ALMANYALILAR

Bir Edebiyat Öğretmeninin Dünyası

Cevdet Kudret: Havada Bulut Yok

Cevdet Kudret deyince aklımıza hep edebiyat tarihçisi, eleştirmen bir yazar gelir. Üstadın çok yönlü muazzam derecede üretken bıkmaz tükenmez bir yazın enerjisi olduğunu çoğumuz bilmeyiz. Edebiyat en azından ülkemizde hâlâ solundur, dahası solda hem üretkenliğini hem yaşama ihtiyaçlarını, dahası kendini bulur. Havada Bulut Yok başlı başına bunun kanıtına yetmeli. Yarattığı bu kahramanının solculuğu yazara etmediğini bıraksa dahi Cevdet Kudret edebiyatın onurlu, yiğit, kişilikli ustalarından biridir.

„Havada Bulut Yok“ siyasi içeriği bir yana, yazarın iyi bir romancı olduğuna yetkin bir kanıttır sadece. Yapıt, aslında bir ırmak romanın, nehir romanın ikincisi olarak tasarlanıp yayınlanmış. Süleyman üçlemenin ana kahramanıdır. Süleyman’ın soyadı yoktur, o bir edebiyat öğretmenidir. Süleyman „Sınıf Arkadaşları“, „Havada Bulut Yok“ ve „Karıncayı Tanırsınız“da iyi bir roman nasıl yazılıra dair alınacak dersler vermesinin ötesinde döneme dair düpedüz yakın tanıklık yapar.

bulutyok.jpg

İlk romanda Birinci Dünya Savaşı öncesi ve yılları sözkonusu olmasına rağmen „Havada Bulut Yok“ bize Süleyman’ın yaşamından bir kesit sunarak İkinci Dünya Savaşı yıllarında memleketteki genel görüntüye değin izler sunar. Dönemin diğer ustaları gibidir Kudret, eserde Fakir Baykurt’tan da, Rıfat Ilgaz’dan da, Sabahattin Ali’den de izler görmek mümkün. Nihayetinde yazarın soluduğu hava ortak olunca ortaya eşbenzer anlatıların dökülüp döşenilmesi kaçınılmazlaşabiliyor.

 

Havada Bulut Yok’da Süleyman ömründe ilk defa sadece haritadan tanıdığı Anadolu’ya gidecektir. Ne kadar İstanbulludur kestirmek zor. İstanbul kaygılarından çok kendisinden sonra annesinin nasıl yapacağı, Anadolu’ya gider gitmez eline geçen ilk fırsatta onu da yanına almanın planlarını yaptığını görürüz. Öğretmen olmuş, tayini Kayseri’de bir liseye çıkmıştır. Anası ile Haydarpaşa’da vedalaşıp görev yapacağı liseye gelir. Kayseri o zamanlar küçük bir il olduğundan olsa gerek herkes birbirini tanır. Kiçikapı’nın daha o zamanlar meşhur olduğunu bilmek açıkçası mahallenin edebiyata girmesi galiba solcu Kayserlileri sevindirmeli.

Romana başka kahramanlar girmeye başlar. Onuncu sınıf öğrencilerinden kırk tanesine ders vermeye başlayan Süleyman daha ilk günden çocuklara kurallar değil, kitapları, ustaların eserlerini okutmayı kafasına koyar. Lise, kahve, ev, Ömer Fethi, Basri Bulut’luk dünyasında Basri hastanelik olunca onun yoksul ailesine yardımcı olabilmek için müdürden öğrenci yemeğinden bu aileye yardım edilmesini ister. Sonuç alamayıncada iki arkadaşının kişisel özverileriyle aileye yardım konusunda başlangıç yapar. Kişisel özveriler imece bir yaygınlığa dönüşür mevcut diğer başka ortak sorunlar hep beraber çözülmeye, eksiklikler giderilmeye çalışılır. Yine de Süleyman bir örgütçü değildir, o bir edebiyat öğretmenidir. Yazarın siyaset-edebiyat ilişkisine kabul görür bir göndermedir ortaya çıkardığı bu eser.

Süleyman roman boyunca benzer birçok yenilikleri, ilkleri, dayanışmayı, kollektifizmin gücünü ve yaratıcılığını sergiler. Değinildiği gibi sorunlar, problemler kaynağından ortakça, hep beraber çözülür. Artık birlikten kuvvet doğar gerçek hayata uyarlanmıştır bile. Süleyman çok sürmez göze batar, hakkında komünist olduğuna dair suçlamalar ve ihbarlarda bulunulur. İlgili yerlerden görevliler gelir ve bir müfettiş eşliğinde yapılan bir soruşturma sonucu mesleği elinden alınarak görevden uzaklaştırılır. Eser tam bir yurdum yazarı klasiğidir.

11.05.2011

Bir Edebiyat Öğretmenin Dünyası – Süleyman Deveci

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: