10.7 C
Hamburg
Freitag, Oktober 23, 2020
Start Home Şair Emirhan Yıldız ile söyleşi

Şair Emirhan Yıldız ile söyleşi

– Kısaca kendinizi tanıtır mısınız kimdir Emirhan Yıldız?

– Emirhan Yıldız bir arayış kurbanıdır küçük bir köyden evrenselliğe uzanan serüvenin kimi zaman fügüranı kim zaman baş kahramanı ve hep yeniyi arayan bir düş dünyasının neferidir. Yeni bir dünya yaratma özlemini arayışıyla birleştirip hala bu yolda yürümektedir. Sanatçı ortaya bir laf atar, söylem atar, kimin işine gelmez ise buna bir kılıf arar, tarar, bulur. Ama sanatçının özgün, kendine has bir duruşu vardır. Sanatçı pazarlamacı, enstrümental olarak dünyaya baktıkça üreticilikten kopar, tıkanır, boğulur. Kısaca böyle özetleyebilirim kendimi.

– Neden şiir yazıyorsunuz, neden böyle bir ihtiyaç, nereden çıktı, nasıl başladı bu uğraşı?

– Yaşadığımızı çağın trajedisi zorunlu olarak beni buraya Hamburg´a itti, yaşadığım çelişkilerin bir biçimde deşifresi ve iç seslerimin kendinde bir yankı bulması bendeki bu damarı hareket geçirdi. Böylece iç seslerimi kağıda döktüm bunlar zamanla birikti ve “Gölgenin Anahtarı”yla benden çıkıp özgürleştiler. Başta da dediğim gibi yaşadığımız çağ bir de yaşadığımız coğrafya şiir yazmayan zamanda çağıma ve coğrafyama bir cevap niteliğindedir ve esasta rengini, sesini ve ahengini coğrafyamızdan alır ve ona geri döner. Hamburg´a gelmeden önce de şiir yazıyordum. Geliş büyük ve önemli bir baglantıyı koparttı. Bu daha çok içsel bir savaş gibiydi. O kopan dünyanın yeniden ayakları üzerine doğrultulması, bağın yeniden kurulması gerekiyordu. Şiir bunda yardımcı oldu. İç hesaplaşmalar, bunlardan kaytarmalar da kendisini, yankısını buldu ve gösterdi. Bir yere geldi, getirdi. Bu tolumsal ve siyasal yaşamın bir yerlerinden tutturdu. Şiir bir arayıştır, bir yanıt değil.

– İlk kitabınız “Gölgenin Anahtarı”´nın öyküsünü bize kısaca anlatır mısınız. Neydi hareket noktanız ve vermek istediğiniz mesaj?

– Başta şunu belirteyim “Gölgenin Anahtarı” tüm süreçlerimin ve kritik dönemlerimin toplamıdır yani tek bir çizgisi yoktur bazen de kendisiyle çelişir. Çıkış noktası artık kendimi belli bir olgunlukta hissetmem ve kendimi kendi tekrarımdan kurtarmak isteğiydi. “Gölgenin Anahtarı” ve bu eserimin serüveni tüm insanlıkla paylaşmak, onların duygu ve düş dünyasınında küçük de olsa bir iz bırakma, bir yol, bir anımsama bir çıkış bir arayış bir tercübe idi, ve en önemlisi çocukluğumda ber duyduğum gerçekten yaşanmış bir olay yanı Fermuz´un hikayesini ve onun trajedisini anlatarak unutulmadığını, unutturmayacağımızı bir borç bildim. Fermuz 38´de Dersim´de Seksur´da ailesi ile birlikte bir kömde askerlerce yakılmıştır, ben aynı zamanda köylümüz olan Fermuz´un bu katledilmesi öyküsü ile büyüdüm, ve bu gerçek olayı aynı yaşandığı gibi şiirimde vermeye çalıştım. Ayrıca 38´deki şiir ya da destan, biraz şiirsel olarak zayıf olsa da benim için bir dönüm noktasıydı ve “Gölgenin Anahtarı” nın kapısıydı.

Sanata ırksal, ulusal yaklaşımı reddediyorum. Onun ufkunun sınırları yoktur. Birinin deyimi ile bana bir ülkenin iklimi, yiyeceğini, doğasını, coğrafyasını verin diyor, ben size onun nereye gideceğini söyleyebilirim. Ezilmiş, düşürülmüş bir halkın sanatının büyük olması gerekiyor. Çok üst boyutlarda bir sanat anlayışımızın olması gerekiyor. Bir dönemin değil her dönemin, yaşamın bütün kesitlerinin verilmesi gerekiyor. Derin tarihi kökler var, özünden koparılmış, arada yaşanmamış, kopuk oldukça uzun bir zaman dilimi sözkonusu. Eline gelen herkes bu boşluğa saldırıyor.

– Kimi beğeniyorsunuz şiir de en çok, örnek aldığınız bir şair var mı? Neden?

– Buna klasik anlamda cevap vermek isterim, çünkü bende de dönemsel olarak bazı şairler yaşamıma girdiler. Bir Nazım Himet dönemi gençliğimde, iki Ahmet Arif dönemi orta yaşlarda ve en çok etkilendiğim Edip Cansever ile Cemal Süreyya, Soysal Ekinci ve Turgut Uyar bunlar beni en çok etkileyenlerdir. Tabi ki bunların içinde Soysal Ekinci´nin yeri bende bambaşkadır, çünkü o unutulmuş bir trajedidir, öncelikle kendi öz halkı tarafından. Sanatta seçmecilik, yararcı yaklaşma anlayışının yaşanılır kılınması gerekir. Dar siyasetin sanatı da dar olur, o dar koşullar altında yapılan siyasetin de ufku küçülür.

– Neden edebiyat, yazmak, kültür-sanat, politika yapmak var iken, neden insanlar buna ihtiyaç duyuyorlar sizce?

– Sanatı siyasetten ayıramayız. Uğraşılarım arasında aslında siyasetin sanatı üzerinde de durulmalı. Siyaset ile sanat içiçe geçmiş vaziyette. Sanat halkın içinden, derinliklerinden çıkıyor, halkın çelişkilerini sorunlarını gören, anlayan, yakalayanlar, bilince çıkartanlar gerçek sanatçılar oluyor. Kendi özgülümde zorunluluklar vardı, çok dar bir alandı, önce sinema ile başladı bu ilgi, oldukça popüler anlamda. Yine siyaset yapmak için ve dahası sinemayı siyasete kurban etme ile yazı ve şiir çıktı ortaya önce. İlk dönem daha bir radikal idi şiirlerimin dili, orada burada sanat ve kültür dergilerinde yayınlandı. Hatta hatırlıyorum ilk şiirimin ismi “Kıvılcım” idi, şu an elimde yok, kaybettim. Sonra yazma biraz daha derinleşti, gerçekçileşti ve oturdu. Sanatta özgür değil esnaflaşmış bir anlayış piyasada yaygın ve yerleşmiş, sol söylemin bile geldiği nokta da, ulusalcı çıkışın gelip dayandığı noktada biliniyor. Ortada orijinalitesini yitirmiş, hayatın gerçekliğine uzak kalmış bir anlayış yaygın.

Emirhan1.jpg

– Nasıl yazmalı, çalakalem, bilinen belirli standartlara bağlı kalarak ve belirli bir üslup ile stili tutturarak mı, alabildiğine sınırsız ve özgürce özgünlükte inat ederek mi? Siz nasıl yazıyorsunuz?

– İnsan kendisini nasıl ifade etme ihtiyacı duyuyorsa öyle yazar. Yazı kendisini zaten yazdırır, törpületmez. Toplumsal değer yargılarından, kendi çevresinden, sistemin dayatmalarından ürküyorsa bu sanatçı ürettiği sanat da sakattır. Yazım, yazma kendisini dayatırsa, illa da yazacağım değil, yazma kendisini dayatırsa o kendi rotasını, yolunu kendisi çizer. Dürüst ve namuslu kalemler bunun takipçisi olurlar, kelemleri bu insanları da bu yola sokar. Kendine karşı sıkıntıları olanların sanatsal çıkışları da sıkıntılıdır. Bilinç ve kavrayış düzeyi ile de ilgilidir sanata bakış ve yaklaşım. Sanatçı özgürlükten yanadır. Bir yazar bu anlamda başkasını aldatabilir ama asla kendisini aldatmamalıdır, bu da bir nevi özgürlüğü yakalamaktır.Emirhan5

– Gölgenin Anahtarı´ndan sonra yeni bir projeniz var mı, örneğin yeni bir kitap, şiir, öykü yada deneme gibi?

– Yurtdışına gelişin yarattıkları olumsuzluklar, kopardığı bağ iç hesaplaşmalardan kaytarıp yan çizmeleri bir yere getirdi, zorlama, siyasal yaşamın bir tarafından tutup aynı anda ruhsal duygu ve ince ruhlu bir bakış kendisini dayattı. Bu vahşeti çağrıştıran koşullarda mutsuzluk, memnuniyetsizlik, dünyadaki başıbozuk gidişat, sorumluluklar, içsel hesaplaşmalar, herkesin kendi bildiği tarzda uğraşması zorunluluğuyla dayattı ve ilk kitap bunun yansıması oldu. Bir roman üzerinde çalışıyorum bu sıralar. Henüz hazır değil, şiirden direk romana geçtim, öykü yazmadım pek, bana oldukça yabancı bir alan. Dille ilgili sorunu görüyorum, ama romanın kurgusunu sağlam buluyorum. Henüz ham olduğu için üzerinde pek konuşmak istemiyorum. Bunun dışında küçük hikayelere başladım. Düzenli olarak yazıyorum bu bu dönem. Kendimde olumlu bulduğum tek taraf bu, bu sıralar.

– Sayın Emirhan Yıldız teşekkürler.

2008

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

BUND: Beschlüsse des EU-Agrarrats und Europaparlaments zur Zukunft der EU-Agrarpolitik sind enttäuschend

Die heutigen Beschlüsse des EU-Agrarrates und die Ergebnisse der ersten Abstimmungen im Europäischen Parlament von Dienstag Abend zur künftigen Ausrichtung der EU-Agrarpolitik (GAP) kommentiert...

8. Kayseri Altın Çınar Film Festivali’nin jüri üyeleri belli oldu

Anadolu Sinemacılar Derneği tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla düzenlenen 8'inci Kayseri Altın Çınar Film Festivali'nin jüri üyeleri açıklandı. 29-31 Ekim'de gerçekleştirilecek festivalde, Ulusal Kısa...

Doppeltes Herbstglück für Kurzentschlossene

Deutschland, Griechenland oder Türkei: Beim Last-Minute-Spezialisten 5vorFlug finden Spontane für einen Urlaub im Oktober und November Knaller-Angebote. Für eine Auszeit auf Usedom verlost der...

Turkcell’de „Temassız mağazacılık“ dönemi

Turkcell, mağazalarında teması minimuma indirgemek için "Temassız mağazacılık" uygulamasını hayata geçirdi.Yeni dönemde müşteriler, Turkcell mağazalarında dijital ekranları ve uygulamaları kendi cep telefonları üzerinden yönetebilecek....