4.7 C
Hamburg
Montag, Januar 18, 2021
Start Kultur Kino Gitmek - My Marlon and Brando

Gitmek – My Marlon and Brando

Hamburg´da bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Hamburg 3. Kürt Film Günleri” devam ediyor. Çalışmadığım bir güne ve ana denk getirip kısa bir sinema şöleni çekmek, bu arada olurda bir masada belki kitap satarlar, kitap alırım, biraz da eşi dostu görürüz hevesiyle burnumun dibindeki zar zor bulduğum sinemada hangi film oynarsa oynasın diyip şansıma daldım içeri. Önceden programı okumak zararlı, şevksiz ve zevksiz bir alışkanlık. Bahtıma Hüseyin Karabey´in garip isimli “Gitmek – My Marlon and Brando” filmi çıktı.

Gitmek – My Marlon and Brando söylenene göre Ayça isimli bir genç Türk bayan ile eski bir peşmerge olan Güney Kürdistanlı Hama Ali´nin gerçek aşk öykülerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiş, hoş sohbet bir film. Beraber büyük ihtimalle İstanbul´da bir filmde oynayan iki sanatsever 25 günlük unutulmaz bir aşk yaşamışlar. Hama Ali Ayça´nın kalbini çalıyor, büyük ve unutulmaz aşkları başlıyor. Bir süre sonra Hama Ali geldiği yere Süleymaniye´ye geri dönüyor. Umutsuz aşkları telefonlarla, bolca da modern teknolojinin getirdiği videolu aşk ilanları ile sürüyor. Bugünlerde olsa herhalde nette kameralı sesli filan olurdu.

Kahramanlar Hüseyin Karabey´in seçtikleri özellikle aranılıp bulunan şahıslar mı, yoksa gerçek yaşanan aşkın gerçek kahramanları mı bilmeyi bende çok isterdim. Ama kahramanlarımızın ikisi de (gerçi bir bütün olarak hepsi demek gerekir) bilinenin dışında tiplemeler. Hani o bir film için özellikle castingde aranıp taranan güzel yüzlü, fizikli klişelerin dışında. İki olağan sevecen, doğal, harika oyuncu yetenekleri olan sevdalı insan.

Aşk üzerine her şeyin yazılıp söylendiğini, aşkın filminin çekildiğini söyleyenler ne kadar yanılıyorlar. Bu konu üzerine yapılan her bir film, yine yazılan her bir şiir, öykü kitap aşkın yeni bir anlatımı, ifadesi, bambaşka bir yansıması. Zira her insan farklı düşünür, yaşar, algılar, anlar ve anlatır. O yüzden insanlık var oldukça aşkın bambaşka boyutlardaki zenginliğine tanık olacaktır yeryüzü.

Ayça ile Hama Ali´nin sıradışı uzak mesafeli duygusal aşkları ABD´nin Irak´a saldırısı ile farklı bir boyut kazanır. Hama Ali´nin İstanbul´a gelme çabaları sonuç vermeyince Ayça karar alıp Süleymaniye´ye gitmeyi kafasına koyar. Aşk bu, hem de büyük bir aşk. İnsan uğruna neler yapmaz ki böylesi bir anda. Gerisi tam bir macera.

Hüseyin Karabey´in bu filmi sansüre uğramış, Türk törelerine uymuyor diye. Bilmem nerede oynatırsanız para yardımı alamazsınız gibi bir ambargo ile karşılaşmış, para daha güçlü çıkmış tabi ki. Karabey´in anlatımları gerçek bir sinema örneği. Yaşamın doğal kesintilerinin başarılı, humor dolu bir üslup ile izleyiciye sunulması ona farklı bir özgünlük ve sıradışılık kazandırıyor. Usta ve yetenekli bir yönetmen ile karşı karşıya olduğumuz kesin.

Ayça´da Hama Ali´de mükemmel yetenekler, büyük oyuncular. Film konu, oyun, diyaloglar, görsel zenginlik, ülkemiz cografyasının tadına doyulmaz görüntü ve yaşam kesitlerinin sunulması, gülen ve düşündüren ifadeler ile saygıdeğer, seviyeli, sinema dolu bir bir çalışmanın özneleri olmuş anlamlı bir emek. Kim demiş Kürdistan´da sevginin adı bile yok diye. Tüm bir ekibi kutlamak gerek böylesi bir ürün için. Tadına doyulmaz bir film “Gitmek – My Marlon and Brando”.

2009

Vorheriger ArtikelDie Osmanen (IV)
Nächster ArtikelÜber den Fall Binali Soydan

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular