11.7 C
Hamburg
Sonntag, September 27, 2020
Start Kultur Kino The Post´u Nasıl İzlemeli?

The Post´u Nasıl İzlemeli?

2017 yılı yapımı The Post filmini Steven Spielberg yönetmiş. Holywood´un harika çocuklarından biri olan Spielberg´in bu filminin gariban bir Müslüman ülkede yasaklanması ise zekâ ve entelektüel uçurumu görmek için ibret verici. Reklamın her türlüsü iyidir misaline kurban giden ben de aslında filmi sırf bu yüzden merak ettim. Büyük yönetmenin bu ucuza mal olmuş yapıtı, Tom Hanks,  Meryl Streep, Sarah Paulson, Bob Odenkirk, Tracy Letts gibi ünlü aktörler tarafından oynanmış, senaryo yazarları ise Liz Hannah ve Josh Singer.

Film Vietnam Savaşı’ndan kesitlerle başlar. ABD Savunma Bakanlığı’nda görevli savaşın gerçek yüzünü gören bir Whistleblower, elde ettiği gizli belgeleri basına vermek için uğraşır. Belgeler kirli savaşın gerçek yüzünü açığa vuran bilgilerle doludur. Vietnam savaşını kaybedeceklerini bile bile President başta olmak üzere bir sürü görevli kendi insanlarını vicdanları sızlamaksızın ölüme göndermişlerdir. Tarihe mal olmuş namı diğer “Pentagon Belegeleri”dir söz konusu olan. Whistleblowerlara köstebek, gammaz, ispiyoncu gibi negatif anlamlar yüklense de tarihin akışını değiştirebilecek işlevleri olduğu bir gerçek. Kimilerine göre vatan haini bu insanlar, kimilerine göre de gerçek günümüz kahramanları olarak adlandırılıyorlar.

The New York Times bu gizli kaynaktan elde ettikleri belgelerin bir kısmını yayınlar yayınlamaz hükümet harekete geçer. Savcılar göreve çağrılır. Tam o günlerde yerel ve küçük bir gazete olan Post (The Washinton Post)´dan Ben Bagdikian isimli duayen muhabir aynı kaynaktan aynı belgeleri elde eder. İki saate yakın filmin ana merkezi de tam burasıdır. Times’ın basamadıklarını kendileri basabilecekler midir? Gazetenin taşaklı genel müdürü Katherine Graham´i yayın yönetmeni Ben Bradlee ikna eder. Filme inanırsanız eğer Amerikalı gazeteciler koskoca ABD hükümetini karşılarına alıp içeri tıkılmayı bile göze alırlar. Gerisi mutlu son ve nedense herkesin ortak heyecan ve sevinçle benzer aptal filmlerdeki gibi alkış çalmasıdır.

The Post´u düz mantıkla izlerseniz ulan amma da yiğit gazete patronları ve yöneticileri varmış, koskoca ülkelerine hem de kendi devletine karşı çıkıp gazeteciliğin yüksek değerleri için her şeyi göze alıyorlar, gibi metafizik, hayatın ve gazeteciliğin gerçeğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir sonuca varabilirsiniz. Tabi ki haber de, haberci de Amerika´dan gelir. Ama bir o kadar da dezenformasyon, algı operasyonu, bilinçleri çarpıtma, komplo teorileri, yalan haber de birlikte.

Filme konu olan belgelerin yayınlandığı yıllara bir bakalım. Ho Chi Minh amca ve izlediği politikalar sözcük anlamıyla soğuk savaşın zirvesini sıcaklaştırıp Amerikalılara, bugün bile izleri süren yenilgi travmalarını yaşatıp elli binden fazla kayıp verdirmiş. İnsanın, hele hele patronun, egemenin hırsı kâra doyar mı? Katledilenler aynı bizim Kore´ye, Somali´ye, Afganistan´a, son olarak da Afrin´e gönderilen genelde fakir ailelerin çocukları Niyaziler ise eğer, kim takar? (Filmdeki Graham´ın oğlu Vietnam Savaşı’na kurban gider, kadın daha çok bu yüzden el yakan belgeleri yayınlamakta inat eder.) Kelleden nasılsa kutsal şehit yapacak yalaka basını, diyanet benzeri kurum ve kuruluşları, sosyal medya trolleri zaten var. Zaman ne kadar soğuk savaş yılları da olsa, denge korunmak zorundadır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile Çin’in ağırlıklarını kodaman kapitalistler yellenseler hesaba katmak zorundadırlar. Pentagon Papers´da akabindeki Watergate Skandalı’da böylesi tarihsel süreçlerde gerçekleşir.

