ALMANYALILAR

Eleştirinin Gerekliliği

Eleştirinin Gerekliliği

Eleştiriyi sevmememizin en önemli nedeni onu salt yergi olarak anlamamızdan kaynaklanır. Bunun siyasi kültürden alınma boş bir safsata olduğunu söylemek yanlış olmaz. Genel tanımlaması içerisinde eleştirinin yergi ile hemen aynı seviyede övgü de içermesi genel ilke olmak zorundadır. Yanicesi eleştiri denilince ilk akla gelen hem övgü hem de yergi olarak anlaşılması gerekliliğidir. En olumlusu tabi dengenin eşit olması ilkesinin uygulanmasıdır. Eleştirinin gücü dalga kıran olmaktan tutalım, avangardist bir içerikle yüklü olmasının yanısıra, etliye sütlüye dokunmayan, tatlı su dokundurmaları olarak da karşımıza çıkabilir. Hatta eleştiri dünyasında dalkavuk boyutlarında yalaka yaltakçı yazıların varlığına da denk gelinmiştir.

Edebiyatımızın köklü, kalıcı, saygın ve resmi görüşlere alternatif eleştirmenler çıkartamamasının ana nedenleri arasında ülkemiz aydınlarının özgür ruh ve düşünce anlayışına uzak ve mesafeli olmalarını söylemek umarım bir küfür olarak anlaşılmaz. Nasıl uzun yıllar boyunca hapislerde yatan şairler, öykücüler, romancılar bir karşı duruş, farklı bir estetik anlayış, toplumcu, muhalif bir gelenek yaratmışlarsa aynısını eleştirmenler tayfasında bulamamak bu tespitin kanıtı olmaya yeter de artar bile. İktidar ile aynı düşünen biri, sisteme ve gidişata alternatif fikirler üretemeyen birileri eleştirmen olamaz. Gücünün farkına varmayan eleştirmen kendisine inanmayan ve güvenmeyen eleştirmendir. Neden bizden kendilerine inanmamızı beklerler, bu da sorgulanmalıdır. Yarattıkları kültür ortada. Yani eleştirmenlere de eleştirel yaklaşmak zorundayız.

lc.jpg

Eleştirmenlerin heykeli dikilmez. Bu onların doğruyu söyledikleri için sevilmedikleri anlamına gelir. Bizde sevilmeyen eleştirmen olmadığına göre eleştirmen yok demektir. Yayıneviniz yoksa eleştirmeninizin olmaması da doğaldır. Her türlü özgürlüğe açık bir yayınevi ismi var mı ülkemiz yayın tarihinde. Değil on, yirmi, yüz, tek bir yayınevi göstermek neredeyse olanaksız. Kâr, kazanç, teşvik ve yasaklarla çelişmeme kaygısı hem yazar hem de eleştirmen çıkarmamakta en büyük engellerden biridir. Yayıneviniz yoksa özgür irade üzerinde yükselen eleştirmeninizde yok demektir.

Bir ülke düşünün uluslararası arenada ismi sayılabilecek tek bir eleştirmeni olmasın. Eleştiri yazıları okunmuyorsa eğer suç eleştirmenlerin olduğu kadar orada kültür ve sanat politikaları yapan zavallı fikir fukaralarını da görmek gerek. İktidara dalkavukluk yapmak için binbir cambazlık yaparak sadece enseyi kalınlaştırabilir, göbeği büyütebilirsiniz, ama edebiyatın, kitabın sevilmesini, kök salmasını, okur oranını yüzde onlara çıkartmak istiyorsanız kesenin ağzını açmasanız bile özgür düşünceye kapılarınızı açmak zorundasınız.

İşte tam da bu yüzden bizim gibi toplumlarda her yazar aynı zamanda eleştiriye de yakın olmak, eleştiride bulunmak, onun geliştirilmesi için düşünce ve yazı üretmek zorundadır. Bu çürük geleneğin yıkılması dışarıdan etkiler, devletin müdahalesi, uyduruk yabancı kültürlerin müdahalesiyle olanak dahilinde değildir. Çözüm içten gelen, toplu bir yazarlar atılımı ve katılımıyla ancak gerçekleşebilir. Buna ancak her türlü özgürlüğü en azından zihinsel anlamda yakalayanlar yaklaşabilirler veya sıcak bakarlar.

Eleştiriyi bırakalım, eleştirilmeyi bile sevmeyen birinden değil eleştiri dünyasına, yazarlık, edebiyat dünyasına dahi zerre kadar bir fayda gelmez. Okuduğunu anlamayan, anladıklarını anlatamayan birisinin iyi bir anlatıcı olacağını söylemek oldukça abartılı bir söylemdir. Eleştiriyi salt edebiyatçıların ihtiyacı gibi anlamak da yanlıştır. Gazetecilerin, tiyatrocuların, radyocuların, reklamcıların, hatta devrimden önce veya sonra devrimcilerin bile kendilerini geliştirmek istiyorlarsa, farklı bakış açılarını da dinlemeleri, eleştiriye olumlu yaklaşmaları yine kendi yararlarınadır. Bunun olgunlukla, esneklikle değil, olması gereken doğal zorunluluklarla ilgisi vardır.

Eğer gelişmek ve geliştirmek istiyorsak eleştiriden korkmayalım. Kapılarımızı açalım, onu sevelim, sevdirelim derim.

17.03.2013

http://www.avrupa-postasi.com/elestirinin-gerekliligi-makale,287.html

https://pirtukweje.wordpress.com/2017/05/23/sueleyman-deveci-elestirinin-gerekliligi/

 

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

Mumdanadam

İçinizden biri

1 Kedi Uykusu

Seyahat, sağlık, şekersiz lezzetler ve dahası..

Benden geriye kalanlar

şiir,hikaye,deneme...

etik mi?

Başka ve Daha İyi Bir Moda Mümkün

boğaçhan dündaralp

basılı ve dijital medya arşivi “Düşünülen, yazılan, konuşulan, tartışılan, paylaşılan, yayınlanan, yayınlanmayan... mimarlık bilgimizin alanını genişletmek için kullandığımız, biriktirdiğimiz konuları içeren bu medya arşivini elimizin altında olsun, kolay ulaşabilelim ve yeniden paylaşabilelim isteği ile bu mekanda bir araya getiriyoruz.”

Derin Ben

Meditasyon ve Zihin, Denge ve Nefes

Farklipencereler

Biraz oradan, biraz buradan

Serkan Dinç

Kişisel Blog Sitesi

HISSEMUTFAGI

Borsa,Hisse,Yorum,Grafik,Eğitim,stock market,exchange,Hisse Senedi Teknik Analizleri Nasıl Yapılır, Borsa Grafikleri Nasıl Yorumlanır, Borsa Analizi Nasıl Yapılır, Hisse Senedi Grafiği Nasıl Yorumlanır, Bolinger Bandı,hissemutfagi,Borsa Eğitim Videoları,Borsa Eğitim,IBB,İSTANBUL,İMAMOĞLU

Türkçe Malumatlar

Gerçek Bilginin Adresi Zihin Açıcı Site

birfotoğraföyküsü

hayatta öyküsü olmayan tek bir fotoğraf yoktur!

Y Nesil Avukat

X kuşaklarıyla dolu bir dünyada Y nesli olarak hayatta kalmak

arzuberk

profesyonel, pozitif, tutkulu, hoşgörülü, farkındalığı yüksek, motive eden, ilham alan & veren

seferkatip.wordpress.com/

gelişmenin karanlık yüzü vardır ve yaratmak için yıkmak gereklidir.

%d Bloggern gefällt das: