastanın elbiselerini vererek taburcu eder.

Kahramanımız İzmir´in işgalinden dolayı bir tütün deposunda kalır. Bir gün bir caminin önünde beklerken tamamıyle bir tesadüf, dahası hırpani ve eli engelli biri görüntüsü ile ilk gerçek sadakasını alır, hem zevke, hem aşka hem de nihayet sadete gelir. Artık dilenci olmuştur. Kazandığı parayla çevresindekileri de sevindirmeye başlar, Tamaşalık Mahallesi´ne taşınır, kısa sürede çok ama çok parası olur. Birgün bir kadı tarafından kendisine bırakılan en gerçek ve hoşnut olacağı sadakası İsmail’den ve artık rahatsızlık vermeye başlayan yetmez gibi zenginliğinden daha çok pay kapmak isteyen meraklı komşularından kurtulmak için İstanbul’a geri döner. Yeniden İstanbul´a dönen kahramanımızı yine arkadaşı Talât karşılar. İsmail’ den nefret eden kahramanımız onu Darüşşafaka’ya okuması amacıyla kayıt ettirir.

İsmail´in ve miskin kahramanımızın sonu romanın detaylı, derin, o dönemin insanlarını, olaylarını, kurgularını bize sayısız boyutu ile verir. Üstadın usta bir romancı olduğunun ispatı dışında ince ruhlu ve çevresini en ince detayına, renklerine kadar gözlemleyip aktarmada ki başarısına da iyi bir örnektir. Yerli edebiyatda yeteri kadar okunup anlaşılmayan, üzerinde doygun halde konuşulup tartışılmamış romanlardan biridir Miskinler Tekkesi.

2010

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

arzuberk

profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren

seferkatip.wordpress.com/

gelişmenin karanlık yüzü vardır ve yaratmak için yıkmak gereklidir.

MAVİ YOL

Mavi ; gökyüzü kadar sonsuz, deniz kadar huzurlu, bulut kadar özgürdür.

Fas Hakkında

Fas Hakkında genel Bilgiler

Genç İşsizler Platformu

#MezunİşsizBorçlu

Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü

Türkiye'nin İlk Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü | Turkey's First Archery Research Institute

yogikbeslenme

Doğanıza Uygun Yaşama Rehberi

Ulucinar

Gönülden gönüle...

ŞİİR İKİZ

BİZ BİRİZ

Farklı Bakış Açıları!

Farklıyız, Burdayız!

VERİMLİLİK VE BAŞARI STRATEJİLERİ

Başarı Tesadüf Değildir

turuncumtrak

Truncumtrak'ın Dünyasına Hoşgeldin

Damladan, Ummana... Mustafa Murat GÜNGÖR Şiirleri

Merhaba Şiir Yürekli Dostlara/ Damladan, ummana, giden hayat yolculuğumuzda/ Şiir yağmurlarıyla ıslanmaya / hoş geldiniz, yol arkadaşlığı yapmaya ....

Tekin Kayahan

Geniş zamanlarda söylemek istediklerim

Garip Özne

Bir kelimeye, bin anlam yüklenmiyor Sırdaşım...

Haber Kayda Değer

"Çoksesliliği önemser"

Dogrulukcicegininblogu

dogrulukcicegi.com

%d Bloggern gefällt das: