30.2 C
Hamburg
Donnerstag, August 13, 2020
Start News Yazar Süleyman Deveci ile Söyleşi

Yazar Süleyman Deveci ile Söyleşi

Yazar Süleyman Deveci ile Söyleşi

Pirtûk û Weje Hamburglu Yazar Süleyman Deveci ile bir dizi söyleşilerimizin ilkini gerçekleştirdi. Deveci iki dilli bir yazar. Daha çok göçmenler ve Kürt tarihi hakkında yazıyor. Üçü Almanca, altısı Türkçe olmak üzere birçok eser vermiş üretken bir kalem. Onunla başlattığımız ilk yazılı söyleşimiz:

1.jpg

Pirtûk û Weje: Kısaca eserlerinizi ve kendinizi tanıtır mısınız?

Süleyman Deveci: Beni tanımak isteyenler eserlerime bakabilirler. İnsanın kendisini anlatması pek o kadar kolay değil. Yazarlık biraz da bu ihtiyaçtan kaynaklanan bir uğraşı. İnsan kendisini anlatamadığı için sanata, yazıya, resime yöneliyor. Almanca ve Türkçe yazan bir kâtibim. Edebiyatı seven, yazmaktan çok okuyan biriyim diye kendimi tanımlayabilirim.

Eserlerim Almanca olarak Menschen aus der Geschichte der Kurden, Tod in der Luxuspassage, Saladin der Kurde. Daha çok araştırma inceleme ve biri roman. Türkçe olarak ise genelde öykülerim ve bir de roman yayımladım. Hamburg´dan Esintiler, Hamburg´da Yalnızlık, Hamburg´da Hayat, Hamburg´da Aşk Başkadır, Hamburg´da Edebiyat ve son olarak da Yak Gitsin.

Pirtûk û Weje: Biri size edebi anlayışınızı sorsa nasıl yanıtlardınız?

Edebiyat ilk insanlar kadar eski. Kendini, yaşadıklarını, şahit olduklarını veya arzuladıklarını, hayalini kurduklarını anlatma, ifade edebilme edimi. Bu anlamda benim edebiyat anlayışım da o kadar farklı değil. Biraz zamanın tanığı olmak, biraz düşlerimizden daha iyi ve güzel dünyalar yaratmak, biraz bizden önce anlatılanlara yeni katkılarda bulunmak. Kısaca hayatı ve çevremizi güzelleştirmek diyebilirim.

Pirtûk û Weje: Kurgu mu ilk tercihiniz yoksa daha çok toplumsal gerçekçilik mi ağır basıyor?

Her ikisinden de biraz demek daha dürüstçe olacak. Her şeyden önce gerçekçi de olsanız anlatınızı iyi bir kurguya oturtmak zorundasınız. Kahramanlarınız derinlemesine ikna ve inandırıcılıktan uzaksa eğer, hayatın gerçekliğine yabancıysa ne ve nasıl yazarsanız yazın çuvallarsınız. Öyle ilk veya son tercihim gibi bir kaygım yok doğrusu. İçimden geldiği gibi yazıyorum öykülerimi. Son rötuşlar ve şekil en son düzeltmelerde kendisini gösteriyor. Bizim toplumumuzda toplumsal gerçekçilikten uzak yazarın sesini duyurma şansı sıfırın altındadır. Hiç Kürt krimi romanı ya da casusluk romanı, fantastik yapıtları diye bir şey duydunuz mu? O aşamalara doğru çalakalem hızla yol alıyoruz.

Pirtûk û Weje: Kürt siyasetinin Kürt edebiyatı üzerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Edebiyatımızı şekillendirdiklerini, sayısız ana ve yan ögelerle etkilediklerini, yönlendirdiklerini, ilham verdiklerini, çok yönlü etkileşimlerle bazen de yol gösterdiklerini düşünüyorum. Bizlere tepeden bakıyorlar, çoğu zamanda dostluktan uzak düşmanca bile denilebilir. Kendileri gibi aktivist olmamızı bekliyorlar. Eşyanın tabiatı gibi bir olay. Edebiyatın onlara da lazım olduğu ortada. Tıkandıkları anda yollarını ancak kültür ve sanatla, bunların içerisinde en çok edebiyatla, kitapla aşabildikleri biliniyor. Siyaseti dışlayan bir edebiyatın var olamayacağına inanıyorum. Yalnız sanatçı dalkavuk değil eleştirel olmak zorundadır. O yüzden olsa gerek, siyasiler edebiyatçıyı pek sevmezler. Edebiyata sadece genel propaganda ve ajitasyon platformu gibi yaklaşmaları çok ilkel. Bir komiser çavuşun dudakları arasındadır yapıtların satılıp satılmaması. Yine de bu gerçek edebiyatçıyı küstürse de etkilemez. O doğru bildiği yolunda yalnız giden, tarihle söyleşen biridir. Günübirlik siyasetin değişken rüzgârına pek kapılmaz. Yine de ikisinin birbirinden ayrılması, ayrı tutulması olmazsa olmaz bir kural. İki farklı yaşama biçimi, dünya yorumu, felsefi duruş denilebilir.

