11.1 C
Hamburg
Montag, September 28, 2020
Start Home Edebiyatçı ne yapmalı?

Edebiyatçı ne yapmalı?

Edebiyatımızın genel görüntüsü günümüz ruhumuzun, ülkemizin, dünyamızın, insanımızın ve yaşamımızın doğal yansımalarından başka bir şey değil. Kimimiz onda eziklik, cefakârlık, yokluk, tutuculuk, tek yanlılık, yetersizlikler, yenilgiler görürken, aksine kimimiz zenginlik, çok boyutluluk, umut, gerçeğin ta kendisi, hayatın her rengi ve sesini yansıtan doğal bir ayna görüyoruz. Doğanın zıtları ve zıtlıkları onda, orada bulmuş, buluşmuşlar gibi. Dünyanın dört bir yanına yayılmış geniş halk yığınları sıradan gerçeğimiz. İçinde bulunduğumuz yere ve ortama ayak uyduranlarımız olduğu kadar, yurt sevdasından, bağımsızlık, ya da temel insan hak ve özgürlükleri sevdasından vazgeçmeyenler de var. Bunun diğer adını dilini yitirenler, ya da ona sımsıkı sarılanlar diye tanımlamak yanlış olmayacaktır. Bilerek, bilemeyerek, isteyerek veya istemeden ayrı konular.

İşin garibi global yaşayan, tüketen, dinleyen, okuyan, dans eden, ağlayan, gülen bizler iş düşünmeye gelince öyle yapmaya zor yanaşması. Bir yanı aşırı özgürlükçü, bir yanı despot, diğer yanı malum Ortadoğulu gibi çoban aramaksızın, bulmaksızın, kısaca onsuz kolunu hareket ettiremiyor, neredeyse nefes dahi alamıyor. Ufku sanal tarlasının sınırlarını aşmaya yanaşmamakta kararlı. Geçmişi ve tarihi kadim, kutlu, hatta şanlı yenilgilerle dopdolu ama kimin bunların ne kadarını bildiği soru işareti. Siyasetçisi de, ressamı da, edebiyatçısı da hitap ederken elini tabanca şekline getirip ateş ediyormuşçasına tehditkâr ifadeler yansıtmakta ısrarcı. Maneviyatımız doğanın zıtlıklarından yoksun ve uzak değil. Barışçıl ruhu her an kahramanlıklar yaratmaya muktedir. Bir o kadar korku, karanlık ve ihanet de değişen dengelerle doğrudan alakalı.

Zamanın politikacısı olmak başka, zamanın edebiyatçısı olmak başka; en vazgeçilmez olanı ise zamanın siyasi edebiyatçısı olmak. Ülkende kan gövdeyi götürürken incir kavuğunu doldurmayacak konularda laf ebeliği yapmak, hayata güzellik katmadığı gibi yazarını tabi ki yüceltmez. Ama savaş borazanlığı yapmak da hiçbir yazara yakışmaz. On yıllardır iyi siyaset yapamasa, en küçük bir hayatta kalma şansı olmayan deneyimlilere siyasi akıl vermeye çalışmak, kendine yazarım diyen her babayiğidin harcı değil. Emir demiri keser derler; bir emir gelir, silahlar susar, ateşkes olur, barış gelir. Sap gibi ortada kalacak olanlar, o savaş çığırtkanlarından başka kimse olmaz.

Yazın adamının veya kadınının birincil işi tabi ki yazmaktır. Hangi teoriyi getirirseniz getirin çuvallar. Öbür türlüsü `siyasiysen git siyasetini yap´tır. Aktivist olabilirsin ama bunu herkesten bekleme hakkın yoktur. Herkes kendince katkı sunar. Yarım asra yakın radikal mücadele verirsin ama hâlâ romanımız yok, diye yakınma hakkın var zannedersin. Onu bunu beğenmeyenlere tavsiye, buyur sen dene. Daha iyisini yapabiliyorsan, yazabiliyorsan, yok savaşabiliyorsan al ipleri eline kendin dene. Ya tut bir şeylerin ucundan karınca kararınca, ya da çeneni haksız yere yorma. Bu işin başka seçenekleri, bilinmeyen alternatifleri yok. Ya sanatçısındır, ya siyasi, ya da hiçbiri, yani başka bir şey. İkisini bir arada yürüten büyük yapıtlar sunamaz, ölümsüz eserler veremez. Günün adamı olur, değişken siyasi gündemlerle dalgaya göre bayrağı eser.

Aklı başında edebiyatçının tavsiyesi aktif siyasetin içinde olanlara başınızdan geçenleri, yaşadıklarınızı, gözlemlediklerini yazın, anılaştırın, anı yazmak da roman yazmak kadar zor, zahmetli, ama bir o kadar kalıcı ve anlamlıdır demeli, komplekslere kapılmadan diyebilmelidir. Bunun siz yazın ben o materyalden malzemeden romanıma olay, figür, mekân çıkartırım diye anlaşılmaması gerekir. Siyaset mi, edebiyat mı tartışmaları bir tek bizimle başlamadı. Çok uzun zaman da bizleri meşgul edecek gibi. Oysa ne kadar yanlış bu tür gereksiz oyalanmalar. Kendisine yazarım diyen insanın en önemli görevi, ciddi, çaplı, sağlam, okunacak ve nesiller boyu eskimeyecek hem bugüne, hem düne, hem de yarına yakışır kaliteli, okunur yapıtlar sunmak dışında başka bir şey değildir. Gerisi yine lafı güzaftan başka bir şey değildir.

Süleyman Deveci,    02.09.2016

Süleyman Deveci: Edebiyatçı ne yapmalı?

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

FIBA Şampiyonlar Ligi’ne 18 farklı ülkeden 32 takım katılacak

FIBA Şampiyonlar Ligi bu sezon 18 ülkeden 32 takımla oynanacak ve son 25 yılın ülke çeşitliliği anlamında en geniş katılımlı basketbol organizasyonu olacak. Türkiye'den...

Tourismus als Entwicklungsmotor – TUI Care Foundation startet virtuelles „Linking & Learning“-Diskussionsformat

Sieben Wochen lang kommen wöchentlich Tourismus-Experten zusammen um über die Neugestaltung des nachhaltigen Tourismus zu diskutieren Im Rahmen des Welttourismustags 2020 startet die TUI Care...

Kick-boks müsabakaları düzenlendi

Gençlik Spor Bakanlığı himayesinde Herkes İçin Spor Federasyonu koordinesinde başlatılan Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında doğa, spor ve turizm kentti Tunceli'de "Ulusal Herkes İçin Spor...

Kommission treibt Kapitalmarktunion in Europa voran

Die Europäische Kommission hat Donnerstag einen neuen Aktionsplan für die EU-Kapitalmarktunion in den kommenden Jahren veröffentlicht. Oberste Priorität der EU ist es, dass sich...