Siyasiler ile gazeteciler arasında nüans dışında o kadar da derin farklılıklar yoktur. İkisi de yalan söyler, kişisel çıkarları için, bu yüzden yandaşlık ve yalakalıklarını abarttıkça abarttıklarından ABD´de “Fake News” (Uydurma Haberler), memlekette “Çukur Medya”, Almanlarda, “Lügen Presse” (Yalancı Basın) gibi adlandırmalara muhatap kalırlar. Ezilen yığınlara, geniş okurlara hitap eden haberler, haberin kutsallığı, objektif gazetecilik, devletten yana veya karşıt olmak yerine haberden, milletten yana olmak palavra kavramlardır.

Yine de batıda medya devletin ve sahip olunan demokratik işlerliğinin devamı için ordu, meclis, istihbarat birimleri benzeri değişmez kurumlar kadar gerekli bir yapıdır. En çok gazete okunan ülkelerin en çağdaş ve demokratik ülkeler olması şaşırtmamalıdır. Atatürk’ün devrimci yanını traş edip, Kemalist diktatörlüğün faşist yanını alıp kendilerine onun bunun askerleriyiz diyenler, kendi basın ve sansür tarihlerine baksınlar. Şimdikilerden en küçük bir farkları olmadıklarını, eski kravat ve takım elbisenin yerini sadece bugün cübbelilerin ve maymuna benzer traşsızların aldığını görürler. Zihin her iki güruhta da aynıdır.

Gazetecilik, basın, medya hakkında birkaç eleştirel yapıt okumadıysanız eğer, Steven Spielberg´in bu ucuz kahramanlıkla tıka basa doldurulmuş yüzeysel filmi “The Post“dan hoşlanabilirsiniz. Bence iki usta oyuncu bile güneşin balçıkla sıvanmasını becerememişler. Eleştirel izlenmeli, bir gazeteyi ve haberi hiçbir zaman patronun ve ya müdürün değil araştıran, soran, ele aldığı konuyu her boyutuyla işleyen sıradan aç muhabirlerin ayakta tuttuklarını, o medya organını okunur, aranır sorulur kıldıklarını bir an bile unutmamalı. Gazeteler devletten teşvik ve maddi destek, ilan müşterisinden ilan alırlar. Parayı ya da ideolojiyi kim veriyorsa, kim saptıyorsa düdüğü de o çalar. Gerisi lafı güzaftır.

02.02.2018

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

ADAC Ambulanz-Service bringt Patienten sicher nach Hause

Internationale Herausforderungen in Zeiten der weltweiten Pandemie/ Unterstützung bei medizinischen Notfällen Bei Landung eines ADAC Krankenrücktransportes wurde das Team auf dem Airport Shijiazhuang (China) unter...

Uğur Okulları’ndan kitap okuma etkinliği

Kitap Benim projesi kapsamında her gün okullarda ve uzaktan eğitim kapsamında evlerde 20 dakika serbest okuma saati düzenleyen Uğur Okulları, toplumda okuma farkındalığı oluşturmak...

Insolvenzeröffnungsverfahren des Abrechnungszentrums AvP: AOK Rheinland/Hamburg hilft Apotheken

Nach den jüngsten Entwicklungen um die anstehende Insolvenz des Apotheken-Dienstleisters AvP Deutschland, von der rund 3.500 Apotheken betroffen sein könnten, hilft die AOK Rheinland/Hamburg...

Edebiyat dünyasında Asım Gültekin yad edildi

Sanat ve edebiyat dünyasından birçok ismin yer aldığı dosyalarda, sayısız dernek, dergi ile kültür çalışmasına imza atan Gültekin hakkında bilinmeyenler, anılar ve röportajlar okurların...