2.jpg

Pirtûk û Weje: Kürt romanı sizce var mı? Varsa birkaç örnek verebilir misiniz? Yoksa sizce bunun nedenleri neler?

Tabi ki var. Olmaz olur mu? Bazı isimleri verip diğerlerini vermemek yanlış olur. Nice değerli kalem mevcut. Ha öyle pek ses getirmeyebilir. Türkiye pazarında hak ettiği okuru pek bulamayabilir. Ama bu daha çok ırkçı, ayrımcı, yayınevi, dağıtımcı, okur yani egemen edebiyat dünyasında olup bitenlerle ilgili bir vaka. Kürdün ismine dahi tahammül edemeyenler edebiyatına, kitabına, yazarına söz hakkı verir mi, tanınsınlar, okunsunlar isterler mi sanıyorsunuz? Tanıtım yok veya doyurucu değil diye roman yoktur diyemeyiz. Türkçe’nin dışında Kürtçe, Almanca yazan bir sürü romancı tanıyorum ben.

Pirtûk û Weje: Kürt öykücülüğü denilince aklınıza ilk ne geliyor?

Kürtçe yazılanlar hakkında maalesef ciddi bir değerlendirme yapamayacağım. Kürtçeye okuyabilecek kadar egemen değilim. Ama Türkçe yazılanlar arasında çok ciddi anlamda oldukça yüksek seviyede öykücülerimizin olduğuna, sayısız seviyeli yapıtlar ürettiklerine inanıyorum. Her geçen yıl yeni yazarlar ve eserleriyle bu kervanın daha da büyüyüp geliştiği, serpildiği ortada. Bende umut, heyecan, neşe ve sevinç çağrıştırıyor. Kürt toplumunun çoğulcu yanını, hümanizmini, saflığını ve kurnazlığını, diğer halklardan pek o kadar da farklı olmadığını ben öykülerde buluyorum. Aynen bizi yansıtıyorlar. Dünyanın dört bir yanına dağılmış bir halk ve öylesine evrensel düzeyde ürünler.

Pirtûk û Weje: Kürt edebiyatının handikapları?

Okurun kitapla olan bağı maalesef çok zayıf. Bir siyasi dalga veya emir geliyor, kitaplar yok satıyor. Henüz oturmuş ciddi eleştirel yapılar yok. Yayınevleri var ama dağıtım ağı zayıf. Bunların bile yazara ambargo koyması, görmezden gelmesi insanı kahrediyor. Ama Kürdün doğası demokrasiye uzak, daha yeni yeni öğreniyor. Dört bir yandan kuşatılmışlıkta bu işlere gönül verenler aslında mucizeler yaratıyorlar. Sancılı bir süreç ama gelecekten iyimserlik duymak için sayısız haklı neden söz konusu. Edebiyatımız ne kadar çoğulcu ve özgürlükçü olursa geleceğin toplumunun da öyle olacağına inanıyorum. Her türlü tekçiliğin en azından edebiyatımızda kalıcı yer edinebileceğine ihtimal vermiyorum.

Değinmeden geçemeyeceğim bir de sadece Kürtçe yazılanları Kürt edebiyatına mal eden sığ, muhafazakâr, biraz da yobaz bir anlayış genel piyasaya egemen gibi geliyor. Dünyanın dört bir yanına dağılmış Kürtlerin farklı dillerde verdikleri yapıtları bu edebiyata mal etmemek büyük eksiklik ve hata. James Joyce tek kelime İrlandaca (Gallce) bilmezdi veya yazmadı, sadece İngilizce yazdı. Onu İrlanda edebiyatından soyut kim düşünebilir? Dünya romanının gidişatını etkileyip değiştirmiş biridir. Edebiyatta darlık yok. Salt bir doğru yok. En büyük engel tabi ki eleştirinin, eleştirmenin olmaması.

Pirtûk û Weje: Kürt edebiyatında eleştiri nasıl olmalı?

Başka edebiyatlarda nasıl oluyorsa öyle olmalı. Şahsi anlayışıma göre her eleştiri hem övgüyü hem de yergiyi kapsamalı. Ki ancak o zaman her yazara, üretene, emeğine hak ettiği biçimiyle değer verilmiş olunsun. Yersiz övgüler kimseye bir şey kazandırmaz. Öyle şeyler bekleyen yazarlar ancak ahmaklar olabilir. Haksız yere küfür ve hakaret eleştirmenini küçük düşürmekten başka bir şeye yaramaz. Hatır gönül için kitap tanıtım yazıları yapanlara buna da şükür demek aptalca. Eleştiriyi bu işlerden anlayanlar, kültürel alt yapısı olanlar, zengin bir dünya görüşü, entelektüel donanıma sahip olanlar yapabilir. Böylesi şahısların önü açılmalı diye düşünüyorum. Mevcut eleştiri dünyasına dahil olunarak ileri adımlar atılır, tekerleği yeniden bulduğunu sanarak değil.

