11.1 C
Hamburg
Montag, September 28, 2020
Start Bücher Feridun Zaimoğlu: Aşk Yanığı

Feridun Zaimoğlu: Aşk Yanığı

“Aşk Yanığı” 2008 yılında yayınlanan önemli göçmen kökenli Alman yazar Feridun Zaimoğlu’nun aşk romanı. İki yıl sonra Türkçeye çevrilen eserin adı dışında her şeyi güzel. Siz hiç aşk yanığı diye bir şey duydunuz mu? Aşk ateşi gibi çok güçlü bir söylemi olan bir başlıkla çevirmek varken. Aşk yanığına merhem çalarsınız geçer ama aşkın ateşi sönmeyebilir, daha derinden ve güçlüdür. Demek ki adından da anlaşılacağı gibi adı geçen tutkulu aşk, kara mı kara bir sevda değil adı geçen. Modern bir aşk hikayesini anlatan roman günümüz üst kültürünün doğal yansımalarıyla süslü sayısız ögeyle yüklü. Kafkaist izler taşıyan romanın özellikle otobüs kazası sonrası hastanede karşılaşılan ilginç tiplemelerle, Rıfat Ilgaz’ın “Pijamalılar”ını hatırlatır.

Çalışma derdi olmayan, otuzsekiz yaşındaki evde kalmış (belki bilinçi seçilmiş bir yaşam tarzı bilemiyoruz), geçim sorunu, ekmek derdi, yarın kaygısı olmayan bir züppe, borsadan para kazandığını öğreniriz, snob yaşayan hemşerimiz, aile arası bir miras meselesi yüzünden kalkar Kiel’den Ankara’ya oradan da işini hallettikten sonra Almanya’ya dönmeden önce dinlenmek amacıyla birkaç günlük planla Ege’ye gider. Yolda şoförün dikkatsizliği kazaya yol açar. Kiel’li kahramanımız Davud, ki Almancı olduktan sonra u’yu i yapıp David’leşmiştir iki dünya arasında hayatın anlamını çözdüğünü sanıp dolanıp dururken Nienburglu Tyra’nın kendisine su vermesiyle, ilk yardıma denk gelen katkısıyla kadına aşık olur. Zaten öylesi koşullar arasında ölüm kalım, millet can derdindeyken, ki epey yolcu ölmmüştür kazada, kalp, uçkur gibi konulara kafa yormak ancak yurdum insanında karşılaşılabilecek bir özgünlüktür.

Ana figür Davud Tyra’ya vurulur. Almanya’ya döner dönmez kadının peşine takılır, aşkı kendisini kavurup durmaktadır. Arkadaşı Gabriel yardımcı olur yer yer. Yanmıştır ama daha kül olmamıştır. Usta anlatıcı Zaimoğlu günümüzün kadını ve erkeğini garip tiplemelerle yansıtmaya çalışır, olay yerindeki yüzük, toka ve arabanın plakasının katkılarıyla kahramanımız becerip Tyra’yı bulur hatta onunla bir gece beraber dahi olur. Tyra evli çocuklu olduğunu, peşini bırakmasını istese de hafiye Davud pardon David onu Prag’da, Jarmina’nın turistlere rehberlik yaptığı Prag’da bulur.

Arabesk bir film düşünün, karşılıksız bir aşk, pes etmeyen bir bencil. Ama güçlü detaylarla güzel ve ustaca süslenip cilalanmış yarı batılı bir erkek aşkı. Aslında adamın cesareti var, aşkını yaşamak için uğraşıyor, dayak bile yiyor hatta kerhanelere bile düşüyor, biz ne kadar beğenelim veya eleştirelim. Aşkına kavuşmak için nelerle karşılaşmayı göze alıyor, kendisine rehberlik eden Jarmila’nın yardımıyla Prag’da, arkasında bir başka kırık kalp bırakarak, sonra da Viyana’da Tyra’nın kalbini ele geçirmeye çalışıyor ama….

Aşk, sayısız arayış, gezerken dahi içsel yapılan sayısız yolculuklar, hayata anlam bulmaya çalışma çabaları, yerinde ve zamanında yapılan hicivler, eleştirel değerlendirmeler, anlatının ritminde olmayan düşüşler, sürekli artan ve sürükleyen bir tempo, acaba kavuşacaklar mı, Davud’un yanığı iyileşecek mi, yoksa aşk ateşi harlanıp adamcağız daha da mı yanacak gibi ölçülü ve ayarlı sunulan, güçlü modern edebiyat anlatısıyla buram buram dolu roman eseri okunulur kılar.

Modern bir romanda, romantizmi yakalamaya çalışmak ister yazar. Yarı yarıya da bunu başarır. Ama Almancı gerçeğine dalındığında kimselerin ağzının tadını bozmak istemem roman kocaman bir fasa fisodur. Almancının realitesine uzak haydi iyimser tabiriyle istisnai bir şahısın varlığı demektir. Güçlü bir yazar, güçlü bir kalem, yine güçlü bir anlatı ama zayıf bir felsefe, doğal gerçekliğimize, Almancı yaşamına uzak abartılı iyi ve şişmiş güzel bir tablo çizilen. Bir Alman bayana bir yabancı olarak öyle yanaşmaya çalışın bakalım neler olacak, aynı hafta cezaevini boylarsınız, aşkınızı da ancak parmaklıklar arasında bulabilirseniz kağıt kalem buyrun anlatın.

Kolay ve hızlı okunup çabuk unutulacak cinsinden kötü roman ama iyi edebiyat.

2011

 

Vorheriger ArtikelOsman Aysu: Ölüm Oyunu
Nächster ArtikelNazan Bekiroglu: Mücellâ

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Europäischer Tag der Sprachen: Die sprachliche Vielfalt Europas in vielen Live- und Online-Veranstaltungen entdecken

Mit der Kampagne #DiscoverTranslation und einer Online-Konferenz „Bildung beginnt mit Sprache“ startet die Kommission eine Reihe von Veranstaltungen zum 20. Europäischen Sprachentag am 26....

FIBA Şampiyonlar Ligi’ne 18 farklı ülkeden 32 takım katılacak

FIBA Şampiyonlar Ligi bu sezon 18 ülkeden 32 takımla oynanacak ve son 25 yılın ülke çeşitliliği anlamında en geniş katılımlı basketbol organizasyonu olacak. Türkiye'den...

Tourismus als Entwicklungsmotor – TUI Care Foundation startet virtuelles „Linking & Learning“-Diskussionsformat

Sieben Wochen lang kommen wöchentlich Tourismus-Experten zusammen um über die Neugestaltung des nachhaltigen Tourismus zu diskutieren Im Rahmen des Welttourismustags 2020 startet die TUI Care...

Kick-boks müsabakaları düzenlendi

Gençlik Spor Bakanlığı himayesinde Herkes İçin Spor Federasyonu koordinesinde başlatılan Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında doğa, spor ve turizm kentti Tunceli'de "Ulusal Herkes İçin Spor...