7.9 C
Hamburg
Dienstag, Oktober 27, 2020
Start Kultur Kino New York'da Beş Minare

New York’da Beş Minare

Mahzun Kırmızıgül arayışları olan yerli sinemanın “Beyaz Kürtler”inden. Onun bu farklılığı yaratıcı yanlarını değil engellemek tersine zorlama çok boyutluluğuna yansıyor. “New York’da Beş Minare” muazzam olanaklarla hazırlanmış, yine son filmi gibi ucuz bir propaganda filmi olmaktan öteye gidememiş çok büyük bir ihtimalle senaryosuz çekilmiş binlerce Yeşilçam filmlerinden biri.

Hikaye çok basit, 12 Eylül öncesinde günlerden bir gün biri öldürülür. Siyasi ve ideolojik amaçlarla işlenmiş cinayet kan davasına dönüşmek üzeredir. Katil galiba hacca gider tövbe eder, Hacı Gümüş (Haluk Bilginer) olur ve New York’a yerleşir. Hoşgörülü dindar bir müslümandır. Hadi biz de o hoşgörüyü o denli yiyip inanalım ki bir de Hristiyan bir kadınla evlenir, hem de dindar. Ya Mahzun müslümanlığı anlamamış ya bizim Bitlisliler dini konularda kendini aşıp İslamiyete yeni yorumlar getirmeye çalışmışlar. Kısaca mümin ile kafirin evlenmesi hocaya sorulsa bile caiz değildir lafı duyulur. Yine de Hacı filmin en başarılı ve inandırıcı artistidir demeliyiz.

Polise haber gelir, Amerikan polisinin başarısı Türkiye’ye aktarılır ha bir de film bu ya, gelin alın yahu şu adamı denilir. Görende Batılıları öylesine radikal İslama bulaşmış birini Müslüman bir ülkeye Guantanamo ve dünya kamuoyunun bilmediği gizli cezaevleri varken iade edebileceklerini sanacak kadar izleyiciyi saf zanneder. Bitlisli “Deccal” yakalanmıştır. Gizli ve oldukça şiddet yanlısı radikal İslamcıların liderini almak üzere polisler Fırat Baran (Mahsun Kırmızıgül) ve Acar Aydın (Mustafa Sandal) New York’a gitmek üzere görevlendirilirler.

İkilinin New York maceraları tam bir komedi ama Yeşilçam ve Mahzun Kırmızıgül‚ün sinemacılığı açısından gerçekten de üstün bir başarı, boyut atlama ve tam bir doruktur. Deccal gerçek Deccal değil bizim dindar gariban Hacı’dır. İşlediği cinayetin verdiği vicdan azabıyla yıllarca yaşamış ancak dinde acısını dindirecek teselliyi bulabilmiştir.

Hasılat açısından çok başarılı ama sinema açısından yetersiz ve zayıf kriminal aksiyon film Hacı’nın memlekete getirilmesiyle kırılır. Sonu yuh be dedirtecek kadar hayal kırıklığı doludur. Oldukça yüksek bir ivme ile başlayan film her türlü inandırıcılıktan ve yaratıcı senaryodan yoksun gariban Kürdün ayakta yapamadığı filmi ancak bu kadar olur biçiminde biter. Filmin ismi neden “New York’da Beş Minare”dir bilenler bilmeyenlere söylemelidirler.

2012

 

Vorheriger ArtikelArtistin Mezarı
Nächster ArtikelAslı Erdoğan: Mucizevi Mandarin

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Veranstaltungswirtschaft, Gastronomie- und Tourismuswirtschaft rufen gemeinschaftlich zur Großdemonstration auf

Protestkundgebung am 28. Oktober, fünf nach zwölf in Berlin-Alexanderplatz #OnFire. Unter diesem Motto steht die 2. Großdemonstration der Veranstaltungswirtschaft, zu der das Aktionsbündnis #AlarmstufeRot nun...

Nevşehir Belediyesi´nin „Acil Hayat Butonu“ uygulaması başladı

Nevşehir Belediyesi, yalnız yaşayan hasta, yaşlı ve engelli bireyler için "Acil Hayat Butonu" uygulamasını hayata geçirdi. Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentte bakıma muhtaç...

Der Mannschaftssport bündelt seine Kräfte

Kräfte bündeln und im Schulterschluss die Coronakrise gemeinsam meistern: Am Donnerstag, den 22. Oktober 2020, haben sich erstmals die fünf großen Mannschaftssportverbände und oben...

Artvin’de 1500-2000 yıllık armut ağacı tespit edildi

Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, Artvin'in Şavşat ilçesi Yoncalı köyündeki 1500-2000...