Pirtûk û Weje: Kürt yazarının en büyük sorunu sizce nedir?

Kendisine telif verebilecek bir yayınevinin olmaması. Birkaç bin sağlam okurunun olmaması. Ciddiye alınabilecek platformlardan yoksun olması. Edebiyat evlerinin, kültür ve sanat yerleşkelerinin olmaması büyük eksiklik. Bir yazar yazdıklarıyla geçimini karşılayamıyorsa bu o toplumun ayıbı ve zihinsel fakirliğinin hangi seviyede olduğunun kanıtıdır. Geçimini sağlayabilmek için başka gereksiz uğraşılara o zamanı ayırmasa, dahası onca zamanı eserine ayırsa kim bilir nasıl bir zenginlik ortaya çıkar. Ama bizim gibi ülkelerin genel tablosu bu. Kitap, yazmak, okumak boş ve anlamsız uğraşılar diye bir kültür oluşmuş. Bunun yıkılması çok zor. Ama diğer yandan bu olumsuz, çetin ve zor koşulların yazarı bileyip çelikleştirdiği de ortada. İnadına, hayatta kalmak için, yıkılmamak için daha çok yazıya sarılanlarımız da var.

Pirtûk û Weje: Yazarlar arasında nasıl bir dayanışma olmalı?

Yıllardır benim gözlemlediğim ilkel, basit ve vahşi bir kıskançlığın olması. Aslında başka uluslardan yazarlar da o kadar farklı değil. Yazarlığı derin olanlar ise tersine davranıyor. Daha çok edebiyatın, sanatın, kültürün gelişmesi ve yer etmesi için uğraşıyorlar. Zira ortadaki mevcut okur kitlesi, çapı, hudutları malum. Kesinlikle her yazar bir başka yazarın yapıtını okuyup anlatabilecek, yani onun bir veya birçok yapıtını tanıtabilecek kadar olgun düzeyde. Ama yapmıyor. Boş ve anlamsız bir kibir. Bir hiçken kendisini dev aynasında görenlerimiz bile var.

Yazarın yapıtlarını tanıtmaktan daha iyi başka ne gibi dayanışma olur bilemiyorum. Ona kendisini tanıtabileceği platformlar sunmak, Pirtûk û Weje gibi sayfalarda seviyeli yaklaşmak bir şans. Yazarlar hoşlarına giden, beğendikleri yapıtları bal gibi de tanıtabilirler. Hiç bir platform yoksa sosyal medya diye bir yer var. Sayısız okur buralarda cirit atıyor küçümsememek gerek. Başka da insan bir yazardan daha iyi eserler yazması dışında sahi ne bekler bilmiyorum.

Pirtûk û Weje: Bu güzel sohbetiniz için teşekkür ederiz.

20.07.2016

Yazarın eserlerinin tanıtıldığı sayfa:

https://booksofsdeveci.wordpress.com/

Kaynak: https://pirtukweje.wordpress.com/2016/07/21/yazar-sueleyman-deveci-ile-soeylesi/

 

Vorheriger ArtikelÖykü: St. Patrick Günü´nde Cinayet
Nächster ArtikelSoul Kitchen
- Advertisment -

Most Popular

Aydın’da sezonun ilk kuru inciri borsaya geldi

Türkiye'nin yanı sıra dünya genelinde de kuru incirin en önemli üretim merkezi konumundaki Aydın'da, sezonun ilk ürünü borsaya geldi. Aydın Ticaret Borsasında düzenlenen ilk ürün...

EU-Wettbewerbshüter genehmigen deutsche Beihilfen für Flughäfen und Schienengüterverkehr

Die Europäische Kommission hat zwei deutsche Beihilferegelungen genehmigt, mit denen Deutschland seine Flughäfen in der Coronakrise unterstützen und Innovationen im Schienengüterverkehr fördern will. „In...

Schneider Electric’ten „Dijital Otel Çözümleri“ eğitimi

Schneider Electric'in Learning Series kapsamında düzenlediği "Dijital Otel Çözümleri ve Otellerde EcoStruxure Mimarisi" online seminerinde EcoXpertlere ve son kullanıcılarına otel segment çözümleri hakkında eğitim verildi. Schneider Electric'ten yapılan...

Ayvalık’ta „Plastik Aşklar“ tiyatro oyunu sahnelendi

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde "Plastik Aşklar" isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Ayvalık Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilenen oyunda tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, aynı zamanda yönetmen ve yapımcı Oya...
%d Bloggern gefällt das: