27.8 C
Hamburg
Mittwoch, Juni 16, 2021
StartKulturKinoBeynelmilel

Beynelmilel

Beynelmilel sinemanın gücünün, onurunun, sihirinin, zevk, heyecan, trajedi ve komedisinin alçakgönüllü keyifli bir örneği. Çok küçük bir bütçe ile çekilen filmin senrayosunu yazan Sırrı Süreyya Önder aynı zamanda Muharrem Gülmez ile birlikte yönetmiş. 12 Eylül´ün ilk yıllarında Adıyaman´da geçen olay müzik ile sinemanın ve aynı zamanda edebi bir dilin karmaşası ile yoğrulup mükemmele yakın ebatlarında izleyicisine verilmiş.

Yerel müzisyenler geçimlerini devam ettirmek için kendilerine uyanık bir çözüm bulduklarını sandıkları anda ihbarcı Suphi´nin sayesinde yakalanırlar. Suphi´nin ihbarlarının film boyu oraya buraya serpiştirilmesi iyi düşünülmüş önemli bir öğe. Gece sokağa çıkma yasağını delen çalgıcıları gözaltına alan askerlerin komutanı çalgıcılardan modern bir orkestra kurulmasını ister. Çalgıcılara küçük il ve ilçelerde her yıl tekrarlanan vatan, millet, sakarya muhabbetininden kalan düşmanı nasıl yendik palavraları artığı hep düşmanı oynayan Fransız askerlerinin üniformaları uygun görülür. Ve böylece bizim gariban çalgıcılar şehirin modern orkestrasına dönüşür.

Çalgıcıların başı kemancı Abuzer´dir, kızı yetim Gülendam ÖSYS´ye hazırlanmakta okuyup kaymakam olmak için siyasalı tutturmaya hazırlanmaktadır. Üniversiteli sevdiği Haydar ise Dersimliden daha çok Tunceli´li birine benzer ve genç bir devrimcidir, her halde yaz tatili olduğundan olsa gerek şehre geri gelmiştir. Haydar siyasal da okumaktadır ve politik biri aynı zamanda eylemcidir. Sürekli bir şeyler yapılması gerektiği kavgası içerisindedir. Filmdeki en örgütsüz devrimci, ama galiba gelişmiş sınıf bilincinin verdiği bir dayatma olsa gerek, kendince ya da bir arkadaşı ve Gülendam ile hep bir şeyler yapma ihtiyacı hisseder. Filmin en inandırıcılıktan uzak ve başarısız tiplemesi denilmeli.

Yöresel adı ile bizim gevendelerden, yerel orkestradan yakında şehri ziyarete gelecek Milli Güvenlik Konseyi´ni yani darbecileri, cuntacıları karşılama törenlerinde müzik yapmaları için hazırlık yapmaları bizzat askerlerce istenir. Bu arada Haydar herhalde daha önce gömülmüş bir zuladan bulduğu bir plaktan Gulendam´dan plaktaki parçayı bir teyp kasedine çekmesini ister. Kendince bir hoperlör aracılığı ile parçayı çalıp konseyi protesto edecektir. Filmin en güçlü oyuncularından saf ve temiz Gülendam gün boyu plağı bir kasete çeker. Bir ara babası sorduğunda ise parçanın baharın müjdecisi olduğunu, çocuk ve kuş sevgisine benzer şeyleri çağrıştıran ifadelerle açıklamaya çalışır. Defalarca çalınan parça orkestra şefi Abuzer´in beynine yerleşir. Böylece ileride konseyi karşılayacak dünyanın bildiği parçayı Abuzer kendisinin bulduğunu sanır.

Filmin gerisi tam bir şölen, sinema panayırıdır adeta. Eski halkevlerine pavyon, buralara kumarhane ya da kerhane açma açtırma politikası o dönemleri yaşayanların yakından anımsayacağı bir devlet politikasıdır. Filmin bir diğer en güçlü oyuncularından Nazmi Kırık´ın rolündeki ustalığı dikkat çeker. Rüşvet, dalkavukluk, haftanın iki günü askerlere olması koşuluyla küçük şehirde bir de pavyon açılır. Film çok boyutlu düşünülüp ele alınmış, güldüren, düşündüren, ağlatan, sohbet eden sayısız anlatım söz konusu. Ve bu tarz onu bir tek iyi bir film yapmamış, bunun aldığı bir çok ödül ile de başarısını tescil ettirmiş.

Son yıllarda izlediğim en çağdaş sinema örneği ve büyük bir zevk diyebilirim. Aynı zamanda müzik ile sinemanın bu denli başarılı bir biçimde içiçe geçtiği, olgun ve seviyeli bir stili tutturmuş. Ekibin hepsini toplu olarak kutlamak gerekir. Saygıdeğer, slogandan uzak ama güçlü vurguların altını kalınca çizmiş, kalıcı ve ciddi bir çalışma olmuş.

28.02.2010

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular