11.8 C
Hamburg
Montag, Oktober 19, 2020
Start Kultur Kino Ejder Kapanı

Ejder Kapanı

Kubilay Tat´ın senaryosunu yazdığı Ejder Kapanı, bu film heyecanlı bir filmdir ha diye gözükmesi için özellikle seçilmiş klasik bir çatışma ortamıyla başlar. Askerler gerillalara saldırır, karşılıklı acımasızca birbirlerini öldürürler. Ölüm makinasi bir tanesi, bir er, en son anda yüzündeki poşisi düşüp genç bir kadın olduğu ortaya çıkan birine asilce davranarak kaçması için yardım eder. Bu ölüm makinesi asker gazi Ensar (Nejat İşler)´dir, görevi biter evine döner, on iki yaşındaki kız kardeşinin tecavüze uğradığını ve sonrada tedavi gördüğü akıl hastanesinde intihar ettiğini öğrenir. Olur mu bizim ölüm makinesi bu sefer intikam makinesi.

Olayların mekanı İstanbul´da böylece birbiri ardı sıra cinayetler işlenmeye başlar. Seri bir katil ha bire daha önce çocuklara tecavüzden ceza almış ve genel bir afla serbest bırakılmış kayıtlı sübyancıları bugünkü adı ile pedofilleri öldürmektedir. Hem de nasıl bir öldürme, iri bir kertenkeleye ısırtıp, işkence edip bunları birde filme çekip polise gönderecek kadar işinden ve kendinden emin bir profesyonellikle. Bizim sempatik seri katil birden toplumun dili olur ve halkımız onunla da gurur duymaya başlar. Ben de dahil.

Cinayetlere amir Çerkez Abbo (Uğur Yücel) cinayet masası şefi olsa gerek, Akrep namlı dedektif Celo (Kenan İmirzalıoğlu) bir de stajyer polis memuresi Ezo (Berrak Tüzünataç) bakmaktadır. Abbas aslında emekliliğine bir ay kaldığından bu işe bulaşmak istemez. Bir pavyonda şarkıcılık yapan aynı gençliğinde Beyoğlu´nda devrimcilik oynayıp akşamları pavyonlarda takıldığı kadınlardan biri gibi olan, Cavidan (Ceyda Düvenci)´la beraberdir. Oyunun tek inandırıcı ve hatta en iyi oyuncusu bu bayan, anne olmak isteyen ama çocuğu olmayan biri rolünü çok başarılı oynar. Amirinin ve Celo´nun dayatmaları ile Çerkez Abbas artık mecbur kalır ve olayların üzerine gitmeye başlar. Zira seri katil artık gönderdeki bayrağı indirip tecavüzcüyü asmaktadır. Yani olay hükümet düşürecek boyutlardadır.

İmirzalıoğlu Akrep Celo dost acı söyler misali, iyi ve usta bir oyuncu değildir, fiziği dışında maalesef bir yetenek olmadığını bu filmi ile de kanıtlamıştır. Filmin sinema tekniğinin son ustalıklarından yararlanması, heyecanlı ve sürükleyici bir ritmin saygın bir ustalıkla tutturulması filmi kurtarmaya yetmemiştir. Zira film baştan kokmaktadır. Uğur Yücel çaktırmadan bize mesaj vermektedir. Polisin suçlulara karsı nasıl davrandığını yerli halkımız pek bilmese de ki bu da yalan bir tezdir onlarda bilir, uluslararası insan hakları mahkemeleri yüzlerce defa verdiği kararlarla polisleri yüzünden Türkiye´yi defalarca para cezasına çarptırmıştır. Yani polisleri işkencecidir, insan haklarına saygısı ve ortak insanlıkça alınan kararları uygulama gibi bir geleneği ve niyeti yoktur, bu tescilli ve uluslararası saygın kuruluşlarca ispatlı, hatta tarihi kayıtlara geçmiş utanç veren bir realitedir. Bu satırların yazılmasından en son bir hafta önce Kuşadası´nda bir genci devletin bu kolluk kuvveti yargılamadan keyfi öldürüp çevreye de gözdağı vermiştir, kimseye haber vermeyin ha diyerek. Şükür artık Türkiye´de basın var ve önemli bir kesimi namusluca işini yapmayı öğrendi epeydir (!).

Uğur Yücel aynen edebiyatta Ahmet Ümit´in yaptığı yanlışa düşüp polisi cici ve şirin göstermek için sanatını, kalemini, kamerasını bilerek veya bilmeden satmıştır. Hem de üç beş kuruş için. Ne büyük bir ayıp. 2010 yılının başında vizyona giren bu film aydınımızın ve sinemamızın yüz karasıdır. Çünkü vatandaşına işkence eden, sicili tüm Türkiye´ce bilindigi gibi, milletin evlatlarını gözaltında öldüren, kaybeden, faili meçhule, yargısız infaza layık gören, rüşvet alan, yağma ve talanda irili ufaklı rol oynayan polise eleştirel bakamamaktadır.

Eee ne yapacağız peki, polisi inkar mı edeceğiz, bağrımıza basamayacak mıyız, onlar hakkında iyi şeyler kayıt edemeyecek miyiz, filmlerini çekip romanlarını utanıp sıkılmadan yazamayacak mıyız? İyimser olmakta yarar var, artık darbeci generallere kuş uçurtmayan ama gerçektende gurur duyulacak polislerin de olacağını hep beraber göreceğiz. Devletin değil bireyin kutsallığını kavrayan, zoru, dayağı, işkenceyi değil de teknolojiyi, yasaları, paragrafları daha iyi bilen, tanıyan ve uygulayan bir geleneğin ortaya çıkacağını, eski mantığın toplumu ve on yıllardır egemen olduğu bürokrasiyi terk etmesi zamanla ortaya çıkacaktır. Ben şahıs olarak geleceğin Türkiye´sine ve polisine inanıyorum. Ama böylesi yalancı ve yapay, uyduruk filmlerle değil.

2010

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

UNO, doğa dostu yeni „akıllı ambalaj teknolojisini“ tanıttı

UNO Üst Yönetici (CEO) Vekili Evin Pehlivanlı, "UNO olarak doğanın korunmasına verdiğimiz desteği yüzde 100 bio çözünür akıllı ambalaj teknolojimiz sayesinde artırmaktan mutluluk duyuyoruz....

EU finanziert Projekte zur grenzüberschreitenden Medienzusammenarbeit

Das von der EU mit 1,2 Mio. Euro geförderte Projekt Stars4Media hat gestern (Mittwoch) 21 Initiativen ausgewählt, die die grenzüberschreitende Medienzusammenarbeit verbessern sollen. An...

Hamburg Riskli Bölge İlan Edildi

ALMANYALILAR - Her gün artan yeni enfeksion rakamlarına göre, haftalık değer oranı her 100 bin kişiden yüzde 50,6 yı bulunca, Hamburg bugünden itibaren...

Uğur Okulları fidan dikme projesi gerçekleştirildi

Gelecek nesillere daha yeşil bir dünya bırakmak hedefiyle yola çıkan Uğur Okulları, fidan dikme projesi gerçekleştirdi. Uğur Okulları'ndan yapılan açıklamaya göre, orman yangınlarının ardından gelecek...