11.9 C
Hamburg
Dienstag, Mai 11, 2021
StartHomeSuların Altındakiler

Suların Altındakiler

Havaların güzel olması, kaç yüzbin yıllık suların altında yatan tarih öncesi kalıntıların zerre kadar umurunda değildi. Dışarıdaki yüzey buz da tutsa, sıcaktan buharlaşsa, rüzgârdan dalgalanıp başı dönerek sarhoş dahi olsa, ne suyun ne hristiyan demokrat Cemil’in, ne demokrat Adil’in, ne yeşil Ayşe’nin, ne AKP’li Halil’in, ne PKK’li Kamil’in, ne kemalist Mümtaz’ın, ne komünist Ragıp’ın, ne de sol partili Kamber’in umurundaydı. NSU cinayetine kurban gidenlerin adlarını kuş geçmez kervan uğramaz bir sokağa vererek cinayetlerin içyüzünü araştırıp aydınlığa kavuşturmak varken, buna da şükür diyerek övünen politikacının mentalitesini kabullenmek, bugünlerde bilgi kirliliği şampiyonluğuyla meşhur basının ilk ve ana görevleri arasındaymış gibiydi.

Serde dedikoculuğunda birinci ligde koşuşturmacasıyla meşhur adı sol, kendisi ne idüğü siyasi anlamda belirsizlerin organize ettiği eğlenceler varken, memleketten gelen haberler, üzmek yerine her halk layık olduğu rejim ve hükümetle yönetilir dedirtecek cinsindendi. İşlerine giderken sabahları ellerinde simit yiyen Almanları görmek bizim göçmenlere ne kadar garip gözükse de yağsız koyun peyniri, rakı ve domatesin bütünleyici özellikleri uzocu Yunanların dışında keşfeden çok azdı. Türkçe bilmeyen tiyatrocular Kürt tiyatrosu yapıyorlar, romandan habersizler Kürt romanını yazıyor, Almanca, Fransızca, Kürtçe dili dışında yazanlara her meydan, platform ve sosyal, asosyal medyada ateş, tükürük ve küfür püskürtüyorlardı.

Elalemi ve milleti di’li geçmiş zamanla tavsire yeltenen kâtip, breh breh diyerek gazetecilere ortak basın kodexi hakkında ahkâm keserken, tetikçi gazeteciler ‚haberini yapmam ha’yı aba altından gösterip keyfine göre muhabir takılıyor, kafasına göre haber yapıyor, her toplantıya, etkinliğe katılanları fişlercesine isim isim sıralayıp fotoğraflandırıyorlardı. Millet böyle istiyormuş, genel mazeretken basın çalışmasının entelektüel bir edim olduğunu herkes unutmuş gibiydi. Tereciye tere satmak ancak ve ancak terecilerin asıl ve ana görevi olabilirdi.

Limanda boy gösteren yolcu vapurlarını ne İzmirlilerinkiyle, ne de İstanbullu emekçilerinliyle kıyaslamak doğru olurdu. Suya sabuna dokunmadan suyun üzerinde kısa ve uzun yolculuklarla işe, eşe, aşka, meşke ve seyahate çıkanların ne dünya umurundaydı, ne de Portekizlilerin vehim futbol yenilgisi. İşidli Müslümanlar Müslüman avına çıkmış, Bandırmalı Kasap Remzi’yi kıskandıracak boyutlarda sakatatçılık yapıp kendi garip inançları adına kol, bacak, kelle kesip, yine o garip inançları adına ona buna tecavüz ederek bilmem hangi gizli servise beleşe hizmet etmenin gururunu youtube’dan dünyaya yayıyorlardı. O garip ve postmodern kıyafetleriyle ilk dönemin inananlarından çok uzaylılara benzerken, en doğrucu ve gerçek inananların kendileri olduğuna yemin billah ediyorlar, ama dünya kamuoyu cık cık cık çekerek seyredip akşam yemekleri öncesi kafa sallamakla yetiniyodu.

Ali hoca evlenip Viyana’yı keşfe, kimine göre fethe, ben diyorum yeni öykü avına çıkmıştı. Şimdiki başbakanla o kadar uğraşma nasihatlarına kulak vermeyince, onunla aynı günde şehre ayak basması göçmen edebiyatı tarihçilerinin gelecekte tutacakları önemli bir not olabilirdi. Mutluluk herkesin hakkıydı, yeni dostluklar ve umutlar da. Bekleyip seyrederken bir yanımız, kimimiz olaylara müdahale etmedikçe ve en önemlisi örgütlenip sularda kabaran dalgalar gibi tehdit unsuru meydana getirmedikçe gizli sara, futbol, televizyon, bilgisayar, facebook ve şeker hastaları gibi her an gidebileceğimizi her daim unutarak yaşıyoruz zannediyorduk. Limandaki suların altında kalanların hiçbir şey umurunda değildi. Ne doğanın diyalektiği, ne zıtların çelişkisi, ne cumhurbaşkanlarının kim olduğu ve olacağı, ne de Avusturyalı siyah saçlı kadın berberin dünyadan habersiz masumiyeti, ne da birkaç gün sonra bizim semtte açılacak İKEA şubesi.

27.06.2014

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular